MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İklim krizi en büyük sağlık tehdidi
Özel Haber
8 Eylül 2021 Çarşamba 07:21

İklim krizi en büyük sağlık tehdidi

İklim krizinin halk sağlığı açısından etkilerine değinen Dr. Ümit Şahin, 21. yüzyılda en büyük sağlık tehdidinin iklim krizi olduğunu söyledi.

OĞUZHAN SARI

Her yıl 3-9 Eylül tarihleri arasında kutlanan Halk Sağlığı Haftası kapsamında, Halk Sağlığı Uzmanları Derneği ve Bursa Tabip Odası, 6 Eylül’de “Halk Sağlığı Açısından İklim Krizi” konulu çevrim içi toplantı gerçekleştirdi. 

Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç’ın moderatörlüğünü yaptığı toplantının konuşmacısı, İstanbul Politikalar Merkezi İklim Değişikliği Koordinatörü Dr. Ümit Şahin oldu.

“İklim değişikliğinin sağlığı bozucu etkileri daha yakından görülüyor”

Etkinliğin moderatörlüğünü yapan Halk Sağlığı Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Kılıç, halk sağlığı açısından iklim krizinin önemli bir konu olduğuna vurgu yaparak, “Son zamanlarda halk sağlığının önemi, giderek ön plana çıkmaya başladı. İnsanların daha sağlıklı olabilmesi, dolayısıyla toplumun daha sağlıklı olabilmesi için halk sağlığının yaptıkları biraz daha görünür hale geldi. Bununla birlikte de çevre sağlığı sorunlarının önemi de yakından hissedilmeye başlandı. Son 100 yıl içerisinde çevre hareketleri giderek arttı ama son yıllarda iklim değişikliğinin sağlığı bozucu etkileri ve riskleri  daha yakından görülüyor” dedi. 

“İklim değişikliği ‘İklim krizi’ olarak tanımlanacak noktaya geldi”

Etkinliğin konuşmacısı olan İklim Değişikliği Çalışmaları Koordinatörü Dr. Ümit Şahin, günümüzde iklim değişikliğinin artık “kriz” olarak tanımlanacak noktaya geldiğini ifade ederek, “İklim değişikliği, bilinen iklim değişikliği değil. 2000’li yıllarda iklim değişikliğine dair konuşulan ‘bulaşıcı hastalıklar artacak’, ‘gıda krizi olacak’ şeklindeki söylemlerin zamanı geçti. Şu an iklim değişikliği, ‘İklim krizi’ olarak adlandırılan ciddi bir dönüşüm yaşadı. Yaşanan iklim krizini sağlık açısından düşündüğümüzde, bu durumun doğrudan halk sağlığını, sosyal, ekonomik, siyasi pek çok boyutu tehdit eden bir problem olduğunu görüyoruz” diye konuştu. 

Karbondioksit ve sıcaklık artışı hızlanıyor…

İklim krizinin ne durumda olduğunu anlamak için atmosferdeki karbondioksit ve sıcaklıklardaki artışa, buzulların erimesine bakmak gerektiğine vurgu yapan Dr. Şahin, şunları söyledi: “Atmosferdeki karbondioksit artışı, bu senenin en yüksek düzeyinde(420 ppm’e yakın). Bu düzey sanayi öncesi dönemden bugüne ciddi bir artış olduğunu gösteriyor. Sıcaklık artışı da 2015 yılında bir dereceyi geçerek bir dönüm noktası oldu. 2016 yılında rekor kırarak 1,25 dereceye çıktı. 2020’de de küresel sıcaklık artışı 1,25 derece oldu. Bilimsel raporlarda sıcaklık artışında 1.50 derece üst sınır kabul ediliyor. Dolayısıyla bu sınıra çok az kalmış durumda. Bunu bilerek hareket etmek gerekiyor. 1970 yılından beri ortalama sıcaklıklar hızlı bir şekilde artıyor ve her sene sıcaklıkta yeni rekorlar kırılıyor. Son 100 bin yıl içerisinde sıcaklıklar aşırı şekilde dalgalanmıştır. Sadece son 10 bin yılda bir iklim istikrarı yaşadık ama şu an bu iklim istikrarından koptuk. Artık bildiğimiz iklim ve dünya yok. Dolayısıyla böyle bir dünyada sağlık, ekonomi, su ve gıdayı düşünürken eski dünyanın normaliyle hareket edemeyecek durumdayız.”

“Buzulların durumu iklim krizinin anlaşılmasında önemli bir etken”

Şahin, buzulların durumunun da iklim krizinin anlaşılmasında önemli bir etken olduğuna dikkati çekerek, “Özellikle Kuzey Kutbu’ndaki buz kütlesi kritik öneme sahip çünkü bu buz kütlesi eridiğinde altından çıkan deniz suyu, güneş ışınlarını çok fazla emiyor ve küresel ısınma hızlanıyor. Son 40 yıl içerisinde bu buz kütlesinde yüzde 40’a yakın bir erime söz konusu oldu. Eğer erime devam ederse deniz seviyesi yükselecek. Dünyanın önemli büyük kentlerinin kıyıda yer aldığı düşünüldüğünde erime ve deniz seviyesinin yükselmesinin ne kadar ciddi riskler ortaya çıkardığı görülecektir” dedi.  

“Isınmanın artması hiç görülmeyen olayları meydana getirecektir”

Isınmanın 1,5 dereceyi geçmesi ve 2 dereceye doğru gitmesi durumunda “Küresel birikmiş etkiler” adı verilen etkilerin görülebileceğini ifade eden Şahin, “Yani bugün hiç görmediğimiz okyanus adalarının sular altında kalması, Kuzey Kutbu buzullarının erimesi, ‘Birleşik İklim’ adı verilen, kuraklık ve toprak neminin azalmasıyla ortaya çıkan orman yangınlarının oluşması gibi olaylar karşımıza çıkacaktır” diye konuştu. 

Bir numaralı iklim felaketinin sıcak dalgası olduğuna vurgu yapan Şahin, “Sıcak dalgaların neden olduğu sağlık sorunları aslında iklim krizinin en hızlı başlayan, en şiddetli görülen etkisi. Günümüzde insanların sıcak dalgası nedeniyle hayatını kaybetmesi, bir sağlık sorunu olarak yeni yeni algılanmaya başlandı. Bu nedenle sıcak dalgasına özellikle değinmek gerekiyor. Sıcak dalgası insan sağlığını, geçim kaynaklarını ve altyapıları etkileyerek insani sistemlere ciddi zararlar veriyor” dedi. 

“İklim felaketi sosyal, siyasi ve ekonomik sorunları karşımıza çıkarıyor”

Şahin, iklim felaketiyle ilgili son iki yıldır yaşanan olayları hatırlatarak, “Avusturya orman yangıları, Kaliforniya ve Pasifik kıyılarındaki rekor düzeydeki yangınlar, Atlantik kasırgasındaki artış, Yunanistan’ı vuran Akdeniz kasırgası, Kanada’daki sıcaklık dalgaları, Türkiye’nin birçok noktasında yaşanan sel ve orman yangıları ile yine ülke genelinde son iki yılda yaşanan ciddi sıcak dalgaları, iklim felaketiyle ilgili son iki yılda yaşananlardır. Tüm bunlar ani olaylardı. Yaşanan iklim felaketi kuraklığı, gıda ve su krizini, göçü beraberinde getiriyor. Dolayısıyla iklim felaketiyle birlikte birçok siyasi, ekonomi ve sosyal sorun karşımıza çıkıyor. Bunların arasında da sağlık sorunları önemli bir yer taşıyor” dedi. 

“Sıcaklığa bağlı ölümler, su kalitesinin bozulması ve açlık en büyük sağlık tehdidi”

İklim değişikliğinin 21. yüzyılın en büyük sağlık tehdidi olduğunu belirten Şahin, “Bu tehdit, dolaylı ve doğrudan ilerliyor. En doğrudan tehdit, aşırı sıcaklar çünkü küresel bir ısınma var ve bu ısınma tüm dünyaya yayılmış ve şiddetli düzeyde ilerliyor. Aşırı hava olaylarından kaynaklı ortaya çıkan ölüm ve yaralanmaların artması da diğer bir tehdit olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte birçok hastalığın coğrafyası da değişiyor. Önümüzdeki 15-20 yıl içerisinde hastalıkların coğrafyasındaki değişimlerin artacağına dair araştırmalar mevcut. Özellikle polen sezonunun değişmesiyle birlikte alerjenlerin artışı da iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki doğrudan etkileri olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan hava kirliği ve bu kirliliğin neden olduğu kalp, akciğer hastalıklarının ortaya çıkması, su kalitesinin bozulması, açlık gibi etkiler, iklim değişikliğinin sebep olduğu dolaylı sağlık tehdidini oluşturuyor” diye konuştu. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ticari Hayat