MENÜ
Ankara -2°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
DOĞAYA MÜDAHALE EDERKEN YOK OLAN BİZLERİZ
Seda TOLMAÇ
YAZARLAR
19 Ağustos 2019 Pazartesi

DOĞAYA MÜDAHALE EDERKEN YOK OLAN BİZLERİZ

“Doğa insan olmadan da yaşar ama insan, doğa yok olduktan sonra yaşayamaz” der; Paul Ehrlich. Bu söz, üzerinde düşünülmesi ve doğanın ne kadar güçlü, önemli ve paha biçilemez olduğunu anlatır bana göre.

İşin özüne ve derinine baktığımızda doğadaki bitki ve hayvanların insana pek de ihtiyacı yoktur aslında. Ama insanın doğada yaşayan her bitkiye, hayvana ihtiyacı var. Bitkiye, ağaca, ormana ihtiyaç duyar insan; nefes almak ve aldığı her nefesi temizce içine çekebilmek adına. Hayvana ihtiyaç duyar insan; onun sütünden faydalanarak çocuklarını besler, onun yünüyle ısınır.

Ama sanki doğaya hiç ihtiyacı yokmuş gibi, sanki evrende güçlü olan sadece kendisiymiş gibi müdahale etmeye çalışır ona. Doğada hiçbir canlı beslenme ihtiyacı dışında başka bir canlıyı avlamaz mesela. Ama insan sadece kendi konforu için avlayabilir bir canlıyı. Veya kendi zevki için şekil vermeye çalışır doğada bulunan canlılara. Otoyollar yapmak, gökdelenler dikmek için kesilmemesi gereken onlarca ağacı keser mesela. Bilmez ki o ağacı kesince çevresindeki canlı türlerinin de yok olacağını. Aslında o ağacı kesmeden de otoyol, köprü, ev yapacağını hesap edemez. Çünkü doğayı istediği gibi şekillendirmek ve onu yok etmek daha kolayına gelir.

Denizlerin, göllerin çevresini de kendine göre şekillendirmeye çalışır insan. Sanır ki kendine göre şekillendirdiğinde o denizin, gölün manzarasını daha iyi görecek! İnsana bunu yaptıran da kendi çıkarıdır! Doğayı kendine göre şekillendirerek kazanç elde edeceğini düşünür. Ama doğayı kendi zevki için bilinçsizce şekillendirmeye çalışırken, aslında kendi yaşamına müdahale ettiğinin farkına varmaz. Doğayı şekillendireyim derken, ihtiyaç duyduğu diğer canlıları yok eder.

Maalesef son yıllarda insanın doğaya olan artan müdahalesi de aslında kendisinin ihtiyaç duyduğu canlıları yok ediyor. Özellikle ülkemizde kentlerin artan nüfusunun barınma ihtiyacını karşılama adına yükselen binalar, para kazanma hırsı ile doğa harikası göllerin dibinde biten konutlar ve yine daha çok para kazama hırsı ile altın madeni arama adına yok edilen sayısız ağaçlar… Tüm bunlar, insanın doğayı kendi çıkarı, zevki, istediği adına şekillendirmesi.

Son yıllarda gündeme gelen doğa harikası Uzungöl’ün beton yığınına dönüşmesi, yine son günlerde çok tartışılan Kazdağları’nda siyanürle altın madeni arama çalışmaları ve bu çalışmalar esnasında kesilen ağaçlar... Yine ülkemizin doğa harikası Salda Gölü ve gölün çevresine yapılmak istenen park ve bahçe çalışmaları…Hepsi ama hepsi doğaya yapılan bilinçsiz müdahale ve insanın kendi çıkarı adına doğaya şekil verme çabası.Oysa yapacağımız ne varsa, doğaya müdahale etmeden de gerçekleştirebiliriz. Veya doğaya zarar verecek çalışmalardan kaçınarak…

Çünkü eğer biz insanlar kendi hırs, çıkar, kavga ve karmaşamız içerisinde doğaya müdahale etmeye devam edersek, doğanın hızlı bir şekilde yok olmasına neden olacağız. Hatta oluyoruz bile. Buna neden olurken de, yani doğanın yok olmasına imkan verirken de aslında yok olanın biz insanlar olduğunu fark edemiyoruz.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat