MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
15 MİLYON İNSAN 15 MİLYON DERT
Oğuzhan SARI
YAZARLAR
24 Ağustos 2019 Cumartesi

15 MİLYON İNSAN 15 MİLYON DERT

Sahip olduğu coğrafi konumu, bu durumdan doğan stratejik ve ticari önemi, tarihsel ve kültürel birikiminin yanında daha birçok özelliği ile tarihin her döneminde gözde bir şehir olagelmiştir İstanbul. Hükümdarlar uğruna ordular yürütmüş, şairler şerefine şiirler yazmış, can alıp can verilmiş bu şehir uğruna.

İstanbul’un geçmişine şöyle bir göz attığımızda, yerleşim tarihinin 300 bin, kentsel tarihinin ise yaklaşık 3 bin yıl öncesine dayandığını mevcut araştırmalardan görmek mümkündür. Malumunuz, İstanbul 1453 yılında biz Türkler tarafından ele geçirilmeden önce Doğu Roma İmparatorluğu(Bizans)’nun da başkenti idi. 1453 yılında Fatih İstanbul’u (o günkü adıyla Kostantinopolis) fethettikten sonra bu muhteşem şehir Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna dek bu kez de Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapacaktı.

İstanbul bugün Türkiye’nin en önemli ticaret merkezi, en büyük şehri ve barındırdığı kültürel mirası ile her mevsim dünyanın her yerinden turisti üzerine çekmesiyle dev bir ekonomiye sahip bir metropol. Son dönemlerde tartışmalara sebep olan yapılaşmasını bir kenara bırakırsak şehrin o müthiş siluetini gözünün önünde canlandıramayacak yoktur sanırım. 

Tüm bu özellikleri ile baktığımızda mükemmel bir şehir İstanbul. Fakat bu özelliklerinin yanı sıra birçok sorunu da içerisinde barındırdığını söylememe bile gerek yok sanırım. İstanbul’un sorunlarını sıralayacak olursak, sizi bilmem ama ben en başa nüfus problemini koyarım. Diğer birçok probleminin de bundan ileri geldiğini örneklerle anlatacağım. Yüz ölçüm olarak küçük sayılabilecek bu şehirde son resmi verilere göre 15 milyon 67 bin kişi yaşıyor. Bu verilere son dönemde gelen mülteciler ve her dönem süreklilik arz eden turist yoğunluğu girmiyor tabii.

Bu nüfus yoğunluğu da beraberinde diğer birçok problemi getiriyor. Bunlardan birincisi trafik sorunu. İstanbul’da yaşayan bir kişi evinden işine, işten evine tek vasıta ile 45 dakika yahut bir saatte gidebiliyorsa kendini şanslı addedebilir gayette. Toplu taşımadaki sıkış tıkış seyahatler, uzun süre trafikte beklemek zorunda kalmalar, korna sesleri ve nicesi...

Trafik sorunun yanında bir de çarpık, plansız ve önü alınamaz şekilde süregelen bir kentleşme sorunu var elbette. Geçmişte, cumhuriyetin farklı dönemlerinde oluşan göç dalgaları ile İstanbul’da önü alınamayan bir kentleşme yaşandı. Bu gecekondu tipi kentleşme genel itibarıyla fabrikaların ve büyük işletmelerin yakınında oluşan ve plansız şekilde gerçekleşen bir yapılaşma hareketi idi. İnsan hayatı için pek de uygun olmayan bu kentleşme şekli daha sonraki yıllarda birçok toplumsal ve çevresel sorunu da beraberinde getirdi. 

Zaten halihazırda deprem bölgesi olan İstanbul, bu çarpık ve kalitesiz kentleşmenin bedelini depremlerde ağır şekilde ödedi. Son dönemlerde İstanbul’da deprem olmaksızın çöken ve çökmesi muhtemel binalar söz konusu. Hatırlayacaksınızdır ki en son Kartal’daki Yeşilyurt Apartmanı21 vatandaşımıza mezar olmuştu. Bu olaydan sonra durumun vahameti biraz daha anlaşılmış olacak ki Kağıthane’de bazı binalar kentsel dönüşüm kapsamında planlı bir şekilde yıkıldı. Muhtelif bölgelerde de bu durum söz konusu.

İstanbul hakkında şikayetçi olabileceğimiz bir başka sorun ise hayat pahalılığı. Türkiye’nin herhangi bir şehrinde rahatlıkla geçinebilecek bir işe sahip kimse İstanbul’da birçok maddi problemle karşılaşıyor. Başını sokmak için kiralayacağı bir evin kirası bile çok uçuk rakamlarda olabiliyor. Çünkü çok insan demek çok müşteri demek ve dolasıyla ‘tok satıcı’ demek. Biri tutmaz ise diğeri tutar, biri almazsa diğeri alır gözüyle bakılıyor ve genelde de öyle oluyor. 

İstanbul’da (bulunduğum) 2016 yılında 1+1 diye tabir edilen, en az 15 senelik ve pek de düzgün olmayan evlerin kiralarının 1200 lira olduğunu duyup dert yandığımda bir vatandaş ‘burası Avrupa’ diyerek karşılık vermişti. Bunların yanında hayat zaten çok pahalı bu şehirde. Dışarı çıkıp bir aktivite yapmak günlük kazandığın paranın üstüne çıkabilir ve bu normaldir maalesef. 

İstanbul hakkında daha birçok problem sayabiliriz elbette ama bu kadar da kötülemeyelim bu güzide şehri. Napolyon Bonapart’ın şu meşhur sözü ile bitirelim yazıyı; ‘Dünya bir ülke olsaydı başkenti mutlaka İstanbul olurdu’. Esen kalınız...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat