MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İnsanın, hareketi hatırlaması gerek
Röportaj
1 Şubat 2019 Cuma 07:50

İnsanın, hareketi hatırlaması gerek

“Fizik tedavi sırasında fark ettim ki, aslında fizik tedavide gösterilen hareketlerle pilatesteki hareketler eş değer” diyen Pilates Eğitmeni Şerife Kurt, pilates hakkında merak edilenleri gazetemiz okurları için anlattı.

SEDA TOLMAÇ
 

Son dönemlerin popüler egzersizlerinden olan pilates, aslında uzun yıllardır var olan bir spor... Ülkemizde ise, son birkaç yıldır rağbet gören pilates hakkında, herkes çeşitli bilgilere sahip... Ancak, pilatesin zaman içerisinde tercih edilen bir spor olması, bu alanın bireyler tarafından öğrenilmeye başlamasını da sağladı.
Önceki yıllarda genellikle ‘topla yapılan bir spor’ olarak akıllarda yer eden pilatesin, aslında sadece topla yapılan bir spor olmadığı ve çeşitli aletlerle farklı egzersizlerin yapılabildiği bir alan olduğu günümüzde yavaş yavaş öğrenilmeye başlandı.
Bugün kadın-erkek fark etmeksizin çoğu kişi tarafından tercih edilen bir spor olan pilatesin, 7’den 70’e herkese hitap edebildiğini söyleyen Şerife Kurt 19 Fit Pilates’in Antrenörü Şerife Kurt, Ticari Hayat Gazetesi okurları için pilatesi anlattı.
Fizik tedavide yapılan hareketlerin pilateste yapılan hareketlerle eş değer olduğuna dikkati çeken eğitmen Şerife Kurt, “Pilates, aslında insan doğasında var olan ‘hareket etme’ faktörünü sunuyor. Günümüzde, insanlar hareket etmeyi unuttu ve hareketsiz bir yaşama doğru sürükleniyorlar. Pilates aslında insanlara hareket etmeleri gerektiğini hatırlatıyor diyerek, başlıyor sorularımızı cevaplamaya…

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?
Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi Antrenörlük Bölümünden 2014 yılında mezun oldum. Pilatesle de üniversite döneminde tanıştım. Aslında, step-aerobik eğitmenliğiyle başlamıştım. Nitekim pilatesle devam ettim. Beden eğitimi hocamın kurucularından olduğu bir spor salonunda pilates üzerine staj yaptım. Böylelikle pilates konusunda kendimi geliştirmeye başladım. Eğitimimi tamamladım, gerekli yerlerden sertifikalarımı aldım ve böylelikle pilates eğitmenliğine başlamış oldum. Yaklaşık 6 yıldır sertifikalı eğitmen olarak çalışıyorum. 

Sizi pilatese yönlendiren şey neydi?
Zaten spor benim hayatımda olan bir şeydi. Evde kendim pilates yapıyordum. Bunun öncesinde ise, futbol geçmişi olan biriyim. 5 yıl lisanslı futbolcu olarak futbol oynadım. Bu alanda dünya üçüncülüğüm var. Sporun hep içindeydim. Ancak, zamanla bende, futboldan kaynaklı menüsküs meydana geldi. Menüsküs nedeniyle fizik tedavi gördüm. Fizik tedavi sırasında fark ettim ki, aslında fizik tedavide gösterilen hareketlerle pilatesteki hareketler eş değer. Bunu fark ettiğimde de ‘Ben zaten bu hareketleri yapıyormuşum’ diyerek pilatese devam ettim. Bir sporcu olarak pilatese yönlenmemim nedeni; aslında direkt pilates yapayım düşüncesi değildi, pilates zaten yaptığım bir spordu. 

Pilatesin, fizik tedaviyle eş değer olduğunu gördüm” dediniz, bu dikkat çekici bir nokta aslında. O zaman pilatesi nasıl tanımlarsınız?
İnsan hayatında var olması gereken hareketler aslında. Çünkü, günümüzde insanın hareket alanı kısaldı. Yani, insan hareketsizleşmeye başladı. Artık, neredeyse marketlerin içine bile arabalarla girilecek. İnsanlar neredeyse yürümüyor. Ama insanın doğası yürümektir, koşmaktır, hareket etmektir. Bizim hareket etmemiz gerekiyor. Ama yapmıyoruz. Pilateste, bir destekleyici egzersiz programı olarak, aslında gün içinde yapmış olmamız gerekenleri yaptığımız için, hayatın bir parçası olarak devam ettirilmeli. En azından haftada 3 saat buna vakit ayrılmalı.
Özellikle Türkiye pilatesi, pilates topuyla yapılan bir spor olarak tanıdı. Ancak, pilates, uzun geçmişi olan bir spor ve zaman içerisinde de bu sporun sadece topla yapılmadığı anlaşıldı. 

Pilatesin özellikle ülkemizde popüler hale gelme sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aslında pilates, Kurtuluş Savaşı yıllarından itibaren süregelen bir program olarak karşımıza çıkar. Pilates kurucusu olan Joseph Pilates’in soyadından gelen bir spor. Joseph Pilates bu sporu yapmış, ama bu spor Türkiye’ye geç ulaşmış. 
Açıkçası ülkemizde manken Ebru Şallı sayesinde bu spor tanınmaya başladı. Şallı’nın pilates üzerine yaptığı televizyon programları, bu sporu popüler hale getirdi. Zaman içerisinde de zaten pilatesin sadece topla yapılmadığı, egzersizlerle ve çeşitli aletler kullanılarak yapıldığı öğrenilmiş oldu. Ayrıca, bugünkü pilates eğitiminde kullanılan aletlerin, aslında sedyeye benzerliği göz önünde bulundurulduğunda, az önce de bahsettiğim fizik tedavi egzersizleriyle eş değer olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Pilateste sakatlanma riski var mıdır?
Pilates, sakatlanma riski çok çok düşük olan bir spordur. Ancak, hiç risk yoktur diyemeyiz, çünkü yürürken bile sakatlanma riskimiz olabiliyor. Ama spor olarak ele aldığımızda, sakatlanma riski en az olan branşlardandır.

“Pilatesi genellikle kadınlar tercih ediyor” diye bir düşünce var. Bu düşünceye katılıyor musunuz? Pilatesi, kimler tercih ediyor?
Hayır, pilatesi sadece kadınlar tercih etmiyor. Evet, pilates denildiğinde bu sporu sadece kadınlar yapıyormuş gibi bir düşünce oluşabiliyor, ama pilatesi 7’den 70’e herkes yapabilir. 
Pilates, özellikle gelişim çağındaki çocukların duruş bozukluklarını, omurga rahatsızlıklarını giderebilen bir spor. Bunun dışında gelişim çağındaki çocuklar için yüzme de çok güzel ve önemli bir branş. Nitekim pilates de bu şekilde. Çünkü aslında pilateste yapılması gereken hareketler yapılıyor. 
Biz pilateste asimetrik çalışmalar yapıyoruz. Esneme, uzanma hareketleri hep eşit yönlü oluyor. Pilates, omurga ve iskelet kas sistemini düzeltici hareketlerdir. Ve bu nedenle pilates, herkes içindir. Herkesin yapabileceği bir spordur.
Günümüzde erkekler de bu konuda bilinçli ve pilates yapıyor. Eskiden “Erkekler pilates mi yaparmış” şeklinde bir düşünce oluyordu, çünkü Türkiye’nin gözünde pilates, toptan ibaretti. Ancak insanlarda, özellikle erkeklerde bu konuda belli bir bilinç oluştu. Bugün, pilatesin herkes için olduğunu ve sadece topla yapılan bir spor olmadığı anlaşılmış oldu. 

Bildiğim kadarıyla pilatesin de kendi içinde alanları var. Bunlardan biri de, yine son dönemlerde aşina olduğumuz; doğum pilatesi. Biraz bu doğum pilatesinden de bahsedecek olursanız, doğum pilatesine ne zaman başlanmalıdır? Doğum pilatesinin riskleri var mıdır? Doğum pilatesinin faydaları nelerdir?
 Hamile pilatesiyle risk ne artar ne azalır, zaten bir risk varsa vardır. Hamilelik süreci, risk faktörüne etki etmez. Doğum pilatesine ne zaman başladığımız konusu ise şöyle; Daha önce spor geçmişini bilmediğimiz, hamile olarak gelen bireylerde 13. haftadan sonra, yani 3 aylık serüvenin tamamlanmasının ardından ve doktor onayıyla pilatese başlıyoruz.
İlk gebeliklerde, hamile kadınlarda psikolojik olarak bir korku oluşabiliyor. Bu nedenle kişilerin psikolojik olarak rahat edebilmesi için doğum pilatesini, doktor gözetimiyle birlikte sürdürüyoruz. 
Dediğim gibi spor geçmişi olmayan bireylerde 3 aylık sürenin tamamlanmasının ardından pilatese başlıyoruz, ama birey daha önce spor yapmışsa ve vücudu sürece alışkınsa zaten gebeliğin ilk dönemlerinde de pilates yapmasında bir sakınca olmuyor. Doğum pilatesinin faydası, vücudun doğumdan sonra hızlı ve erken toparlanmasına yardımcı olması. Ancak bunun da ötesinde, kişilerin doğum esnasında rahat bir doğum gerçekleştirmesine katkı sunuyor.

Peki, doğum pilatesi yapanlar, doğumdan sonra da pilatese devam ediyor mu?
Doğumdan önce pilatese gelenler, genellikle doğumda, doğum sırasında aldıkları/alacakları kiloları kontrol edebilmek amacıyla pilatese başlıyor. Aslında doğum pilatesi, kilo vermekten ziyade, doğumu kolaylaştırıcı bir faktördür ve doğum sonrası vücudu her yönden toparlayıcı bir etkiye sahiptir. 
İnsanlar, “Hamile kaldım, kilo alacağım, o kiloları vermem lazım” düşüncesine kapılarak pilatese başlayabiliyor.  Ama pilates, bahsettiğim gibi doğumu kolaylaştırıcı özelliğe sahip. 

Sporun insan hayatında her zaman var olması gerektiğine vurgu yapıyorsunuz. Ancak, günümüzde hareketsiz yaşam insanı esir almış durumda. Hal böyle olunca insanlar, özellikle yaz döneminde fit bir vücuda sahip olmak için spor salonlarını doldurur oldu. O zaman yaza fit bir vücutla girmek için ne yapmak gerekir?
Evet, spor zaten insanın hayatında var olması gereken bir alan. Spora ne zaman başlanması gerektiği konusunda da bir şey söylemek doğru olmaz. Çünkü, günlük hayatımızın için zaten spor yapmamız gerekiyor. Ama bizde ‘Bikini sezonuna hazırlık’ diye de bir düşünce var. Kişi, yaz dönemine fit bir vücutla girmek istiyor. O zaman, biz de diyoruz ki “Yazın hazırlığı kıştan başlar.” 
Kışın ve en önemlisi de günlük hayatın içerisinde spor yapmayı alışkanlık haline getirmeyenlerin, yaz dönemi öncesi bir anda çok iyi bir vücuda sahip olması mümkün değil. Özellikle pilateste böyle bir mucize sağlamaz. 
Peki, hareketsiz bir yaşam içerisinde kişinin hareketsizlikten uzaklaşması için ne yapması gerekir? 
Aslında çok basit; bol bol yürüyüş yapmak, insanı hareketsiz yaşamdan uzaklaştıracaktır. Özellikle arabadan uzaklaşmamız lazım. Her yere arabayla gider olduk. Arabayı bırakıp gün içinde yakın yerlere yürüyerek gidebilmeliyiz. İnsanın doğasında olan en basit hareket biçimi; yürüyüş. 
Bunun dışında vücudunun performansı yüksekse; koş. Ufak tempolu koşular da kişiyi hareketsiz yaşamdan uzaklaştıracaktır. Dolayısıyla koşu da doğamızda var olan bir şey. 
Eğer yüzebiliyorsan da, yüz. Yani, ne yaptığının çok önemi yok aslında. Sadece doğanda var olanı yap; Hareket et!

Son olarak, sizin pilatesle ya da sporla ilgili eklemek istediğiniz veya dikkat çekmek istediğiniz bir nokta var mı?
Pilates için şunu söyleyebilirim; pilateste kontrol çok önemli. Kişi, kendi başına yaptığı programlarla bu kontrolü sağlayamayabilir. O yüzden özellikle sakatlığı olan bireylerin, pilates yaparken mutlaka bir eğitmen gözetiminde olması gerekiyor. Bununla birlikte hamile kişilerin de bireysel olarak bir eğitmenle çalışması gerekiyor. Çünkü sakatlığı olan veya hamile bireylerin vücutları tamamen farklı fonksiyonlar gösterebiliyor. Bu nedenle tavsiyem; bu kişilerin bireysel olarak bir eğitmenle çalışması. 
Bunun dışında dikkati çekmek istediğim konu ise; yağ yakımının ve kas yapımının farklı çalışma gerektirmesi. Yağ ve kas birbirinden bağımsız ve farklı şeyler. İnsanlarda şu korku ve düşünce oluyor: “Hocam, önce biraz yağ yakayım. Yağım kasa dönmesin.” Yağ, kasa dönmez; kas da yağa dönmez. “Kilo vereyim spora öyle başlayayım” diye bir şey yok. Bu düşünce de yanlış bana göre. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat