MENÜ
Ankara 11°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Veri koruma sınır ötesi ticarette rekabet unsuru
Özel Haber
10 Haziran 2021 Perşembe 07:29

Veri koruma sınır ötesi ticarette rekabet unsuru

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, dijital dönüşümün hızlandığı yeni dönemle birlikte dijital verilerin korunmasının daha da önemli hale geldiğini söyledi. Kaslowski, dijital teknolojilerin ekonomi açısından önemli bir potansiyel barındırdığını belirtti.

BÜŞRA ÇİNKAYA

TÜSİAD (Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği) “Doğru Veri Yönetimi ile İşinizi Geleceğe Taşıyın” temasıyla düzenlediği Kişisel Verilerin Korunması Konferansı’nı 8 Haziran’da çevrim içi olarak gerçekleştirdi.

Gelişen teknoloji ve hızlanan dijital dönüşümün sonucu olarak ortaya çıkan dijital verilerin korunmasındaki önemin, bu alanda yapılan düzenlemelerin ve ihtiyaç duyulan çalışmaların ele alındığı konferansın açılış konuşmaları, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ve Avrupa Veri Koruma Kurulu Denetçisi Wojciech Wiewiórowski tarafından gerçekleştirildi. Kaslowski, veri korumanın temel hak ve özgürlük meselesi olduğuna dikkati çekerken Prof. Dr. Bilir, 2016 yılında yürürlüğü giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Türkiye açısından yeni bir dönemi başlattığını söyledi. 

“Her attığımız adım veri üretir hale geldi”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Simone Kaslowski yaptığı konuşmada hızla gelişen dijital dönüşümün, verilerin korunması konusunu daha önemli ve görünür hale getirdiğini belirtti. 

“Teknolojideki baş döndürücü ilerleme, veriye dayalı inovasyon ve sınır ötesi veri akışlarını tahminlerin ötesinde artırdı. Her attığımız adım veri üretir hale geldi” diyen Kaslowski, “Geliştirilen her ürün ve hizmetin katma değeri ürettiği ve işlediği veriyle ölçülmeye başladı. Dönüşüm bu kadar hızlı gerçekleşirken veri koruması ve yönetimine ilişkin küresel ölçekte tartışmalar da devam ediyor. Tartışmalar dijital alanın diğer ekonomik alanlara kıyasla daha fazla potansiyel barındırdığına işaret ederken temel hak ve özgürlüklere ilişkin endişeler de artıyor. Covid-19 tecrübesi söz konusu ihtiyaçları, potansiyeli ve riskleri daha da görünür hale getirdi” dedi.

“Dijital teknolojiler ekonomi açısından büyük bir potansiyeli barındırıyor”

Veri korumanın sınır ötesi ticaret üzerinde de etkisi olan bir rekabet unsuru haline geldiğine dikkati çeken Kaslowski, “Öte yandan tartışmalar düzenlemelerin ilgili tarafların görüşleri gözetilmeden yapılması durumunda ekonominin potansiyelini ciddi anlamda sınırlayabileceğine de işaret ediyor. Özellikle yapay zeka, blok zincir gibi teknolojiler, ekonomi açısından büyük bir potansiyel barındırıyor. Bu noktada en büyük ticaret ve yatırım ortağımız Avrupa Birliğindeki gelişmeleri yakından takip etmemiz gerekiyor. Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı ile 2050 yılında karbon nötr bir kıta olma hedefi açıklandı. Avrupa Birliği Strateji Belgelerinde yeşil ve dijital dönüşümün beraber yönetileceği açıkça belirtiliyor. Dijital ve veri tabanlı teknolojilerle hayata geçirilecek bu dönüşümün iş dünyasına etkileri büyük olacaktır. Örneğin, ilerleyen dönemde üretimde karbon ayak izini tüm değer zinciri boyunca takip edilmesi için gerek ülkemizde gerekse küresel olarak tedarikçiler ile veri akışını temin edecek dijital uygulamalara ihtiyaç olacak” diye konuştu. 

“Veri koruma temel hak ve özgürlük meselesi”

Kaslowski, dijital ve veri tabanlı teknolojilerle hayata geçirilecek dönüşümün ürün tarafında ise, “Döngüsel ekonomi” başlığı altında dijital pasaport gibi uygulamaların yer alacağını belirtti. 

“Dijital ticaret ve veri akışları, ticaret politikasının merkezi konuları arasında ele alınıyor” diyen Kaslowski,  “Bu kapsamda gerek fiziki gerekse hukuki veri alt yapısı için ülke politikasının oluşturulması ve Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğüne uyum düzeyinin iş yapmayı kolaylaştıracak biçimde artırılması önem arz ediyor” dedi.

Veri korumanın temel hak ve özgürlük meselesi olduğuna dikkati çeken Kaslowski, “Verinin ekonomik potansiyeli bizleri heyecanlandırıyor ancak unutulmamalı ki, veri koruma bir temel hak ve özgürlük meselesidir. Dünyada kişisel verilerin korunması ve özel yaşamın gizliliği bağlamındaki tartışmalar Covid-19 ile birlikte hareketlendi. Salgın krizi yüksek kaliteli gerçek zamanlı veri paylaşımının rolü ve ihtiyacını ortaya koymasına rağmen aşı kartları, seyahat bilgileri, sağlık geçmişi gibi her türlü verinin toplanması, bu verilerin nasıl korunacağı ve işleneceği konusunu gündeme getirdi. Kişisel bilgilerin işlenmesi bağlamında bireylerin veriye bağlı haklarının korunması için veri koruma yasalarının insan hakları boyutunu dikkate almak gerekmektedir” ifadelerini kullandı. 

2016 yılında 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kabul edildiğini hatırlatan Kaslowski, şunları söyledi: “Bu kanun ile Türkiye’de kişisel verilerin, veriye dayalı hak ve özgürlüklerinin korunması yönünde önemli bir adım atıldı. Kanun ve beraberindeki düzenlemelerle vatandaşların verileri üzerindeki kontrolü arttı. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, veri uygulamaları hakkında verisi işleyen bireylere daha fazla açıklama yapılmasını gerektirmesi açısından da şeffaflık ilkesini güçlendirici bir nitelik taşıyor.” 

“Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, yeni bir dönem başlattı”

Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı Prof. Dr. Faruk Bilir ise yaptığı konuşmada Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun tarafsız, bağımsız ve şeffaf bir şekilde kişisel verileri koruma adına çalışmalar yürüttüğünü belirtti.

Prof. Dr. Bilir, kişisel verilerin korunması noktasında 7 Nisan 2016’da yürürlüğe giren Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Türkiye’de yeni bir dönem başlattığına dikkati çekti.

“Dijitalleşmenin ve teknolojik gelişmelerin Türkiye’de ve uluslararası boyutta hızla ilerlediği günümüzde, kişisel verilerin ve bu verilerin korunmasının önemi daha iyi anlaşılmaktadır” diyen Prof. Dr. Bilir, “Gelinen noktada kişisel verilerin işlenmesinin gerek iş hayatı gerekse günlük yaşantımızın önemli bir parçası haline geldiği ortadadır. Bu durum kişisel verilerin hukuk düzeni içerisinde koruma altına alınması gerekliliğini de beraberinde getirmiştir. Dijital çağda bireylerin hayatlarına hakim olmasının veriler üzerinde kontrol ve denetim hakkına sahip olmasıyla mümkün olduğu anlaşılmıştır. Buradan hareketle kişisel veriler, ülkemizde daha önceleri çeşitli mevzuat kapsamında koruma altına alınmış olsalar da bu anlamdaki asıl dönüm noktası 2010 Anayasa değişikliği ile olmuştur. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, anayasal teminat altına alınmıştır. Söz konusu anayasa değişikliğinin bir kazanımı olarak 7 Nisan 2016’da Kişisel Verilerin Korunması Kanunu yürürlüğe girdi. Böylelikle ülkemizde, kişisel verilerin korunması konusunda yeni bir dönem başladı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin kişisel verilerin korunmasına verdiği önemin göstergesidir. Kanunla birlikte kurulan ve ülkemizde insan haklarını koruma mekanizmalarından biri olan Kişisel Verileri Koruma Kurumu ise, faaliyetlerini tarafsızlık, bağımsızlık, hukuka ve etik ilkelere uygunluk, şeffaflık ve hesap verilebilirlik, doğru ve objektif karar alma, iş birliği ve katılımcılık gibi bir takım ilke ve değerlere uyumlu bir şekilde sürdürme konusunda hassasiyet göstermektedir” ifadelerini kullandı. 

“Kanun düzenleyicidir”

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile birlikte bir yandan temel hak ve özgürlüklerin korunması, diğer yandan da kişisel veri işlemenin disiplin ve düzen altına alınmasının amaçlandığını söyleyen Bilir, şöyle konuştu: “Dolayısıyla kanun yasaklayıcı değil, düzenleyici bir kanundur. Kanun, kişisel verilerin işlenmesine ve yurt dışına aktarılmasına engel teşkil etmemekte, hukuka uygun şekilde veri işlemenin çerçevesini çizmektedir. Bu kanundan iki yıl sonra yürürlüğe giren Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü ise, Avrupa Ülkeleri arasında bu alandaki çok başlılığı ve uygulama farklılığını gidermeyi amaçlamış ve bireylere üst düzey bir koruma getirmiştir. Ülkemiz kişisel verilerin korunmasına ilişkin hukuki düzenlemeler üzerinde çalışırken, Avrupa Birliği’ndeki muadil düzenlemeleri de esas alarak hareket etmektedir.” 

“Veri koruma faaliyetlerinde iş birliği yapabilmek önemli”

Avrupa Veri Koruma Kurulu Denetçisi Wojciech Wiewiórowski ise, Avrupa Veri Koruma Kurulu’nun Avrupa Kuruluşları ve ajanslarıyla birlikte çalışan bir kurul olduğunu belirterek, “Avrupa’da veri koruma kanunlarının oluşturulma sürecini aktif bir şekilde yürütüyoruz. Avrupa Veri Koruma Kurulu, bütün veri koruma kuruluşlarının Avrupa’da çalıştığı bir kuruldur. Kurul, faaliyetlerde eşgüdümü hedefliyor” dedi. 

Tüm veri koruma kurumlarının, kişisel verilerin korunmasıyla ilgili faaliyetleri birlikte yürütmesinin önemli olduğunu belirten Wiewiórowski, “Dünya genelinde bu alanda çalışanların bir arada olabilmesi, birçok başka kuruluşla organizasyon ve iş birliği yapabilme açısından gerekli” ifadelerine yer verdi. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Benzer Haberler
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ticari Hayat