MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
''Yerli ilaç üretimi sağlanmalı''
Özel Haber
10 Ekim 2019 Perşembe 07:24

''Yerli ilaç üretimi sağlanmalı''

Eczacıların öncelikli sorunlarını ve taleplerini aktaran Taner, “Şu anda üretilen yerli ilaçların üretim aşamalarına baktığımızda, yalnızca kullanılan tesis ve çalışanların yerli olduğunu söylemek mümkündür ve tüm bu etmenler yerli ilaç üretim sürecini sekteye uğratmaktadır.” dedi.

OĞUZHAN SARI 

ANKARA Eczacı Odası Başkanı Ecz. Taner Ercanlı seçim sonrası basın mensuplarıyla buluştu. Eczacıların sorunlarını ve taleplerini aktaran Ercanlı, kendilerinin kamu hizmeti yaptıklarının tescillenmesi için yeşil pasaport taleplerinin olduğunu dile getirdi.  Ayrıca yasalar çerçevesinde kendilerinin herhangi bir ilacın reklamını yapamazken aktarların her derde devaymış gibi reklam yapmalarının yanlış olduğunu ve bu konuda tedbirlerin arttırılması gerektiğini ifade etti. Piyasada satılan ek gıdalarında doktor reçetesiyle sadece eczacıların satmasının daha doğru olacağını belirtti. 

Yerli ilaç üretimi sağlanmalı

“Halkımızın en yakın sağlık danışmanı olan biz eczacılar, öncelikli görevimizin toplum sağlığının korunması olduğu bilinciyle hareket etmekteyiz.” diyerek sözlerini sürdüren Ercanlı, “1956 yılından bu yana çalışmalarına devam eden Ankara Eczacı Odası olarak önce halkımıza, sonra meslektaşlarımıza hizmet ediyor olmaktan büyük gurur duymaktayız. Toplumun en yakın sağlık danışmanı olan eczacılar olarak önemsediğimiz konuların en başında, halkımızın ilaca erişimi gelmektedir. Ancak, son dönemlerde hem yerelleşme sürecinin ilaç endüstrisine yansımaları hem ilaç kuru hem de Sağlık Uygulama Tebliği (SUT)’nde yaşanan değişiklikler nedeni ile halkımızın ilaca ulaşmasında bazı sorunlar yaşanmaktadır.

Ankara Eczacı Odası olarak, ülkemiz ekonomisine ve halkımızın ilaca erişimine yapacağımız katkılar için her zaman yerli ilaç üretiminin arkasında olduğumuzu belirtmek isteriz. Ancak ilaç üretimin özüne baktığımızda; ilacın hammaddesinden, paketlemede kullanılan plastik ve kâğıt malzemelere kadar ilaç üretiminin hemen hemen her aşamasında ithal ürünlerin kullanıldığını görmekteyiz. Şu anda üretilen yerli ilaçların üretim aşamalarına baktığımızda, yalnızca kullanılan tesis ve çalışanların yerli olduğunu söylemek mümkündür ve tüm bu etmenler yerli ilaç üretimi sürecini sekteye uğratmaktadır.

Yerli ilaç üretimindeki bu süreç “İlaçta Kısmi Yerelleşme” den çıkarılıp, üretimin her aşamasında yerelleşmeye gidilmelidir ve jenerik ilaçların da tercih edilmesi sağlanmalıdır.” dedi.

Bazı ilaçlar bazı sebeplerle piyasada bulunmuyor

Geri ödemeden çıkan ilaçları piyasada bulmakta sorunlar yaşadıklarını ve ilaçların bulunsa dahi daha yüksek fiyatlarla temin edildiğini dile getiren Ercanlı, şöyle konuştu; “İlaç endüstrisinin geneline baktığımızda bazı ilaçların da geri ödeme kapsamından çıkarıldığını veya çıkarılma planında olduğunu görmekteyiz. İlaçların geri ödeme kapsamından çıkarılması ile halkımız, hali hazırda kullandıkları ilaca ya hiç ulaşamamakta ya da geri ödeme kapsamından çıkan ilaçlara fahiş fiyatlara ulaşmaktadır. Her iki durumda da halkımızın ilaca erişimi kısıtlanmaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki bir ülkenin sosyal güvenlik ağı ne kadar geniş olursa, sosyal devlet anlayışı o kadar uygulanabilir olmaktadır. Yerelleşme sürecinde yaşanan aksamalar ve ilaç fiyat politikaları nedeni ile bazı suni gözyaşları, bazı burun spreyleri ile bazı astım ve KOAH ilaçlarında sıkıntılar yaşanmakta, halkımız bu ilaç gruplarının bir kısmına erişmekte zorluk yaşamaktadır. Ankara Eczacı Odası olarak yerli ilaç üretimini ve jenerik ilacı destekliyoruz. Bunların yanı sıra, bu sürecin daha etkin yönetilerek, hastalarımızın ilaca ulaşımındaki engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz.

Halkımızın ilaca erişiminin önündeki bir diğer engel ise İlaç Fiyat Kararnamesinden kaynaklanmaktadır. Bildiğiniz gibi ülkemizdeki ilaçların Dönemsel Avro Değeri, Avrupa Birliği üyesi olan ve en ucuz ilaç fiyatına sahip beş ülke referans alınarak hesaplanmaktadır. Son olarak Şubat 2019 tarihinde yapılan değişiklikle bu değer 3,40 olarak belirlenmiştir.

Ancak Dönemsel Avro Değerinin Avro kuru ile arasında meydana gelen makas farkı, pek çok firmanın ilaçlarını Türkiye pazarından çekmesine ya da piyasaya kısıtlı ilaç sunmasına neden olmaktadır. Özellikle kanser, astım, KOAH, hipertansiyon ve MS gibi kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların piyasada bulunması ile ilgili sıkıntılar yaşanmaktadır.

Hastalarımızın ilaca erişimini zorlaştıran başka bir etmen ise SUT’ta yapılan değişikliklerden kaynaklanmaktadır. Sizlerin de bildiği üzere geçtiğimiz günlerde SUT’ta yapılan değişiklikle daha önce nöroloji uzmanlarınca reçetelenen bazı ilaç gruplarının sadece psikiyatr uzmanları tarafından yazılması şeklindeki düzenleneme neticesinde, hastalarımızın bu ilaçlara erişiminde sıkıntılar baş göstermiştir. Hastalarımız hem çok sayıda hekime giderek daha fazla muayene ücreti ödemek zorunda kalmakta hem de birden fazla hekim reçetesi ile bize başvurmak zorunda kalmaktadır.

Yine astım ve KOAH ilaçlarının reçetelenme şartlarında yapılan değişiklikler ve belirsizlikler hastalarımızın ilaca erişimini kısıtlamaktadır.

SUT değişikliğinin biz sağlık profesyonelleri ile görüşülmeden ani kararlarla yapılması, biz eczacılardan önce hastalarımızı mağdur etmekte, hastalarımız ilaçlarına doğru zamanda ulaşamamaktadır. Bu sorunların oluşmasını engellemek için SGK ve Sağlık Bakanlığının Birliğimiz ve biz meslek odaları ile birlikte hareket etmesi ve eczacılarımızın görüşlerini alması mağduriyetlerin önüne geçer.

İlaç fiyatlarında kuru Sağlık Bakanlığı belirliyor

Eczacılar olarak sıkça karşılaştıkları ve kendilerini oldukça üzen bir başka konunun ise “Zam beklentiniz var mı?” sorusu olduğunu söyleyen  Ercanlı, “İlaç fiyatları Sağlık Bakanlığının belirlemiş olduğu ilaç politikalarına göre belirlenmekte ve biz eczacılar da Bakanlığın belirlediği fiyatlar üzerinden hizmetimizi sunmaktayız. Bizler için önemli olan ilaç fiyatlarından önce hastalarımızın ilaç ihtiyaçlarını karşılayabilmektir. Ankara Eczacı Odası olarak yetkili otoriteden talebimiz, hastalarımızın ilaca erişimine engel olan; İlaç Fiyat Kararnamesi, yerelleşme sürecinde ortaya çıkan aksaklıklar, SUT değişiklikleri veya geri ödeme kriterleri gibi her ne sebep varsa bu sorunlara ivedilikle çözüm bulunması ve hastalarımıza hekimi tarafından reçetelenen ilaçları sunabilmektir.

Özetleyecek olursak, biz eczacılar ilaçların fiyatlarının artmasını değil, düzenlenmesini istiyoruz! İlaç fiyatlarından dolayı piyasada yaşanan ilaç sıkıntısının önüne geçilmesini talep ediyoruz.

Piyasada yaşanan ilaç sıkıntısının çözülmesinde bir diğer yöntem ise eşdeğer ilaçların reçetelenmesidir. Ancak hastalarımızın bir kısmı eşdeğer ilacı kabul etmemekte, mutlaka hekimi tarafından yazılan ilaç markasını istemektedir. Bu durumun reçetelere ilaç markası yerine etken madde isminin yazılması ile çözüme kavuşabileceğine inanmaktayız.” dedi.

Eczacılık fakültelerinin eğitim niteliği arttırılmalı

Eczacılık fakültelerinin eğitim niteliğinin azalmasının mesleklerindeki  gelişimin önündeki bir diğer engel olarak karşılarına çıktığını ifade eden Ercanlı, “Ankara Eczacı Odası olarak eczacılık fakültelerinin taban puanlarının yükseltilmesi ve fakültelerimizin asgari eğitime başlama kriterlerine uygun hale getirilmesini talep etmekteyiz. Fakültelerimiz bu asgari şartları sağlayana kadar, hali hazırda eğitim veren eczacılık fakültesi kontenjanlarının azaltılması ve yine bu asgari şartlar tamamlanana kadar yeni eczacılık fakültelerinin açılmaması, mesleğimizin dünya standartlarını yakalamasını sağlayacaktır.

Ülkemizde eczacılığa ışık tuttuğumuzda, eczacılarımızın büyük bir çoğunluğunun eczane eczacılığına yöneldiği görülmektedir. Ancak gelişmiş ülkelerde eczacılık uygulamalarına bakıldığında, başta “Klinik Eczacılık” olmak üzere, eczacıların kamu ve özel sektör ile ilaç sanayinde istihdamının önü açılarak, eczacılıkta çok farklı istihdam alanları oluşturulduğu görülmektedir.” şeklinde konuştu.

Eczacılar kamuda da istihdam edilmeli

Ercanlı son olarak şu ifadelere yer verdi; “Mesleğimizin geleceği için, yeni mezun eczacılarımızın kamu ve özel kuruluşlarda istihdam edilmesinin yolunun açılması ve buralarda görev yapacak eczacılarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi gerekmektedir.”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat