MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
EĞİTİM FELSEFESİ
Hatice TOPÇU
YAZARLAR
10 Eylül 2019 Salı

EĞİTİM FELSEFESİ

“Söylemek istediğim korkak fısıltılar değil karanlıkta

Gündüzdür söz konusu olan ve ardına kadar açık pencere

Ve tertemiz hava

Ve bir ocak tüm yararsız şeylerin yanıp gittiği

Ve apayrı bir ekinin tohumlarını taşıyan tarla

Ve doğum ve gelişme ve gurur…”  

                                                                           Furuğ Ferruhzad

 

Zaman üç boyutlu bir olgudur. Dünü, bugünü ve yarını içerir. Bazen düşünürsünüz ve çok uzaklara gidersiniz. Yani aslında bedeniniz bugündedir ama aklınız başka bir zamandadır. O başka zaman eğer geçmişse, orada sizin yaşadıklarınız veya sizden çok önce bir şekilde varlığınızla bağ oluşturduğunuz başkalarının yaşadıkları ile buluşursunuz. Zorluklarını, yokluklarını, acılarını ve verdikleri mücadeleleri yaşarsınız. Sonra o zor dönemlerin ardından size ulaştırdıkları güzellikler içinizi ısıtır.

Bir önceki yazımda kendimden de önceki bir tarihe giderek; orada yaşanan zorluklara rağmen eğitimi; var olmak, gelişmek ve ilerlemek için bir numaraya koyan büyük bir liderin öğretmenler kongresinde yaptığı konuşma ile buluştuk. 

Yine o kongrede toplumsal yaşamda kadının yerine ve önemine vurgu yapan o büyük liderin çağcıl bir tavrı ile buluştuk. Tarihimizle yaptığımız bu buluşmalar; geleceğimizin sağlam temeller üzerine oluşturulabilmesi için atılmış cesur ve kararlı adımları idrak etmemizi sağlar. Tarih geriye, felsefe ileriye bakar! Yani tarih olmadan sağlam bir bilinç oluşmaz, felsefesiz de ilerleme olmaz. 

Eğitim Felsefeleri; geçmişten günümüze bütün birikimlerini süzgeçten geçirerek, iyi ve geliştirilebilir olanları korur; köhnemiş ve işlevini yitirmiş olanların ayıklanmasını hedefler. Özetle eğitim felsefesinin yanıtlaması gerekin sorusu “Nasıl bir insan yetiştirmeliyim?” sorusudur.

Nasıl bir insan yetiştirmeliyim sorusunu;

Geçmişin bir dönemini yok sayarak yanıtlayamayız!

Geçmişte iyi ve geliştirilebilir olan uygulamaları inkâr ederek, kötüleyerek ve yok ederek yanıtlayamayız!

Aynı acıları yaşamış, tarihi bir olan, aynı dili konuşan, aynı dine inanan, akrabalık bağları ile birbirine kenetlenmiş, aynı bayrağın altında yaşayan, gönlü bir olan insanları ayrıştırarak yanıtlayamayız!

Kaldı ki aynı bayrağın altında yaşayan farklı dili, dini, kültürleri olan milletlerin de, toplumda ve eğitim sistemleri içinde kendilerine yer bulabilmesi çağdaşlaşmanın gereğidir. 

Çağdaş eğitim merkeze insanı alan ve onun dinine, diline, ırkına saygılı olan eğitimdir. Çağdaş eğitim, herkesin eğitim hakkından yararlanmasını fırsat eşitliği bağlamında sağlayan eğitimdir. Çağdaş eğitim akıl ve bilimi önceliklendiren eğitimdir.

Bu yüzden bilim eğitim politikalarının belirlenmesindeki en somut alandır. 

Bu hafta yeni öğretim yılına başladık. Eğitimde eşitsizlik ve okullar arası kalite farkı sorunları devam ediyor. Yapılan merkezi sınavlarda özel okullar daha başarılı. Çocuğunu devlet okuluna göndermek zorunda olan veli bu durumun farkında. Bu yüzden okul ve öğretmen seçimi için her yolu deniyor. 

Aslında üst öğrenime geçiş için yapılan merkezi sınavlar ve ortaöğretim okullarının nitelikli ve niteliksiz okul olarak sınıflandırılması okullar arası kalite farkının resmi itirafı niteliğindeki uygulamalardır. 

Eğitimin sorunları çok, aynı işi yapan öğretmenleri bile; sözleşmeli, ücretli ve kadrolu şeklinde ayırmış durumdalar. Yine kalite yönetimlerinin olmazsa olması hesap verebilirliğin gereği kökleri derin bir sistem olan teftiş sistemi değiştirilmiştir.

Sanırım eğitim felsefemizin yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir. Umarım felsefenin seçmeli ders olarak okutulduğu ülkemizde bunu başarabiliriz! 

Zira insanı merkeze alamayan, akıl ve bilimden uzak anlayışların bedeli; çocuk istismarlarına, kadın cinayetlerine sessiz kalmaktır.  Çevre katliamı sahiplerine göz yummaktır. Ne acıdır ki biz bunları yaşıyoruz.

Millet insan topluluklarının en sağlamı ve en gerçeğidir! Onun varlığı birlik ve bütünlüğünü korumaktan geçer.

Umut hep taze ve ölümsüzdür. İran Şairi Furuğ Ferruhzad ne güzel anlatmış var oluşu, aydınlığı, doğumu, gelişmeyi ve gururu. İnsanlık hep yeniden doğar! 

Furuğ 1968 yılında bir araba kazasında henüz otuz iki yaşındayken öldü. Uzun yaşasaydı kim bilir daha ne güzel şiirler yazacaktı. Ben onu dizeleri ile tanıdığım için çok mutluyum. Sözlerimi onun umudu hep yeşerten ve ölümünden sonrasına taşıyan yukarıda alıntı yaptığım (Doğanın Fethi) şiirinin dizeleriyle bitirmek istiyorum. 

 

“Bizim seven ellerimizdir söz konusu olan

Bir köprü kuran kokular, ışıklar ve esintilerle

Gecenin üstünde…

Sağlık ve mutlulukla kalın…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Keriman Tuğcu
 12 Eylül 2019 Perşembe 00:26
Güzel bir yazı olmuş,Yeni eğitimin başladığı bu günlerde ,farklılık yaratır inş.Gönlüne kalemine sağlık kolay gelsin Hatice hanım.SEVGİMLE
 Bilal Apaydın.
 10 Eylül 2019 Salı 15:01
Hatice hanım güzel insan eline yüreğine sağlık iyiki varsınız. Yazını üç defa okudum gerçekten çok güzel. ALLAH’ın insanoğluna ilk emri oku olmuş. Yine bir ayette bilenle bilmeyen bir olurmu diyor. Mealesef ülkemizde kız çocuklarını özellikle yakın zamana okutmadılar. Zamanın lavresleri gavur mektebi dediler. Kur’anı arapça okutup ne dediğini anlayamadık. Kısaca bu milleti hep karanlığa mahkum ettiler. Şimdi sizler yürekli aydın büyük yürekli TÜRK kadınları geleceğimizin aydınlık yüzüsünüz. Selamlar saygılar her şey gönlünüzce olsun.
 Bilal Apaydın.
 10 Eylül 2019 Salı 15:01
Hatice hanım güzel insan eline yüreğine sağlık iyiki varsınız. Yazını üç defa okudum gerçekten çok güzel. ALLAH’ın insanoğluna ilk emri oku olmuş. Yine bir ayette bilenle bilmeyen bir olurmu diyor. Mealesef ülkemizde kız çocuklarını özellikle yakın zamana okutmadılar. Zamanın lavresleri gavur mektebi dediler. Kur’anı arapça okutup ne dediğini anlayamadık. Kısaca bu milleti hep karanlığa mahkum ettiler. Şimdi sizler yürekli aydın büyük yürekli TÜRK kadınları geleceğimizin aydınlık yüzüsünüz. Selamlar saygılar her şey gönlünüzce olsun.
 İnci Topçu Ada
 10 Eylül 2019 Salı 14:43
Çok güzel bir makale, makale diyorum zira her gün gazetelerde aynı kafadan cıkmış gibi basma kalıp makaleleri okumak bile istemiyorum artık. İnsana gerçekten dokunan bir anlatım.
 Hayriye ÖZŞAHIN
 10 Eylül 2019 Salı 10:24
Güzel bır anlatımla gerçekleri vurguladınız emeğine yüreğine saglik
 Hayriye ÖZŞAHIN
 10 Eylül 2019 Salı 10:24
Güzel bır anlatımla gerçekleri vurguladınız emeğine yüreğine saglik
 Yusuf İPEKLİ
 10 Eylül 2019 Salı 10:24
Sayın yazar, Bugün özel bir kurumda öğretmenler kurulu toplantısını yöneteceğim. Makaleniz inan olsun ki, toplantı öncesinde çok iyi geldi. Yararlanacağımı bilmenizi isterim. Selam ve teşekkürlerle....
 Hızır Kabil
 10 Eylül 2019 Salı 10:00
Eğitimdeki uygulamaları en akílcı eleştiren cümle bu olmalı diye düşünüyor, elinize sağlık diyorum: "Geçmişte iyi ve geliştirilebilir olan uygulamaları inkâr ederek, kötüleyerek ve yok ederek yanıtlayamayız"
 DURMUŞ KARATAŞ
 10 Eylül 2019 Salı 09:54
Güzel bir şiir, güzel bir yazı. Teşekkür ederiz Hatice Hocam. Selamlar..
 DURMUŞ KARATAŞ
 10 Eylül 2019 Salı 09:54
Güzel bir şiir, güzel bir yazı. Teşekkür ederiz Hatice Hocam. Selamlar..
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat