MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ozon mucizevi bir tedavi olarak görülüyor
Özel Haber
7 Ekim 2019 Pazartesi 07:27

Ozon mucizevi bir tedavi olarak görülüyor

Dr. Coşkun Akay, “Ozon çok enteresan mucizevi gibi görünüyor. Çünkü bizim oksijenden elde ettiğimiz bir gaz. Atmosferdeki ozon gazıyla aynı gaz. Üç oksijen atomundan oluşuyor. Bunun içinde en sık kullandığımız yöntem kan ozonlama yöntemi.” dedi.

HALİL YATAR


Bursa doğumlu olan Dr. Coşkun Akay kısaca kendisi hakkında bilgiler verdi. Akay, “İlaç sektöründe çalışırken ozon tedavisi ve diğer geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemleri ile tanıştım. 10 yılı aşkın bir zamandır bu alanda hem hizmet vermeye hem de kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Ozon tedavisi benim en çok ilgimi çeken konular arasındaydı. Haliyle en çok bu alan üzerine yoğunlaştım. Ozon terapi diğer tamamlayıcı tıp yöntemleri yakın zamana kadar Sağlık Bakanlığı tarafından tanınmamış, yönetmeliği mevzuatı olmayan tedavilerdi. 2015’ten itibaren bir yönetmelik ve mevzuat oluşturuldu. O zamandan beri ozon tedavisi ile birlikte on üç tamamlayıcı tıp yöntemi daha uygulanmakta ve üniversite hastanelerinde eğitimleri verilmektedir.” dedi. 
Ozon tedavisinin mucizevi bir tedavi olarak görüldüğünü ifade eden Akay, “Ozon çok enteresan mucizevi gibi görünüyor. Çünkü bizim oksijenden elde ettiğimiz bir gaz. Atmosferdeki ozon gazıyla aynı gaz. Üç oksijen atomundan oluşuyor. Bunun içinde en sık kullandığımız yöntem kan ozonlama yöntemi. Normal serum takar gibi hastanın kolundan damar yolu açılıyor ve bu yoldan 100 ml yani yarım su bardağı kadar kan özel bir cam şişe içerisine alınıyor. Burada ozonla karıştırıldıktan sonra tekrar aynı damar yoluyla vücuda geri veriliyor. Bir seansta yapılan işlem bu. Tedavide optimal etki elde edebilmek için bunu vücuttaki kanın 4/1ini ozonlamak gerekiyor ki bu da 12 seansa tekabül ediyor. Bu on iki seansı haftada ikişer kere olmak üzere 6 haftalık bir süreç alıyor. Tabii bu hastaya ve hastalıklara göre değişim gösteriyor. Bunun sonunda da idame tedavisine geçip ayda bir seansla tedavinin devamlılığını sağlamaya çalışıyoruz.” ifadesini kullandı. 

Bağışıklık sistemini dengeleyici bir etkisi var
Tedavinin etkilerinden söz eden Akay, özellikle bağışık sistemini dengeleyici etkisinden söz etti. Akay, “Tedavinin etki mekanizmalarından biri bağışıklık mekanizması. Bağışıklık sistemini dengeleyici bir etkisi var. Bize bağışıklık sistemi denince hastalarda bağışıklık sistemi çöktü, bağışıklık sistemi zayıfladı o yüzden hastalandım gibi ibareler kullanılıyor. Bağışıklık sistemi bir organ gibi değildir. Yani karaciğer gibi az çalışıyorsa kötü, çok çalışıyorsa iyi gibi düşünmemek lazım. Dengede çalışması önemli. Bağışıklık sistemi bütün vücudumuza yayılmış bir hücreler bütünüdür aslında. Bu konuyu anlatırken masa benzetmesi yapıyorum. Dört ayaklı bir masa gibi düşünün bağışıklık sistemini, bir ayağı eksik çalıştığında mikrobik hastalıklara karşı çok zayıf düşüyoruz ve sürekli hastalanıyoruz ya da bir ayağı fazla çalışırsa denge bozuluyor alerjik hastalıklar ortaya çıkıyor. Başka bir ayağı çok çalışırsa MS gibi otoimmün hastalıklar ortaya çıkıyor. Mesela kanserde iki ayağı eksik üç ayağı fazla çalışıyor yani bir dengesizlik var. Bu dengeyi sağlamak lazım. Ozon tedavisinin de bağışıklık sistemini dengeleyici olarak gördüğümüz tedavilerden bir tanesi.” ifadesine yer verdi. 

Vücudun antioksidan sistemini güçlendiriyor
Ozon tedavisinin vücuda bir başka etkisinin de antioksidan sistemini düzenlediğini ifade eden Akay, “Bir diğer etkisi vücudun antioksidan sistemini düzenleyiciliği. Antioksidan sistem vücuttaki toksinleri, artık maddeleri temizleyen ve vücudun kendi kendini tamirini sağlayan, bu şekilde bizi hem hastalıklardan koruyan hem de anti aging etkisi olan bir sistem. Antioksidan deyince akla C, E vitamini ve benzeri şeyler geliyor ama bunları dışardan hazır almak uzun dönemde vücudun kendi iç dinamiklerini zayıflattığı, çok sayıda hastalarda yapılan deneylerde de bu şekilde kullanılmasının bir fayda sağlamadığı ortaya koyulmuş. Bazı hastalarda uzun süre bu şekilde antioksidan kullanılmasının bazı hastalıkları artırabildiği gösterilmiş ya da ölümleri arttırabildiği gösterilmiş. Ozon tedavisi ne yapıyor? Hazır bir antioksidan vermiyor vücuda. Tam tersine vücuda antioksidan bir uyarı veriyor. Bu şekilde vücudun kendi oksidan sistemini güçlendiriyor. Bir nevi aşı gibi düşünün. Nasıl aşıda vücuda zayıflatılmış bir bakteri veya virüs verirsiniz ve buna karşı bağışıklık sisteminin güçlenmesini beklersiniz. Burada da aynı durum geçerli, vücuda antioksidan bir uyarı verip vücudun kendi antioksidan sistemini güçlendirip kendini onarımını sağlayabiliyoruz.” açıklamalarında bulundu.

Doku ve organlarda enerji artışına neden oluyor
En önemli etkilerinden birisi de kanın damar içerisindeki akışını daha iyi hale getirmesi ve akciğerden alınan oksijenin doku ve organlara daha iyi bir şekilde ulaşmasını sağlaması olduğunu belirten Akay, “Üçüncü bir etki mekanizması olarak belki de en önemlisi kanın hem damar içerisindeki akışkanlığı daha iyi hale geliyor hem de kanın akciğerden aldığı oksijenin daha fazlasını dokulara organlara bırakmasını sağlıyor. Doku ve organlarda daha fazla oksijen gitmesi, bu doku ve organlarda enerji artışına neden oluyor. Bu enerji artışı da doku ve organların görevlerini daha iyi yapmasına yardımcı oluyor. Temel etki mekanizmaları bunlar.” şeklinde konuştu.

Ciddi hastalıklarda destek amaçlı kullanıyoruz
Coşkun Akay, sözlerine şöyle devam etti: 
“Ozon tedavisini çok ciddi hastalıklarda destek amaçlı kullanıyoruz. Kanserde, şeker hastalarında, akciğerle alakalı KOAH hastalığında, astım hastalarında ya da dolaşım bozukluğu olan kan damarları daralmış olan hastalarda ciddi bir destek tedavi olarak kullanabiliyoruz. Bunun yanı sıra herhangi bir hastalığı olmayan ama büyükşehirlerde yaşayıp, şehrin stresini, bedensel stresi aynı zamanda azaltmak amaçlı bir destek için kullanabiliyoruz. Yani herhangi bir hastalığı olmayan bir kişi de ozon tedavisi alıp bu tedaviden fayda görebilir. Daha az yoruluyorsunuz, vücudunuzun enerji seviyesi artıyor. Sabahları daha dinç uyanıyorsunuz mesela. Sırf bunun için bile tercih edilebilir bir tedavi yöntemi.”

Kansere karşı bir yan tedavi olarak kullanılıyor
Oksijen artışıyla kansere karşı bir olumlu etkisinin olmasının yanı sıra kemoterapi ve radyoterapinin yan etkilerini de azalttığını söyleyen Akay, “Kanser hastalarında şöyle bir etkisi var ozon tedavisinin, kanserli hücre oksijensiz ortamı daha çok sever. Bunu bulan bilim adamı DR. OTTO WARBURG Nobel ödülü aldı. Yani oksijensiz ortamda kanserli doku daha hızlı çoğalıyor. Ozon tedavisi de doku oksijenlenmesini arttırdığından kansere karşı bir yan tedavi olarak kullanılıyor. Tabii tek başına kanseri önlüyor denilemez ama kansere karşı vücuda ciddi bir destek oluşturduğunu ifade edebiliriz. Bunun yanı sıra kanser hastalarına kemoterapi ve radyoterapi uygulanıyor. Bunların yan etkileri zaten malum çok fazla. Ozon tedavisi bu yan etkileri ciddi şekilde azaltabiliyor. Gerek kemoterapinin vücutta oluşturduğu bulantı, kusma, saç dökülmesi gibi etkileri azalttığını görebiliyoruz. Radyoterapide uygulandığı bölgeye doku sertleşmesi ve sonrasında da doku yaralanması görülebiliyor. Ozon tedavisi bu yan etkilerinde azalmasına yardımcı olabiliyor. Yan etkilerini azaltmanın yanı sıra hastaya uygulanan tedavilerin de istenen etkinin sağlanmasında da yardımcı oluyor. Kan dolaşımını düzenler ve kanın akışkanlığını arttırır demiştik. Kemoterapiyle verdiğiniz madde de vücutta hedef bölgeye daha kolay şekilde ulaşır ve etkisini gösterir. Radyoterapinin de etkisini görebilmek için doku oksijenini yüksek olması gerekir. Doku oksijeni yüksekse radyoterapi de daha etkilidir, ozon tedavisi de radyoterapiden önce doku, organ seviyesini artırır ve hasta radyoterapiden daha fazla fayda görür. Artı oksijen seviyesini arttırdığı için hastanın yaşam kalitesini yükseltir. Tüm bunları düşündüğünüzde ozon tedavisi tüm bunlar için ciddi bir destek. Şeker hastalarında ise iyileşmeyen yaralarda kullanılan bir tedavi yöntemidir. Bu yaralar genellikle şeker hastalığının damarlardaki tıkayıcı olumsuz etkisinden kaynaklanır. Ozonun damarlardaki akışı ve oksijen seviyesini arttırdığı için bu yaralar da ciddi düzeyde etkili olabiliyor.” sözleriyle dile getirdi.

Ciddi bir yan etkisi yok
Ozon tedavisinin uygulanamadığı durumlarından bahseden Akay, “Bazı durumlarda ozon tedavisi yapmıyoruz. Mesela tiroit bezi fazla çalışan ve tedavi edilmemiş hastalarda kullanmıyoruz. Üç aylık bir periyot içerisinde kalp krizi veya bypass ameliyatı geçirmiş hastalarda yapmıyoruz. Pıhtılaşamama durumu olan kanama hastalıklarında yapmıyoruz. Favizm dediğimiz bir hastalık var, vücutta bir enzim eksikliğinden dolayı bu hastalarda bakla yediklerinde kan hücreleri parçalanıyor. Ozonda enteresan bir şekilde aynı etkiyi gösterdiği için bu hastalarda da ozon tedavisi uygulamıyoruz. 
Gebelerde bazı hastalıklarda yapılmakla beraber genellikle ben yapmayı tercih etmiyorum. Bunlar dışında ozon tedavisinin ciddi bir yan etki görülmemiş ama ilk seanslarda oksijen yönünden bol ortama gittiğinizde de yaşadığınız baş ağrısı, halsizlik, uyku hali görülebiliyor. Bu yan etkiler genellikle 5-6 seanstan sonra ortandan kalkıyor ve tedavinin olumlu sonuçlarını hasta net şekilde görüyor. Bunun gibi etkiler görebiliyoruz. Ona göre de doz ayarlaması yapıp yan etkileri azaltma yoluna gidebiliyoruz. Ciddi bir yan etkisi olmadığı için özellikle şehir hayatında vücuda ve ruh sağlığına ideal bir destek olduğunu söyleyebilirim.” ifadesine yer verdi.
Ozon tedavisinin yanı sıra Hacamat ve Glutatyon ve yüksek doz C vitamini gibi tamamlayıcı tıp yöntemlerini de uygulamakta olduğunu söyleyen Akay, “Gelen hastaya bütünsel olarak yaklaşıp, sadece hastalığın ortaya çıkan belirtisini değil daha çok nedene yönelik tedavi yapılması gerekli, bu şekilde, çoğu hastalık için, hastalığı geçiştirmekten ziyade tamamen iyileştirebilmemiz mümkün” ifadesini kullandı.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat