MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Özel Haber
11 Aralık 2019 Çarşamba 07:44

"Ruhsal engelli bireylerin dışlanması bir halk sağlığı ve insan hakları sorunu"

Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Meşe, ruhsal engelli bireylerin sosyal olarak dışlanmasının küresel bir halk sağlığı ve insan hakları sorunu olduğunu söyledi.

ESRA SARI 

Avrupa Birliği (AB) ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından finanse edilen, Sağlık Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca yürütülen Ruhsal Engelli Bireyler İçin Sosyal İçerme Projesinin ‘Ruh Sağlığı Hizmetlerinde Kalitenin Arttırılması’ temalı Konferans programının ilki geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. 

Anadolu Downtown Hotel’de düzenlenen konferansa; Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe, DSÖ Türkiye Temsilcisi Dr. Pavel Ursu, oyuncu ve sunucu Ceyda Düvenci, sunucu Özge Uzun ve çok sayıda seçkin davetli katıldı. 

Saygı Duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından konferansın açılış konuşmasını Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Emine Alp Meşe yaptı. 

Meşe, ruhsal hastalıklarının, kişinin ve çevresinin yaşamını ve hayat kalitesini etkileme durumunun olduğunu belirtti.

Meşe, “Önemli bir hastalık yükü oluşturma, multidisipliner ve çok paydaşlı bir yaklaşımı gerektirme ve dışlanma gibi zorlukları ve yansımaları bulunmaktadır” diye belirtti. 

Meşe; “Ruhsal engelli bireylerin sosyal olarak dışlanması küresel bir halk sağlığı ve insan hakları sorunu”

Meşe, ruhsal engelli bireylerin sosyal olarak dışlanmasının küresel bir halk sağlığı ve insan hakları sorunu olduğunu söyleyerek, “Diğer taraftan sosyal içerme, ruhsal hastalığı olan insanlar dahil, herkes için bir insan hakkı olduğu gibi, aynı zamanda kaliteli ruh sağlığı hizmetleri üretiminden ve ruhsal hastalıklardan kurtulmanın da önemli bir parçasıdır” dedi.

Meşe; “17. yüzyıldan sonra, Avrupa’da tıp alanındaki gelişmelerle beraber ruh hastalığı bir hastalık olduğu kabul edilmeye başlanmış ve toplum temelli tedavi modellerine yönelinmiştir”

Meşe, ruhsal hastalıkların, ilkel çağda doğaüstü kötü ruhlara bağlanmış olduğunu belirterek, bu konu hakkında şunları söyledi: “Hipokrat’ın yaklaşımları ile bu düşüncelere bir süre ara verilmiştir. Ancak Orta Çağ Avrupası’nda, ruh hastalarının içine şeytanın girdiği, bu hastaların büyücü oldukları gibi tehlikeli inanışlar oluşmuştur. O dönemlerde ruh hastaları hakkındaki kararlar din adamlarına bırakılmıştır. Ancak 17. yüzyıldan sonra, Avrupa’da tıp alanındaki gelişmelerle beraber ruh hastalığı bir hastalık olduğu kabul edilmeye başlanmış ve toplum temelli tedavi modellerine yönelinmiştir.”

Meşe, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin, toplum içinde, toplumun bir parçası olarak desteklendiğini hatırlatarak, bu konu hakkında şunları aktardı: “O dönemler toplum temelli tedavi modelleri uygulanmıştır. Verilen sağlık hizmetlerinde, hastaların iyi beslenmelerine, iyi koşullarda bakım verilmesine odaklanılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde şehirlerin en merkezi yerlerine şifahaneler kurulmuş, cami, medrese, hastane üçlüsü ile hastaların sosyal, ekonomik, kültürel anlamda da desteklenmeleri sağlanmıştır.” 

Meşe, 1940’larda yaşanan ekonomik krizin etkileri sebebiyle sağlık alanına yapılan yatırımların azaldığını söyledi. Meşe, bu konu hakkında şunları söyledi: “Hasta sayısına karşılık hizmetler yetersiz kalmış ve zamanla hasta odaklı, toplum destekli tedavi modeli yerini kapalı servis, hastane temelli tedavi yaklaşımlarına bırakmıştır. Günümüz modern tıbbında, kronik ruh sağlığı hastalıkları için hastane temelli tedavi yaklaşımları kabul edilmemekte, toplum temelli psikiyatri modelleri ile hastaların sosyal hayata uyumlaştırılması önerilmektedir.”

Meşe; “Sağlıklı Hayat Merkezlerinin yaygınlaştırılması, toplum temelli tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarının yapılması ve sosyal destek hizmetlerinin de güçlendirilmesiyle daha etkin hale gelecektir”

Meşe, vatandaşların hak ettiği kaliteli sağlık hizmetlerini, sağlığın her alanında güçlü bir şekilde üretmeyi Sağlık Bakanlığı’nın başardığını söyledi. Meşe ayrıca, ruh sağlığı alanında verilen hizmetlerde son yıllarda önemli adımlar atıldığını aktardı. 2006 yılında hazırlanan “Ulusal Ruh Sağlığı Politikası” metnini hatırlatan Meşe, bu konuya ilişkin şu açıklamalarda bulundu: “Dünya Sağlık Örgütü’nün ruh sağlığı politikaları ile ilgili önerdiği 7 modülü temel almaktadır. Ulusal Ruh Sağlığı Politika metni esas alınarak hazırlanan ve bu amaçla hastaların ihtiyaçları, kişisel kararları ve tedaviye katılımlarını sağlayan, kısaca bireyi odağa koyan Bakanlığımız Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı (2011-2023) kapsamında Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) oluşturulmuş ve 2011 yılından bu yana bu merkezler hizmet vermeye başlamıştır. Bugün sayıları 78 ilimizde 172’e ulaşmış olan TRSM’ler; Sağlıklı Hayat Merkezlerinin yaygınlaştırılması, toplum temelli tedavi ve iyileştirme çalışmalarının yapılması ve sosyal destek hizmetlerinin de güçlendirilmesiyle daha etkin hale gelecektir.“

Meşe, Sağlık Bakanlığı olarak çalışmaların devam ettiğini söyleyerek, “Tüm vatandaşlarımız gibi kronik ruhsal hastalığı olan bireylerin de kaliteli sağlık hizmeti alabilmeleri için, toplum temelli hizmet modelinin önemini bilmekte, bu konuda daha da ileri adımlar atacak çalışmaları yürütmekteyiz” ifadesini kullandı. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ticari Hayat