MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Hatice TOPÇU
YAZARLAR
17 Ağustos 2019 Cumartesi

EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ

İkilemler girdabında,

Bir varmış, bir yokmuş misali...

Yokluğun anlamı varlıkta,

Varlığın insanda

İnsanın doğada gizli...

Yine bir şiirimden küçük bir alıntıyla herkese merhaba.

Akıp giderken sözcükler kalemimin ucunda yoklukları, yalnızlıkları ve insanın insana, yaşadığı doğaya yaptıklarını anlatmaya çalışıyorum. Üzülüyorum, üzüntüm beni var oluşumun bir anlamının olduğu gerçeğine taşıyor. Bu bağlamda ben en iyi yaptığıma, inandığım şeyi yapmaya dilimin döndüğünce insanlığın ikilemlerini anlatmaya çalışıyorum.

Gelelim bu günkü konumuza. Ekolojik denge, tüm canlı türlerinin bir arada bir denge içinde yaşadığı alan olarak açıklanabilir. Yani fiziksel çevre ile etkileşim halinde olan canlıların oluşturduğu birliktelik!

Bu gün dünyanın bu bağlamda ciddi problemleri var. Eğer insanlık fiziksel çevrenin korunmasını sağlamak konusunda gerekli adımları atmazsa gezegenimizin geleceğinin ciddi tehlike altında olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Korumak dedik! Burada ekolojik dengenin kimden korunmasından bahsediyoruz? Tabii ki insandan. Peki bu dengeyi insandan korumamız gerekenler kimlerdir? Bu sorunun yanıtı da yine insan! Ne yaman bir çelişki değil mi?

Doğayı insandan, insanlığın yararı için korumak! Ne yazık ki doğanın, insan faaliyetleri yüzünden gün geçtikçe daha fazla zarar görmesi tüm canlıların yaşamı için ciddi tehdit oluşturuyor. Dahası insanlığın çevreye verdiği zararı, gezegenimizin bertaraf etme kabiliyeti de her geçen gün azalıyor. Oysa hepimiz aynı gemideyiz ve batarsak birlikte batacağız...

Şimdi gelelim durum tespitine. Önce bütüne yani dünyaya bakmak istiyorum.

Sanayi devrimiyle birlikte başlayan fosil yakıtların kullanılmasında ki artış, doğal dengenin bozulmasının en önemli nedeni. Atmosfere salınan sera gazının yoğunluğu giderek artmıştır. Bu durum gezegenimizin sürekli ısınmasını, iklimlerin değişmesini ve bununla birlikte canlı türlerinin yaşamasını güçleştirmiştir.

Fosil yakıtlara yatırım devam ederse dünya ısınmaya devam edecektir. Araştırmalara göre 2030-2050 yılları arasında dünyada sıcaklığın 1,5-2 derece artacağı söyleniyor. Sıcaklığın 2 derece artması halinde buzulların eriyeceği ve kıtaların bir kısmının sular altında kalacağı, bunun sonucunda tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin ciddi biçimde olumsuz etkileneceği öngörülüyor.

Dünyanın bir yıl içinde ikame edebileceği doğal kaynakların tükendiği günü belirleyen “Limit Aşım Günü” 2018 yılı 1 Ağustos olarak hesaplandı (Yeşil Ekonomi, 01 Ağustos 2018,Dünyanın bir yıllık kay-nağı bugün tükeniyor).

Limit aşımı dünyada 1970 yılıdır. Limit aşımı tarihi 29 Aralık 1970. Bu ne anlama geliyor biliyor musunuz sevgili okurlar, 1970 yılından beri borçlanıyoruz. Diğer bir ifadeyle eksik yaşıyoruz çünkü doğal denge bizim ihtiyaçlarımızı karşılayabilecek düzeyde değil.

GFN (Global Footprint Network) tarafından yapılan hesaplara göre; dünya vatandaşları Türk vatandaşları düzeyinde tüketim yaparlarsa 1,9 dünyaya ihtiyaç duyuluyor. Bu rakam ABD de 5, Avrupa Birliği’nde 2,8, Katar’da 9,3, Birleşik Arap Emirlikleri’nde 5,8 dünyaya karşılık geliyor. Bazı devletlere göre daha iyi durumdayız ancak bu durumdan en acı payını alan ülkeler maalesef en yoksul ülkeler...

Bir soru; dünya mı insanlara aittir, insanlar mı dünyaya aittir? Kızılderililer insanların dünyaya ait olduğunu söylüyor. Kapitalizm ise tersini, yani dünyanın insanlara ait olduğunu! Sormak lazım hangi insanlara?

Bu gidiş dünyada bir çok canlının neslinin tükenmesine, tarımsal üretimin ve su kaynaklarının azalmasına sebep olacaktır. Ekolojik denge bu durumdayken dünya nüfusu hızla artmaya devam etmektedir. Bu gün dünyanın bir çok bölgesinde yaşayan insanlar açlıkla iç içe yaşamaktadırlar. Bu bölgelerdeki çocuklar yetersiz beslenme dolayısıyla gelişim bozuklukları yaşamaktadır.

Zor ve acımasız bir dünyada yaşıyoruz ve bu dünyanın dengesini korumak için bir an önce ciddi bir şeyler yapmak zorundayız. Aksi taktirde gelecek hiç de iyi gelmeyecek.

Dünyaya baktığımızda insanlık halen doğayı katletmeye devam ediyor. Tüketmeye, yok etmeye devam ediyor. Üretim ilişkileri boyutunda fosil yakıtlara yatırıma devam ediliyor.

Ülkemize baktığımız zaman insanlık doğayı kirletmeye ve kaynakları yok etmeye, bilinçsizce tüketmeye devam ediyor. Demiştik ya, aynı gemideyiz. Bütünün parçalarıyız.

Bir Kızılderili atasözü ile satırlarımı bitirmek istiyorum, “Yeryüzü bize atalarımızdan miras kalmadı, çocuklarımızdan ödünç aldık... ”

Daha yaşanası bir dünya umuduyla hepinize sağlık ve mutluluklar diliyorum.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 İnci Topçu Ada
 17 Ağustos 2019 Cumartesi 15:29
Dünyanın başına gelmiş en tehlikeli yaratık insan ama insan olmazsa dünyanın anlamı olurmuydu. İkilemi. Umarım katkı sağlar bu yazı. Anlayana...
 İnci Topçu Ada
 17 Ağustos 2019 Cumartesi 15:29
Dünyanın başına gelmiş en tehlikeli yaratık insan ama insan olmazsa dünyanın anlamı olurmuydu. İkilemi. Umarım katkı sağlar bu yazı. Anlayana...
 Hasan AKGÜL
 17 Ağustos 2019 Cumartesi 14:03
Hocam Değerli bilgileriniz için teşekkürler saygılar
 Mustafa aker
 17 Ağustos 2019 Cumartesi 12:58
Harika bir yazı. Giriş zaten mükemmel. Maalesef. Dediklerinize harfiyen katılıyorum.Kaleminize yüreğinize sağlık değerli Üsrad!Selam ve sevgilerler
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat