MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ALMANYA İZLENİMİLERİ-2 SOKAK GÖZÜYLE GÖRDÜĞÜMÜZ ALMANYA
Mustafa YILDIZ
YAZARLAR
25 Nisan 2019 Perşembe

ALMANYA İZLENİMİLERİ-2 SOKAK GÖZÜYLE GÖRDÜĞÜMÜZ ALMANYA

-Almanya en fazla ticaret yaptığımız ülkelerin başında gelmektedir.Bu nedenle Almanya ile ilişkiler zaman zaman gerilse bile, ihracatımızın da en fazla yapıldığı ülke olması, bizi Almanya’ya karşı hassas bir “Dış politika” izlemeye, ilişkilerin devamını sağlamak için de zaman zaman geri adım atmamıza neden olmaktadır.
-Geçen haftaki köşemde aktardığım verilerde katılmadığım daha doğrusu katılamadığım; birebir görüşmeler neticesi edindiğim intibaya göre, halkın % 56’sının Hristiyan olduğuna dair verilen yüzdeyi doğrusu abartılı bulduğumu söyleyebilirim.Zira, kendisini herhangi bir “Din” ile tanımlayana pek rastlamadım.Yaşlılar arasında bile bir tanrı inancının var olduğu, ancak onlarında herhangi bir dini ritüele dair hiç bir bilgileri olmadıklarını söyleyebiliriz.
-Dışarıdan mütevazi görünen Almanya gerçekte içinde farklı bir dünyayı yaşadığı da bir gerçektir.Mesela, Bavyera ve Hessen eyaletleri bağımsızlık taleplerini zaman zaman dile getirdikleri bilinmektedir.Buda bize ileriki zamanlar da Almanya’nın bir ayrılma sorunu yaşayacağı/yaşayabileceğini şimdiden söylemek kehanet olmaz sanırım.
-İspanya’daki “Katalan” bölgesi 2017 yılında yaptığı “Bağımsızlık” referandumu İspanya’nın merkezi hükümeti AB’den aldığı destekle yapılmamış olarak yok hükmünde saydı.Bugünde Almanya’nın bazı eyaletleri bu çekinceden dolayı olayı ileri boyutlara taşımak istemediklerini tahmin ediyoruz.
-Almanların trafik kurallarına yüksek oranda uymaları yabancılar tarafından takdir edilir.Doğrudur.Ancak işin gerçeği şudur; Almanya’da trafikte geçiş üstünlüğü öncelikle bisikletliye, sonra yayaya, sonra kadın sürücüye tanınmıştır.İhlaller olduğu zaman bu sıralama takip edilir.Kazalarda suçun oranına göre sürücü ömür boyu tazminat ödemek zorunda kalabiliyor.Işık ihlallerin tekrarında ise ehliyet iptali yapılabiliyor.Yeni ehliyet için müracaat edildiğinde ise “Psikolog” raporu isteniyor.
-Cezai müeyyideler bu denli acımasız olunca, tabiki herkes kurallara uymak zorunda kalıyor.
-Özellikle yabancı uyruklu çocukları ilk okuldan sonra fazla çalışkan değilse şayet, öğretmenlerin düzenlediği rapora istinaden, Hauptschule ve Realschule denilen mesleki okullara yönlendirilirler.Buradan mezunlar da genelde ara eleman olarak işe başlarlar.Erken iş buldukları için vatandaşlarımız tarafından bu okullar tercih edilir.Oysa tıp, mühendislik gibi kariyer imkanı olan okullara da çoğunlukla Alman çocukları gider. 
-Gençler arasında büyük oranda bütün dinlere karşı bir antipatinin yaygın olduğu, ahlaki hiçbir normu tanımadıkları, çok küçük yaşlardan itibaren uyuşturucu ile tanıştıkları, cinsel deneyimleri çok küçük yaşlarda yaşadıkları, sağlıklı bir nesil yetişmediği için gençlerin kontrol edilmesi de zorlaştığı bilindiğinden hükümetlerin en büyük sorunu olarak görülmektedir.
-İslam denince Avrupalı siyasetçinin ilk etapta aklına “Terörizm” ve “Terörist”in geldiği (İslamofobi), dünyada huzursuzluğun kaynağı olarak da müslümanları gördüklerini  sözlü beyanlarından anlayabiliyoruz.
-İnşaat sektörü Türkiye’deki gibi hızlı değildir.Üç yıl önce gittiğimizde başlayan altı (6) katlı bir bina geçen gün önünden geçerken hala bitmediğini gördük.Oysa, Rusya’da emekli askerler için yaptırılan 450 kişilik lojmanları, bir türk firması dört (4) ayda bitirerek teslim etti.Firma Rus hükümeti tarafından da ödül aldı.
-Sokakta dolaşırken aniden önünüze ağız dolusu tükürenleri, trenlerde koltukların üzerine ayaklarını uzatanları, uygun davranışlar sergileyenleri görmeniz son derece sıradan davranışlar olarak görülür.
-Komşularınız dışarıda sizinle sohbet ederler ama eve asla davet edilmezsiniz.Sebebi, fazladan bir bardak, bir tabak kirlenmesin diye.Yemek kültürü yoktur.Dışarıda yer, içer evi sadece yatmak için kullanırlar.Son derece de bencildirler.
-Sürekli hareketlidirler.Şehirleri genelde düz olduğundan, ya yürür, ya koşar ya da bisiklet sürerler.Bundan olacak ki az sayıda şişmana rastlarsınız ama oda dinçtir. 
-Kiliseleri mimari olarak son derece güzeldir.Almanya’nın Köln kentinde bulunan “Dom” kilisesi en meşhur olanlarındandır.Kiliselerde ayin yapan pek olmaz.Az miktarda gelenler varsa da onlarında tamamına yakını ziyaret amaçlıdır.
Tespitleri çoğaltmak mümkündür.Ancak maksadın hasıl olduğu umudu ve ümidiyle, hacmi de büyütmeme adına yeterli olduğunu düşünüyorum.
Zaten maksadımız, Almanya’nın reklamını yapmak değildir.Rab’bimizin “Rahman” sıfatı gereği çalışan ve hak edene nasıl verdiğini göstermektir.Bir Alman bunun daha fazlasını anlatacak hikayesinin olduğunu söyler/söyleyebilir.
Ama biz hikayemizi anlatırken geçmişten örnekler vererek avunmak zorunda kalıyoruz.İkinci Dünya Harbi (1939-1945) sonrası Avrupa yerle bir olmuştu.Buna rağmen Avrupalının bu gün yine anlatacak yeni bir hikayesi var.
Oysa biz ise dinimizi anlatırken örneğimizi peygamberden, ülkemizi anlatırken de hala Osmanlıdan, Selçukludan örnekler vererek anlatırız.Çünkü, bu güne dair bir hikayemiz yok.Çocuklarımız bizi nasıl anlatacak merak ediyorum.Muhtemelen onlar da bizim anlattığımız tarihten örnekler verecek.Yazık.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat