MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ÇOCUKLUKTAN ERKEK VE KADININ TOPLUMA YANSIMASI
Gamze Nur ERGİL
YAZARLAR
20 Ocak 2017 Cuma

ÇOCUKLUKTAN ERKEK VE KADININ TOPLUMA YANSIMASI

Bugünkü yazıda bakalım hangi yanlışlarınızı düzeltme fırsatı bulacaksınız?
Hiç düşündünüz mü çocuğunuzun karakterinin şekillenmesindeki rolünüzü ya da onun huylarının oluşumundaki etkilerinizi?
Çocuklar ailenin aynası gibidir. Evde nasıl bir ortam varsa miniğimizin yüzüne yansır. Mutlu, huzurlu bir ailede yetişen bir çocuk mutlu, huzurlu olduğunu inanın bir şekilde mimikleriyle, davranışlarıyla size yansıtır. En önemli problemimizde burada başlıyor zaten.
Bizim toplumumuzun ataerkil yapısı nedeniyle çocuklar daha doğrusu erkek çocukları daha ufacık yaşta erkek oldukları için kız çocuklarından daha üstün olduklarını sanıyorlar çünkü böyle yetiştiriliyorlar. Sanıyoruz ki erkek olmak insan üstü bir güç. Daha sonra cinsel istismara uğrayan kadınların çoğalmasının sebebini araştırıyoruz. Bakın ben söylüyorum işte. Erkeklere kadından daha üstün davranırsanız sonucunda erkek kadını hep küçümseyecektir. Ailelere bakalım: ailelerde erkek çocukları okusun, kız çocukları okumasın nasıl olsa evlenecek diye bakıyorlar. Sonra da bu ailelerin kadınları çıkıp diyorlar ki kadın hakları kadın hakları!
Kız çocuğunu okutmazsan, oyun çağında evlendirirsen ayakları yere basan bir kadın topluluğu göremezsin. Ben bu tezi çürütüp diyorum ki erkekten çok kadın okumalı. Neden mi? Erkek inanın ki her zaman iş bulur ama kadın bir meslek edinmek zorundadır. Çünkü ekonomik özgürlüğünü sağlamazsa ömrü boyunca bir erkeğin eline mahkum yaşayacaktır. Toplumda ona biçilen rol olan anneliği yapmakla yetinecektir. Kariyer planı olmayacak, kendisini özgür hissetmeyecek, kendisine güveni olmayacak ve ayakları yere basmayacak. Yapacağı şey çocuk doğurup, ev işlerini yapmak, günlere katılmak. Bunu kesinlikle küçümsemiyorum. Ama bakmamız gereken perspektifte kesinlikle bu olmamalı diye düşünüyorum. Olması gereken bilinçli, nitelikli kadın, özgüvenli kadın profili…
Kadın ben özgürüm diyebilmeli. Her iş kademesinde kadın da yer alabilmeli. Doktor, avukat, milletvekili, spor muhabiri, sunucu, kasiyer ya da daha birçok meslekte biz kadınları görebilmeliyiz. Eğer bunu görebilirsek ne olur biliyor musunuz? Toplum dediğimiz terim realist bir terime dönüşür. Erkek de kadın da beraber toplumda eşit şartlarda yer almalıdır ki demokrat, eşitlikçi, özgür, hak ihlalinin olmadığı bir toplum olabilelim. Bilir misiniz bilmem geçenlerde Etimesgut Halk Otobüslerinin birinde bir kadın tecavüze uğradı. Sebeplerini düşünelim. Ne dersiniz sebep gösterecek olursak? İlk olarak çocukken bu erkek belki de erkekliği sebebiyle çok fazla yüceltildi, ikincisi kadınları hala cinsel obje gördüğü için ona sahip olmaya hakkı var düşüncesine kapıldı. İki sonuçta içler acısı. Kadın birey değil, kadın evinin kadını olmalı, kadın dışarı gece çıkarsa sonucu bu olur, kadın yalnız otobüse binerse inmeden önce bazı değerlerini çoktan kaybedecektir, kadın şudur, kadın budur vs. vs. vs.
Siyasete bakalım yine katılan kadın oranı düşük, bilgisayar istatistiklerini inceleyelim; bilgisayar bilen kadın oranı yine düşük. Evlendirme yaşlarına bakalım kadın yaş oranı yine düşük. Kız çocuğunu omzunda gezdiren Hz. Muhammed’in peşinde gidenlerin şimdilerde kadınları bu kadar değersizleştirmiş olması inanın ki üzücü ve bir o kadar da şaşırtıcı. Son olarak evlendirmeden bahsedelim. 13-14 yaşındaki daha çocuk diyebileceğimiz kızları yetişkin erkeklerle evlendiren zihniyetleri birazda irdelemek istiyorum. Gözünüzün bebeği olan biricik kızlarımız daha oyun oynarken birden evlilik gibi ciddi bir olayın içerisinde buluyor kendisini. Okuması gereken, elinde oyuncak olması gereken, sokakta arkadaşlarıyla oynaması gereken kızlarımız evlerinde yemek yapmaya, bulaşık yıkamaya, çocuk doğurmaya başlıyor ve daha çocukluklarını yaşayamadan yetişkin olmak zorunda kalıyorlar. Ben bu zihniyete bir türlü anlam veremediğimi belirtmekle birlikte bu zihniyetlerin oluşmasına fırsat verenler çocuk yaştaki kızlarını koca koca erkeklerle evlendirenlerdir diye düşünüyorum. Evliliğe tabi ki karşı değiliz ama bırakın da evlatlarınız evlenecekleri zamanı, evlenecekleri insanı kendileri seçsin. Gençliklerini heba etmeden, ekonomik özgürlüklerine sahip olarak, severek ve mutlu olarak yaşasınlar. Sırf bu sebeple intihar eden yüzlerce kızımız mevcut. Yapılması gereken tek bir şey var ki kadını erkeğe bağımlı gibi düşünmek yerine kadını bir birey olarak düşünebilmek. Üniversiteye, ilkokula, ortaokula, liseye kızlarımızında gitmeye hakları vardır. Sadece erkek okutulursa erkek çocuk gelişir ama bir kadın okutulursa toplum gelişir. Sebebine bakacak olursak elbette ki babalarda çocuklarına bir şeyler katıyorlar ama anne çocuğuyla en çok vakit geçiren bireydir. Bu sebeple de anne bildiklerini çocuklarına aktararak karakterinin, kültürünün gelişmesinde çok daha fazla rol oynar. Sonucu şuraya bağlayalım diyorum: daha ufacık yaştaki erkek çocuklarının erkek olmalarından dolayı onlara olağanüstü güçleri varmış gibi davranmayın, erkek çocuklarınıza kadınların haklarını ihlal etmemeyi öğretin, sokakta yürüyen bir bireyi rahatsız etmemesi gerektiğini ona öğretin. Diğer bir hususta en önemlisi bu kendi kararlarını verecek iradeye sahip olana kadar kızlarınızı istekleri dışında biriyle evlendirmeyin ve onu okumak istediği mertebeye kadar okutmaya çalışın. Evlatlarımız çiçektir soldurmayalım…
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat