MENÜ
Ankara -2°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
DOĞA BENİM İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?
Seda TOLMAÇ
YAZARLAR
25 Mart 2019 Pazartesi

DOĞA BENİM İÇİN NEDEN ÖNEMLİ?

Fark ettiniz mi bilmiyorum; son yıllarda çoğu insan hayatın telaşı içinde oradan oraya koşturup duruyor. Hepimiz, yaşadığımız sürece bir şeylerin mücadelesini veriyor, bir şeylere yetişme, bir şeyleri yetiştirme telaşı için koşturup duruyoruz. Üstelik bu telaşımız, büyük bir kalabalık içerisinde…
Etrafımız o kadar kalabalık, hayatımız o kadar yoğun ki, tüm bu kalabalık ve yoğunluk içinde kendimizi bir türlü göremiyoruz. Kalabalığın, yoğunluğun, telaşın farkındayız, ama kendimizi fark edemiyoruz.


Bu yüzden, zaman zaman kendimizle baş başa kalmak, kalabalıktan uzaklaşmak, yaşamın verdiği yoğunluktan kaçmak için yalnız kalmayı tercih ediyoruz. Çünkü, onca telaşın ve kalabalığın arasında yalnız kalmak, insanın kendi düşüncelerini duyabilmesi, bulunduğu anı duygularıyla hissedebilmesi demek.
İşte! Tam da bu nedenle kalabalıktan sıyrılmak isteyen insan, kendine yalnız kalacağı bir zaman, bir yer arıyor, çünkü kalabalıklar içerisinde kendi sesini duyamıyor, içinde bulunduğu anın farkına varamıyor ve bir süre kendi yalnızlığına gömülmenin kendisine iyi geleceğini düşünüyor. Bu nedenle insan, yalnızlaşmak istediğinde kendine iyi gelecek bir ‘yalnızlık’ arıyor. Peki hiç düşündünüz mü; günümüzde kalabalıktan kaçmak isteyen çoğu insan neden yalnız kalmak için doğayı tercih ediyor?


Özellikle büyükşehirlerde yaşayan insanlara bakın mesela, kalabalık, hayatın yoğunluğu ve kendi telaşından o kadar sıkılmıştır ki, yalnız kalmak için hafta sonu kaçacağı bir yer arar ve bu yerde genellikle şehrin betonundan uzak, yeşilin ve mavinin adeta iç içe geçtiği bir yer olur. O yer de genellikle betonlaşan şehrin, azıcık da olsa kurtarılmış yeşilliğidir.
Dünya üzerinde nüfusu artan şehirlere bakın, hepsi hızlı bir betonlaşmanın esiri olmuş durumda. Ağaçlar, doğal alanlar da bu betonlaşmadan nasibini alarak yok olmaya başlamış durumda. Betonlaşmadan birazcık kurtulabilen ve yeşil kalabilen alanlar da, beton yığınlarından, kalabalıktan, telaştan kısa süreliğine de olsa kendini kurtarmak isteyenlerin kaçış noktası… Çünkü insan en ufak bir ağacın altında, küçücük bir yeşil alanın üzerinde gökyüzüne bakarsa, biliyor ki, daha çok görecek maviliği…
Doğanın kollarında gökyüzüne bakmak, insanı daha da özgürleştiriyor. İnsan doğanın kollarında kendi duygularını daha iyi hissedebiliyor. Güzel, aydınlık ve parlak bir geleceğe daha çok inanıyor.
Kim, yemyeşil bir ormanın ortasında masmavi bir göle bakmayı sevmez ki? Ya da kim ağaçlarla kaplı, kuş sesleriyle şakırdayan bir koyda denizin serin sularına kendini bırakmak istemez ki? Veya kim koskoca çınar ağaçlarıyla kaplı bir ormanda yağmur sonrası toprak kokusunu içine çekerek yürümek istemez ki?


Şimdi, içinde bulunduğumuz 21-26 Mart haftasını her yıl ‘Orman Haftası’ günü olarak kutlanıyor ve bu hafta kapsamında onlarca insan ormanların korunması konusunda bir sürü şey söylüyor, söyledikleriyle doğa ve ormanın önemine dikkati çekerek farkındalık yaratılmaya çalışılıyor ya, bence hepsinden önce bizim kendimizi şunu sormamız gerekiyor: “Doğa benim için neden önemli?”


Çünkü doğa, insanın yalnızlığa iyi gelen tarafı. Kalabalıklardan kaçıp kendinle baş başa kalabildiğin, dünyada senin dışında da onlarca canlının yaşadığını görebildiğin ve her canlının sana bir şeyler öğretebildiği bir yer.
Bana sorarsanız doğa, insanı betonun ve kalabalıkların arasından kurtaran ve kendisine vicdanını hatırlatan bir yer. Keşke hepimiz betonlaşan dünyamızı ve aslında beton gibi kaskatı kesinlen vicdanımızı bir süreliğine doğaya bırakabilsek. Belki o zaman neden doğaya, ağaca, ormana ihtiyacımız olduğunu daha iyi anlayabiliriz.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat