MENÜ
Ankara 14°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ANKARA’NIN MÜZELERİ
R.Bülend KIRMACI
YAZARLAR
25 Mayıs 2022 Çarşamba

ANKARA’NIN MÜZELERİ

HANGİ YÜZYILDAYIZ: 21 Mİ, 12 Mİ?

Hayat koşulları zor… Geçim sıkıntısı had safhada. Pahalılık almış başını gidiyor, market raflarında etiketler rüzgar gülünden hızlı dönüyor ve değişiyor. Benzin ve mazot fiyatları dünyada artarken bizde de artıyor, ne var ki, dünyada düşerken bizde düşmüyor! Küresel durgunluk salgını, ulusal zam sağanağı altında kimi bilim adamları uzak sayılmayacak bir zamanda “gıdada kıtlık / besin üretiminde kriz” bekliyor. Gıdada kıtlık yaygınlaşan açlık demek… 21. Yüzyılda mıyız, yoksa rakamların yerini değiştirerek söylesek, 12. Yüzyılda mıyız? Belli değil! İnsanoğlu dünyaya kendisine davrandığından daha kötü muamele etti; yangınlar, taşkınlar, hatta depremler bile ellerimizle gerçekleştirdiğimiz büyük doğa yıkımının adeta birer sonucu gibi duruyor. Evet, hayat zorlu ama devam ediyor. Öyleyse bir solukluk molalara da ihtiyacımız var demektir. Tüm aileler ve gençler için o bir solukluk molanın en iyi değerlendirilebileceği yerler müzelerdir… Bu yazımda müzecilik kavramından hareketle Ankara’daki kimi müzeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Yazması benden, tercih edip, gezmesi sizden!

MÜZELER: BİR SOLUKLUK FERAHLIK

Müzecilik eserlerin sergilenmesi, saklanması, korunması için gerekli teknik bilgileri içeren bilimsel bir çalışma alanıdır. Batı’da zenginlerin topladıkları, ele geçirdikleri eserlerin korunması ve tedricen sergilenmesi anlamında başlayan bu faaliyet bugün çok geniş kitlelere açılan, turizm açısından ana çekim odaklarından biri olan bilimsel bir çalışma alanı haline gelmiş; merkezi hükümetler ve belediyeler bu anlamda önemli görevler üstlenmişlerdir.

Gerçekten Türk müzeciliğinin temelleri 1864 yılında Fethi Ahmet Paşa tarafından İstanbul’da Aya İrini Kilisesinde “ilk müzenin” kurulmasıyla başlanmış sayılmaktadır. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Milli Eğitim Bakanlığına bağlı olarak kurulan Türk Asar-ı Atikası kurumu / oluşumu, arkeolojik, etnografik buluntuların toplanması ve korunması çalışmalarını üstlenmiştir. Bu bağlamda, Anadolu’nun bir çok yerindeki artık kullanılmayan veya çok değerli tarihi geçmişi bulunan han, cami, kilise gibi kimi yapılar da onarılarak müzeye dönüştürülmüştür. Elbette çağın teknolojisine uygun olarak modern müzecilik de gelişmiştir.

KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN BİLGİ HAZİNELERİ

Günümüzde sanal olarak da dünyanın ve ülkemizin önde gelen müzeleri “gezilebilmektedir”… Ancak, en iyi verim bizzat gitmek ve yerinde görmekle oluşabilir.

O nedenle herhangi bir tatil döneminde yapılabilecek en yararlı işlerden biri, ailece ve bireysel olarak ilgi alanınıza da uygun olarak gidip müze(leri) gezmektir. Bu bağlamda biz başkentliler sanırım epey şanslıyız.. Ankara’da gidilip görülecek çok sayıda müze bulunmaktadır. Dahası tarihi eserler açısından da Ankara oldukça zengin ve “keşfedilmeyi” bekleyen bir kenttir. Gerçekten ben geçen yazılarımdan birinde TBMM’nin ilk binasının yanında kurulu bulunan ve şimdilerde kültür faaliyetleri amacıyla kullanılan bir sığınaktan söz etmiştim. Bunca yıllık bir Ankara hemşehrisi olarak böyle bir yapıttan daha yeni haberdar olmanın şaşkınlığı içinde yazmıştım söz konusu makalemi... Yine bu anlamda tabii müzelerin müzesi ve en değerlisi olan Anıtkabir hakkında da gazetemizde yazdığım makalemin büyük ilgi uyandırdığını naçizane anımsatmak isterim, dileyen okurlar arşivden bulup o yazımı da okuyabilirler…

UYGARLIĞIMIZIN YAPITLARI

Şimdi gelelim Ankara’daki belli başlı müzelere ve büyükşehir belediyesince haklarında yapılan kısa tanıtımlardan yararlanarak beraberce bir müze gezintisi ajandası oluşturmaya…

Anadolu Medeniyetler Müzesi: Ankara Kalesi’nin güneydoğu yönünde, At-pazarı adı verilen semtte yer alır. Atatürk, Ankara’da bulunan Hitit eserlerinin  sergilenmesi için bir müze açılması talimatı verir. Osmanlı binası olan Kurşunlu Han ve Mahmut Paşa Bedesteni onarılıp müze olarak kullanılmaya başlanır. 1938 yılında başlayan onarımlar 1968 yılında biter ve bina Ankara Arkeoloji Müzesi olarak ziyarete açılır.

Milli Mücadelede Atatürk Konutu ve Demiryolları Müzesi: Ankara Gar binası içinde yer alan müzedir. Atatürk 27 Aralık 1919 tarihinde Ankara’ya gelince şimdi müze olan bina kendisine tahsis edilmiş, bu mekan 1920–22 tarihleri arasında çok önemli kararlara tanıklık etmiştir. Bu tarihi olayları ölümsüzleştirmek ve Ulu Önder Atatürk’ün aziz hatırasını yaşatmak amacıyla TCDD, bu tarihi binayı yeniden düzenleyerek, 24 Aralık 1964 tarihinde müze olarak halkın hizmetine açmıştır.

Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi: Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi, Atatürk’ün talimatı üzerine mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından tasarlanmış ve 1927 yılında inşa edilmiştir. 1980 yılında yenilenerek hizmete giren müze, kısa bir süre içinde çağdaş müzeciliğin gerektirdiği bütün işlevlere ve hizmetlere sahip bir kurum konumuna gelmiştir.

MTA Tabiat Tarihi Müzesi: Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü bünyesindeki Türkiye’nin ilk ve tek Tabiat Tarihi Müzesi 7 Şubat 1968 tarihinde kurulmuştur. Doğanın milyonlarca yıllık tarihine ev sahipliği yapan Müze’de Türkiye’nin ve Dünya’nın çeşitli yerlerinden derlenmiş fosil, mineral, kayaç ve maden örneklerinin yanı sıra doldurulmuş hayvanlar sergilenmektedir. Müze binasının mimari yapısı bedensel engelli vatandaşlarımızın da rahatça gezebileceği şekilde tasarlanmıştır. Ayrıca Konferans salonuyla kurum içi ve dışı konferanslara; sergi alanıyla muhtelif sergilere ev sahipliği yapma kapasitesine sahip Müze’de hediyelik eşya bölümü hizmet vermektedir. MTA Tabiat Tarihi Müzesi bünyesine 2013 yılında katılan Enerji Parkında çeşitli enerji üretim şekilleri ve kaynakları sergilenmektedir. Burada madenlerimizin, kömür, petrol ve doğal gaz gibi organik ham maddelerin, yenilenebilir enerji kaynaklarının üretim ve tüketim süreçleri eğlenceli ve öğretici bir şekilde sunulmaktadır.

ANKARA’DA SEÇENEK ÇOK

Tabii müzeler bunlarla ve aşağıda alıntıladıklarımla da sınırlı değil, ancak bence, her Ankaralının veya başkente gelen her ziyaretçinin görmesi gerekenleri paylaşmak istedim.. Devam edelim gezintimize! Cumhuriyet Müzesi ( I.TBMM Binası ): Ulus Meydanı’nda bulunan I.Büyük Millet Meclisi binasının yapımına 1915 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyeti Kulübü binası olarak başlanmış, planı evkaf mimarı Salim Bey tarafından çizilmiş, yapımına kolordunun askeri mimarı Hasip Bey nezaret etmiştir. Birinci Ulusal Mimarlık Dönemi yapılarından olan iki katlı binanın duvarlarında Ankara taşı kullanılmıştır. 1957 yılında müze olarak açılmasına karar verilerek çalışmalara başlanmıştır. Bina, 23 Nisan 1961 tarihinde “Büyük Millet Meclisi Müzesi” adıyla halkın ziyaretine açılmıştır.

Etnografya Müzesi: Etnografya Müzesi Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu tarafından 1925 yılında yapımına başlanmış, 1927 yılında tamamlanmış, 18 Temmuz 1930 tarihinde Atatürk’ün isteği üzerine halkın ziyaretine açılmıştır. 21 Kasım 1938 tarihinden itibaren 15 yıl süreyle müzenin iç avlusu Ata için geçici bir Anıtkabir olarak kullanılmıştır. Müzenin önünde 1927 yılında İtalyan heykeltıraş Canonnica’nın yapmış olduğu bronz atlı Atatürk heykeli bulunmaktadır.

Ulucanlar Cezaevi Müzesi: 1925’te cezaevi olarak kullanılmaya başlanıp 2006 yılında kapatılan Ulucanlar Cezaevi Altındağ Belediyesi tarafından 2011 yılında restore edilip müze olarak ziyarete açılmıştır. Yıllar boyunca bir çok darbe dönemlerine, idamlara, acılara tanık olan bu soğuk duvarlar ziyaretçilere Türk Siyasi Hayatından kesitler sunmaktadır.

MKE Sanayi ve Teknoloji Müzesi: Ülkemizin tarihi boyunca sanayinin gelişim sürecini anlatması, sanayi ve teknolojik varlıkların bu günlere ve geleceğe taşınması, bu çerçevede MKE Kurumunun Türkiye’nin üretim kültürünün oluşmasına yaptığı katkıları görünür kılmak, ülkemizin sanayisine yön vermiş kurumlara ve kişilere ait eserler ile endüstri ve mühendislikle ilgili objelerin, belgelerin toplanması ve sergilenmesinin sağlanması amacıyla kurulmuştur. Kurtuluş Savaşı'nda ülkemizin savunmasında ve sanayileşmesinde derin izler taşıyan Sanayi ve Teknoloji Müzesi, 22 Mayıs 2013 tarihinde kurulmuş olup o günden beri hizmet vermektedir…

Şöyle seslenelim ve bitirelim yazımızı: Haydi Ankara, haydi çocuklar, okullar ve halkımız; müzelere!..

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ticari Hayat