MENÜ
Ankara -4°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
BİLGİ  EKONOMİSİ
Abdurrahman SAĞKAYA
YAZARLAR
4 Mayıs 2017 Perşembe

BİLGİ EKONOMİSİ

Sanayi toplumunun muhasebe sistemi, üretimin parasal değerini belirliyordu. Bilgi toplumunun ağırlıklı sektörü, “Hizmet sektörü”dür. Bu sektörü muhasebeleştirerek, üretim değeri ortaya konulamıyor. Örneğin, Mikrosoftun defter değeri 50 milyar$, borsa değeri ise, 300 milyar$. Bu aradaki fark muhasebeleştirilemeyen; firma ismi, müşteri portföyü, elemanların kafalarındaki projeler vd… Aynı şekilde ormancılıkta da, odun değeri muhasebeleştirilyor; ancak sosyal faydaları: Oksijen üretimi, karbondioksit yutağı, erozyonu önlemesi, havadaki tozu tutması, iklimi ayarlaması vd… Muhasebeleştirilemeyen üretimlerdir. Bilgi çağı ekonomisi, gelişim halindedir. Bu hizmetleri ilk muhasebeleştirenler, ilk kazananlar olacaktır…

DEMOKRASİ GELİŞMENİN ALTYAPISIDIR

Çağımız “Bilgi çağı”. Bu çağda ülkelerin gücü; otomobil üretimi, petrol rezervi, demir-çelik üretimi, vd. ölçülmüyor. Ülkeler, sahip oldukları beyinlerle, hem de “İyi yetişmiş beyin” lerle güç kazanıyor; güçlü oluyorlar… Bu beyinlerin tarlası ise, demokrasidir. Yetişmiş beyinler tenkidin, hoşgörünün, tartışmanın olabildiğine hür olduğu ortamlarda yetişir. Demokrasinin olmadığı krallık ve oligarşilerde bu beyinler yetişmez. Bilgi çağında demokrasi iki çıktılı bir sistemdir; siyasal çıktılarının yanında, ekonomik çıktıları da olan bir rejimdir, demokrasi. Bilgi çağında kalkınma teknik kapasite, zihniyet yapısı olduğu kadar; bir demokrasi sonucudur… Olmazsa, olmaz…

MİSYONUMUZU BİLELİM

1996’da hac görevim esnasında, Mekke’de Hintli bir Müslümanla sohbet ediyoruz. Hintli, Hindistan’da Müslüman olarak gördüğü mezalimi gözleri yaşararak anlatıyor… Mümkün değil. Uzun uzun anlattıktan sonra sözlerini şöyle bitirdi, “Bütün suç sizde!... Güçlenemediniz…Türkiye güçlü olsa, bize bu zulümü yapabilirler miydi?...” Bu ifadeden sonra bozulan kimyamı kelimelere dökemem!.. Günlerce düşündüm, düşündüm… Devlet görevinde yolsuzluk yapanları… Sırf kullanmak için liyakatsiz yönetici ataması yaptıran politikacıları… İş alabilmek için hırsız bürokrat atamasının arkasındaki işadamlarını…vd… Burada  işiniz iş; ama, 300 milyon Türk’ün, 1,5 milyar Müslümanın vebali altındasınız!... Bu hesabı çok zor verirsiniz…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat