MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
AVUSTURYA İZLENİMLERİ-1
Mustafa YILDIZ
YAZARLAR
2 Mayıs 2019 Perşembe

AVUSTURYA İZLENİMLERİ-1

Ziyaretlerimizin ikinci durağı olan Avusturya’ya ilk gidişimiz. Avusturya’nın bir şehrini daha görürüz diyerek, bu beklenti ile yola çıktık. Daha doğrusu benim beklentim/tasavvurum bu yöndeydi. Bu nedenle de Avusturya ile ilgili çok farklı bir görüntü ile karşılaşacağımı pek beklemiyordum. Duyumlara dayalı bilgilerle Avusturya topraklarına girdiğimizde şehirleri birer birer geçerken, ülke ile ilgili bazı ip uçları görünmeye başladı.
Avusturya deyince başkent Viyana akla geldiğinden herkes gibi biz de Viyana’ya doğru seyir aldık. Seyir halinde devam ederken, yol boyu gördüklerimiz bizde azda olsa bir merak uyandırdı diyebilirim. Başkente vardığımızda da doğrusu umduğumuzdan daha güzel bir şehir ile karşılaştığımızı söyleyebilirim.
Şehre girişte gözümüze ilk etapta çarpanlar arasında, tarihi müzeleri, her tepe üzerine kurulu görkemli şatoları, tarihi sarayları, orijinal hali muhafaza edilerek günümüze kadar gelebilmiş tarihi mimari evleri, korunaklı yeşil alanları ve şehir merkezinden süzülerek geçen “Tuna” nehrini sayabiliriz.
Gerek toprak olarak gerekse bulunduğu konum itibariyle büyük bir ülke olmayan Avusturya hakkında kısa da olsa, ön bilgi vermenin faydalı olacağını düşünerek, öne çıkan bazı ekonomik verileri aktarmayı yararlı görüyorum.
Nüfusu dokuz (9) Milyona varan, yüzölçümü de ancak 83,878 Km2 olan Avusturya’nın başkenti “Viyana” olup, yönetim şekli “Federal Cumhuriyet” tir.Dokuz (9) eyaletten müteşekkil Avusturya’da beş (5) yılda bir yapılan seçimlerde oy kullanma yaşı da on altı (16) dır.[1] Seçilme yaşı 18 (On sekiz), Başkan seçilme yaşı ise 35 (Otuz beş)’tir.
Nüfusun % 80’i Alman, % 19’u Balkan göçmeni (Bulgar, Macar, Yugoslav) olup, (Yüz binin üzerinde Türk vatandaşının yaşadığını ifade edenler oldu) dini yapı olarak da; % 80 civarında Hıristiyan, % 4,2 civarında Müslüman,  % 0,8 civarında diğer dinlere mensup, % 12 civarında ise hiç bir dine inanmayan insanlar vardır.[2]
Para birimi Euro (Avro) olup, GSMH’sı 2018 verilerine göre yaklaşık olarak 43,600 Auro’dur.Ekonomik olarak büyük oranda dışa bağımlı olup, ithalatının büyük bir kısmını Almanya üzerinden sağlamaktadır.[3]
İhraç ettiği ürünler arasında demir, magnezyum, grafit ve kömür vardır. Dünyada çok ender bulunan “Grafit” madenine sahip sayılı ülkeler sıralamasında ilkler arasında yer alır.Grafit; yumuşak, yağlı, kağıt üzerinde iz bırakan, siyah renkli, bükülen, katı ve karbon bir mineral olması dolayısıyla, kurşun kalem yapımında, elektrodlarda, döküm sanayinde ve 400 °C’ye kadar ısıya dayanıklı olduğundan makine yağı olarak kullanılmaktadır.[4]
Gelir kaynağı olarak da en fazla gelirin “Turizm” den elde edildiğini söyleyebiliriz.Avusturya’da turizmin en büyük merkezi de başkent “Viyana”dır. İçinden “Tuna” Nehri geçen Viyana; kaleleri, şatoları, müzeleri, yeşil alanları, tarihi yapıları ile dünyada yaşanabilir kentler arasında daima en başlarda yer alır. Viyana’nın turizm merkezi olmasında bu özellikler oldukça önemli yer tutarlar.
Ülkenin batı kısmı ise; en yüksek yeri 4810 metreyi bulan Alplerle kaplıdır. Bu durum Avusturya’nın kışın kayak yapılan ülkeler arasında yer almasını sağlarken, Alplerin aşırı dik oluşu Batı Avrupa’yla Doğu Avrupa arasında Avusturya’ya ulaşımın merkezi konumunda olmasını sağlamıştır.
Bilmemizde yararı olur zannıyla Avusturya’nın yakın tarihine kısaca göz atacak olursak; I.Cihan harbinde mağlup olan Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dağılınca, Avusturya müstakil bir devlet olarak uzun süre ayakta kalamayarak,1938 yılında Hitler’in Nazi Almanya’sı tarafından işgal edilerek ilhak edilmiştir.[5]
1939 yılında patlak verip altı (6) yıl kadar süren II.Cihan harbi sonucunda Almanya’yı mağlup eden (1945) Amerika Birleşik Devletleri’nden, Sovyetler Birliği’nden, İngiltere’den ve Fransa’dan oluşan devletler, Avusturya’yı işgal ederek müşterek egemenlikleri altına almışlardır.Nazi zulmünden kurtulduğuna sevinen Avusturyalılar sevinçlerini göstermek için, kurtuluşun sembolü olarak Rus Askerlerine ithafen yazdıkları teşekkür yazısı tablosu halen orijinal haliyle Viyana meydanında herkesçe okunmaktadır.
1955 yılında yine bu işgalci ülkelerin kendi aralarında anlaşmasıyla Avusturya bağımsız ülke statüsüne kavuşmuştur.1995 yılında da Avrupa Birliği (AB) üyesi ülke olarak birliğe dahil olmuştur.[6]
Tarihle ilgisi olan, daha doğrusu hatırlamada yarar gördüğüm bizimle ilgili tarihi münasebetlere de değinmekte yarar var sanırım.Malum söz konusu Avusturya ve Viyana olunca tabii olarak akla ilk gelen I. ve II.Viyana kuşatmalarıdır. Kısaca hatırlarsak şayet; İlk kuşatmayı kendi isteğiyle bitiren Osmanlı, başarısızlığına rağmen bunu mağlubiyet olarak görmemişti ama daha sonra yapılan II. Kuşatmadaki başarısızlıkta eklenince, kuşatmalar sonuçları itibariyle Avrupa’ya çok önemli kazanımlar sağlarken, bizim için de bazı ilklerin yaşanmasına neden olmuştur.
İsterseniz kısaca hatırlayalım; bilindiği gibi 1529 yılında yapılan I.Viyana kuşatması bulunduğu yer itibariyle memleketten bir hayli uzak mesafede olması, savaşın uzun sürmesi, erzak ve askeri takviyenin de zamanında yapılamaması sonucu büyük kayıplar veren Osmanlı, başarı da gelmeyince mecburen ganimetten mahrum olarak İstanbul’a geri dönmüştür.
Osmanlı kuşatma için yaptığı masrafları hazineden karşılamak zorunda kaldığından maddi kayıplar yaşamıştır.Takriben bir buçuk (1,5) asır sonra yapılan II. Viyana kuşatması da (1683) uzun sürmüş, ikinci kez neticesi alınmadan maddi ve manevi bakımından büyük kayıplar verilerek geriye dönülmesi üzerine, maddi boyutun yanında idarede de kaoslar yaşanmış ve devamında yapılan/yapılmış antlaşmalarda ilk kez toprak kayıpları yaşanmıştır.Kuşatmalar bunun sebebi olarak kabul edilerek, tarihimizde unutulmazlar arasında yer almışlardır.[6]
Belki de 1600’lerin sonu yani “Karlofça” Antlaşmasının (1699) yapıldığı tarihe, Osmanlı sınırlarının genişlemede geldiği en son nokta diyebiliriz.Yani II.Viyana kuşatmasıyla birlikte ilerleme süreci bitmiş, duraklama dönemi başlamıştır. Bir asır kadar süren duraklama döneminde (1700-1800 arası) uluslararası arenada artık bir türlü derlenip toparlanamayan Osmanlı, emsallerinden geride kalmaya başlayarak çöküş dönemine girmiştir (1800-1908 arası). Zaman zaman iyi niyetli çabalar olmuşsa da dağılmayı/bölünmeyi önleyemeyerek (1908-1920 arası) çöküş süreci yaşamıştır.1922’de de hilafetin kaldırılması ile resmen tarih sahnesinden silinmiştir.[*]
Avrupalılar açısından kazanımlara gelince; I.Viyana muhasarası girişimi Avrupa genelinde bir korkunun ve paniğin yaşanmasına neden olduğundan, o tarihlerde Avrupa’da yaşanan şiddetli mezhep kavgaları (30 yıl savaşları) Papa XI.Innocentius’un öncülüğünde, kuşatmayı bahane göstererek yaptığı girişimler sonucu askıya alınarak, yerine bir “Haçlı ruhu” oluşması için ilk tohumların atılmasını sağlamıştır.
Bunlardan habersiz II.Viyana kuşatması seferine çıkan Osmanlı ordusu kesin zaferle döneceğinden emin olarak çıktığından, çamuru da bahane ederek ağır toplarını cepheye götürmemiştir.Buna karşın ilk olarak Osmanlı’ya karşı neredeyse bütün Avrupalı devletler bir araya gelerek müdafaaya katkı vererek başarısızlığın yaşanmasına neden olmuşlardır[7]
Padişah IV.Mehmet mağlubiyetin sorumlusu olarak gördüğü Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’yı idam ettirmiştir.Bu mağlubiyet daha önceleri “Yenilmez Ordu” diye nam salmış Osmanlı Ordusuna prestij kaybı yaşatırken, Avrupalı düşmanlarına da büyük moral ve cesaret aşılamıştır.Avrupa ülkeleri bu püskürtmeden sonra büyük sevinçler yaşamış, hatta birçok devlet resmi kutlamalar bile yapılmıştır.[8]
Maksadımız tarihi bu sütunlara taşımak değildi elbette, zaten koca tarih böyle iki cümleyle de anlatılmaz.İdarecilerce ülke adına yapılan/yapılmış hatalardan dolayı gelecek nesillerin bedel ödemeleri kaçınılmaz olacağından, gelen nesillerin de tarihi tekerrür ettirmemeleri adına dersler ve ibretleri hatırlama babında kaleme alınmıştır o kadar.
Kaynakça;
1 “Kommission für Migrations und Integrationsforschung der Österreichischen Akademie der Wissenschaften” (PDF). Statistik Austria. 2012. s. 27. 24 Şubat 2013 tarihinde kaynağından (PDF) Erişim tarihi: 24 Nisan 2019 
2 “Population by Year-/Quarter-beginning”. 26 October 2018.
3 “Austria”. International Monetary Fund. 19 Nisan 2016 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi:21 Nisan 2019
4 “Gini coefficient of equivalised disposable income (source: SILC)”. Eurostat Data Explorer. 6 Kasım 2013 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 4 Aralık 2015.
5 “Human Development Report 2015” (PDF). United Nations. 2015. 17 Haziran 2016 tarihinde kaynağından (PDF). Erişim tarihi: 20 Nisan 2019 .
6 İ.H.Uzunçarşılı “Büyük Osmanlı Tarihi”. II.Cilt 7.Basım.Türk Tarih Kurumu Yayınları.
7 Raymon Montran “Osmanlı Tarihi” I.Cilt.Adam Yayınları.
8 Mustafa Turan “II.Viyana Muhasarası”.”Osmanlı Devletinde siyasi, idari ve askeri çözülme”.OTAM dergisi sayı:9 (Ankara 
Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi)
 [*] Verilen tarihler yaklaşık olup tasnifler yazara aittir.Bir tespitte bulunmak için verilmiştir.

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat