MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
BABA’YA İTHAFEN
Gamze Nur ERGİL
YAZARLAR
27 Temmuz 2018 Cuma

BABA’YA İTHAFEN

Ben bugün köşe yazımı çok önemli birine ayırmak istiyorum. Başlayalım öyleyse, 1881 yılında dünyaya geldi, sarı saçlı mavi gözlü bir erkek çocuğuydu kendisi. Büyüdü delikanlı oldu, asker oldu, çaresiz bir milletin lideri oldu. Büyük çaresizlik içerisinde kıvranan Türk milletinin elinden tuttu, fikriyle, arkadaşlarıyla, ileri görüşlülüğüyle yaptı bunu. Birçok savaşa katıldı, yenemez denilen savaşlarda galip geldi hem de yetersiz cephane, yetersiz asker ve tamamen yoksulluk içerisinde. Biri çıkıyor bir ülkenin tüm yaralarını sarmak için birçok suikast, idam emri ve birçok savaş atlatıyor. Sadece ülkesi için…


Sonrası mı hakaretler, küfürler, putlaştırıyorsunuz demeler mi ne ararsınız. Allah’sız, kitapsız, dinsiz diyeni mi ararsınız? Bunlara cevap olarak Anıtkabir’e giderek Atatürk’ün gömlek cebinde taşıdığı küçük Kur’an-ı Kerim’i görmelerini talep ediyorum, kendisinin zamanında camilere verilen ödenekleri araştırmalarını tavsiye ediyorum. Tekke, zaviyeler için ise açıklamasını zaten seneler öncesinde yapmış bu ufku kocaman açık olan ADAM. Atatürk olmak da zor sahiden, o kadar kitap oku, birçok zafer kazan, unvanlar al, istiklal madalyası al, cumhuriyet kur, onca savaşın içerisinde aynı zamanda modern bir devlet için fikirler üret, kadın haklarını getir.

Sonra kalkıp biri çıksın, telefonun tek bir tuşuna basarak hakaretler yağdırsın. Sonra da bu ülkeye bir şeyler kattığını sansın, bir başkası çıksın dinsiz desin, diğeri çıksın putlaştırıyorsunuz desin. Ben bu zamana kadar tek bir insan görmedim Atatürk heykeline tapan, Atatürk’ü seven her insan bunun bilincinde emin olun. O put denilen büstler Mustafa Kemal’in Türkiye Cumhuriyeti için ne kadar değerli ve unutulmaz kişiliğini göstersin diye orada duruyorlar.


Anadolu topraklarının bölündüğü, mandacılığın, kapitülasyonların içerisine sıkışmış bir ülkeyi refaha nasıl ulaştırdığını bir düşünsek, Çanakkale savaşında yapılanları bir düşünsek, Fatih Sultan Mehmet gemileri karadan yürütürken ona nasıl deha diyebiliyorsak, Mustafa Kemal’e de Çanakkale’de kurduğu stratejiler için deha diyebilmemiz gerektiğini bir bilsek, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği İstanbul’u başkalarına yar etmeyen Atatürk’ü bir göğsümüze bastırmayı becerebilsek, Türk milletinin Atatürk’ünü Japonlar, Almanlar bile saygıyla anarken bizde biraz olsun anabilsek, ilkelerini çöp saymak yerine o ilkeler ne anlatıyor bir baksak.
O kadar çok yönlü bir lider ki kendisi bilimden, sanattan, estetikten bahsediyor, hem de kan, ölüm, savaş içerisinde ömrünü sürdürmüşken.


Bir diğer meseleye gelirsek, kadınların Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret etmesi daha garibime gidiyor, sakın yanlış anlaşılmasın cinsiyetçilik yapıp kadın küfür etmez falan demeye çalışmıyorum orası beni ilgilendirmez, herkesin ahlakı kendine. Demek istediğim mevzu şu, kadınların haklarının kısıtlandığı, nüfus sayımlarında bile sayılmadığı, seçme ve seçilme haklarının olmadığı bir ortamdan bahsediyoruz. Bir adam geliyor ve kadınlara birey olabilme şansını tanıyor. Seçme hakkı veriyor, seçilme hakkı veriyor, mal paylaşımında söz sahibi yapıyor.

Hem de bunlara tüm dünya kadınlarından önce sahip oluyoruz. Sonra kadınlar çıkıp hakaret ediyorlar. Hiçe sayılmak mı hoşunuza giderdi, söz hakkı sahibi olabilmek mi? “Başına kadın geçen toplum iflah olmaz.” diye aslı astarı olmayan bir sözü bazı hocalar kılıf edinerek yine bu noktada, kadınlara hak tanıdığı için Atatürk’e dinsiz sıfatını yapıştırıyorlar. Kadınlar bir birey, tıpkı erkekler gibi. Kutsal kitabımızda da tam olarak yazar bu. Erkeklere tek bir üstünlük kılınmıştır o da fiziksel güçtür. Onun haricinde bir kadınla bir erkek arasında statüsel bir fark olmaz, olamaz.

Bu yanlış ve aslı astarı olmayan cümlelere itibar bile etmemek gerekiyor. Konumuza geri dönersek diyeceğim o ki, sizler babanızdan, annenizden miras olarak bir ev kaldığında ona duacı oluyorsunuz fakat Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere bıraktığı 783.562 km² lik Türkiye için kendilerine minnet etmiyorsunuz. Sorun da tam olarak burada başlıyor aslında, sevmek zorunda değilsiniz ama saygı duymak zorundasınız, zorundayız.

Çünkü canları pahasına bizlerin geleceğini, toprağını gece gündüz savunmuş bu insanların üzerimizde hakları var. Sırf bu hak için bile saygı duyulur bu insanlara. Bahsettiğim sadece Atatürk değil ama en çok hakaret edilen, küfür edilen, yok sayılan lider Atatürk olduğu için en çok ona ayırmak istedim bu sayfayı. Yoksa şu an başka bir milletin boyunduruğu altında, belki de kendi dinimizi bile yaşayamadan hayatımızı sürdürüp gitmek zorunda kalabilirdik.

Dört mevsimi aynı anda yaşayabilen bir iklime sahibiz ve konum itibariyle kusursuz bir yerdeyiz (bu toprakları hala işgal etmeye, çeşitli oyunlarla ele geçirmeye çalışmalarından bile bunu anlayabiliriz), bunu bize miras bırakırken canını hiçe sayan bu insanlara bir dua, bir minnet borcumuzun olduğu kesin. Hepsini geçtim, bizim dinimiz ölünün arkasından laf edilmez diye bir şey de söylüyor, madem dinsiz diye kafanızda kodladınız bırakın içinizde kalsın, en azından günaha girmemiş, dedikodu etmemiş olursunuz. Bu cennet gibi mirası bize bıraktığı için Mustafa Kemal Atatürk’e ve silah arkadaşlarına sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Okur
 27 Temmuz 2018 Cuma 10:14
Tam da budur. Duygulara terc?man olmu?sunuz. Akl?n?za, dilinize elinize sa?l?k.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat