MENÜ
Ankara 15°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
GELECEĞİN SEKTÖRLERİ: TARIM
R.Bülend KIRMACI
YAZARLAR
11 Eylül 2019 Çarşamba

GELECEĞİN SEKTÖRLERİ: TARIM

Geçen haftaki yazımayakın gelecek iki temel sektör üzerinde belirecek: Enerji ve tarım. Her iki sektörde güçlü olan ülkeler ve şirketler, diğerlerine göre kural belirleyici, oyun kurucu, ön-alan ve tabii halkına refahı garantileyenler olacak. Türkiye’miz de bu iki alanı çok ciddi ele almak, planlamak, yapılandırmak ve değerlendirmek zorundadır” diyerek başlamıştım. Bu yazımda bu bağlamda tarım sektörünü irdeleyeceğim. Türkiye çok değil yedi yıl öncesine kadar tarım ürünleri üretiminde kendine yeten sayılı ülkelerdendi. İçinde bulunduğumuz dönemde en pahalısından en ucuzuna olmadık ürünlerin ithalatçısı haline geldik. Hayvancılık zaten 80’lerin ikinci yarısından itibaren çökmeye başlamıştı.

Öte yandan su ve su ürünleri konusunda yeterli atılımı henüz sergileyemedik. Bu ayın başında balık avı sezonu açıldı. Halkımızın bu önemli gıdadan yeterince yararlanması tıpkı balık avı gibi rastlantıya kalmış. Su havzaları ve ormanlarımız çevresel kirlenme ve yangın tehditleri altında. Gıda üretim, depolama, sevk zinciri etkili değil -ve yeniden keşfedilmeye başladığı gibi- üreticinin tarlada ürünü çürürken tüketici semt hali dahil mahsulü birkaç kat pahalı almakta; kooperatifçilik yeterli kıvamda değil. Konya Ovası ve Güneydoğu Anadolu kalkınma projeleri tam olarak ikmal edilmeyi bekliyor. Özcesi sorunlar çok, ancak Türkiye, tarım alanında planlama ve uygulama olarak büyük potansiyele de sahip.

 

Atatürk Ne Diyor?

Bakın tarımın önemi konusunda Büyük Atatürk ne diyor: “Milli ekonominin temeli ziraattır. Bunun içindir ki, ziraatta kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır. Fakat, bu hayati işi, isabetle amacına ulaştırabilmek için, ilk önce ciddi etütlere dayalı bir ziraat siyaseti tespit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların, kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir ziraat rejimi kurmak lâzımdır.

Burada iki önemli vurgu var: Birincisi kalkınmayı köyden başlatmak, ikincisi, tarım kalkınmasını bir plana bağlamak. Ne kadar haklı yine Gazi değil mi, değerli okurlarım… Evet, Dünya’da kalkınmış, refah içinde ne kadar devlet ve toplum varsa, mutlaka tarım alanında da etkili, yeterli, yarışmacı, düzeyde konumlanmıştır. Bizim de gün yitirmeden bu gerçeğin doğrultusunda kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor. Özellikle “üretene de üretmeyene de aylık gelir bağlanması (Doğrudan Destek) gibi uygulamaların tahribini onarmamız, çiftçiye mazot, gübre, ilaç desteklerini artırmamız” gerekiyor.  Ayçiçeği, buğday, mısır, pamuk, zeytin destek bekliyor. O arada gübre ve ilaçta yerli üretime önem vermeli ve son yıllarda soframıza sızmaya çalışan GDO (Genetiği Değiştirilmiş “ürünler”) ile adeta savaşmamız gerekiyor. Unutmayalım ki, tarım, milli bir meseledir. Refahın yurt genelinde hakça dağılımı, sürdürülebilir büyüme, dengeli gelişme, dışa bağımlı olmayan bir Hazine, sağlıklı kentleşme, sağlıklı nesiller için, ulusal bir tarım politikası, ülkemizin topraklarını korumak kadar kutsal bir görevdir.

Tarımın Tablosu

Evet, tarım ve sanayi toplumu olmanın iç içe geçtiği evrelerde bilgi toplumunun eşiğinde yaşıyoruz. Gıda güvenliğinin önemi, çevre koruma ve su kaynaklarının tasarrufuna koşut olarak beslenme garantisi stratejik önemde… Peki biz neredeyiz? Bozuk gelir dağılımı ile üretim “sevgisizliği” nedeniyle, (yabancı) bankaların baskısı altındaki tarım alanlarında mülkiyetin el değiştirmesine koşut olarak topraktan sürgün veren nüfusu endüstrimiz ememedi. Toprak reformunu çoktan unuttuk. İşsizlik tarımın da katkısıyla %18’lere dayandı. Yeniden göçer olduk. Toprağı da tarımı da erozyona uğrattık. İhtisas bankalarını çiftçiye çok gördük. Türkiye, en temel üretim deseninde ithalatçı hale getirildi. Neden? Sanki ağır sanayi, patentli teknoloji ürünleri ihracatının ikamesiyle ödemeler dengesine katkı yapıyoruz da, tarımdan ondan mı vazgeçtik! Tekrar edelim; tarımın ekonominin istikrarı ve dengeli kalkınma açısından önemi bilimseldir. Değişmezdir. Biz ise genetiği değiştirilmiş tohumların tasallutu altında, el yordamıyla, harakiri yapar hale geldik. Oysa zenginin de fakirin de yediği bir ekmek. O ekmeği hilesiz üretmek gerek. Sosyal değirmenler de adeta hile döner oldu. Avrupa vergisiyle, Atlantik kotasıyla zaten sınırlamış bizi

 

Bakanlığın Stratejik Planı

Tarım alanında bu sorunları aşmak ve hedeflerimize ulaşmak için Tarım ve Orman Bakanlığı, 2018-2022 dönemi için bir stratejik plan hazırlamış durumda… Bu planın başlıca hedeflerini hatırlamak aynı zamanda bir gün açıp bakıp bu hedeflerin ne kadarını gerçekleştirdik diye denetlemeye de yarar. Yazalım ve bakalım ne diyor bu Plan:

• Kullanılamayan tarım arazilerinin ve nadasa bırakılan alanların tarımsal üretime kazandırılması, özellikle yem bitkileri ve baklagillerde sertifikalı tohum üretiminin artırılması, iklim değişikliğinin tarımsal üretime olan olumsuz etkilerinin azaltılması, toprak ve su kirliliğini önlemeye yönelik alınan tedbirlerin geliştirilmesi, • Gıdaların izlenebilirliğinin kapsamlı bir şekilde genişletilmesi, gıda güvenilirliği kurallarına uygun hareket etmeyen üreticiler, aracılar ve satıcılar için yaptırımların artırılması, • Hastalıktan ari bölgelerin ülke geneline yaygınlaştırılması, • Kalıntı süresi uzun olan ilaçlara sınırlandırma getirilmesi, • Köyden kente göçü yönetebilmek amacı ile kırsal alanda verilen sosyo-ekonomik desteklerin artırılması, kırsalda çalışan kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanarak, sosyal güvencelerinin sağlanması için ilgili kuruluşla protokollerin yapılması, • 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun’un değiştirilmesi, • Kapalı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması, • Su ürünleri yetiştiriciliğinin geliştirilmesi, vahşi avcılık, troller gibi avlanma yöntemlerinin engellenmesi, • Tarım ürünleri dış ticaretinde yeni pazar olanaklarının araştırılması…• Tarımsal üretimde kullanılan enerji maliyetlerinin düşürülmesi, yenilenebilir enerjinin tarımsal destekler içindeki oranının artırılması, • Diğer kamu kurum ve kuruluşları ile veri tabanlarının entegrasyonu hususunda protokollerin yapılması, tarımsal üretimin doğru ve etkin bir şekilde planlanabilmesi için tarımsal verilerin aktif ve verimli bir şekilde toplanmasının sağlanması, • Tarımsal işletme danışmanlığı yapacak olan personele bulunduğu bölgedeki faaliyetler doğrultusunda oryantasyon eğitimi verilmesi… Bu Planın eksiklerini bir yana bakalım bu hedeflere ne kadar yaklaşacağız ve gerçek kılacağız?

 

Tarımda Atılım

Tarım alanında benim de naçizane bazı önerilerim olacaktır. Dört tarafı denizlerle çevrili bir ülkede, iç suları bu kadar zengin bir yurtta, çocuklarımızın ve bebeklerimizin deniz ürünlerine doyması ve bu ürünlere dış pazarlar bulunması yaşamsal önemde bir konudur. Gelin, devlet, üretici, tüccar, tüketici ile iç pazarı doyuran, dış satım olanaklarını artıran çabayı el birliğiyle gösterelim. O arada, pazara inen ürünün seksen aracıdan geçerek ve tarladan 1 liraya sökün verip, sofraya 10 liraya indiği koşullar aşılmalıdır, gelin beraberce aşalım! Tarımda, çiftçinin bankası, sigortası ile desteklenmesi, arazi toplulaştırma çalışmaları, ürün deseni planlaması, sulama koşullarının iyileştirilmesi, kooperatifleşme, ziraat mühendisi ve teknisyenlerden azami yararlanılması, kamudan başlayan toprak reformu, makine, araç ekipman desteği, girdilerin sübvanse edilmesi, mazot, ilaç, gübrenin uygun koşullarda temini gibi olgular çok önemlidir. Gelin bunları beraberce destekleyelim. Türkiye’mizde üretici ve tüketici mutlu olsun… Nihayet şudur: Tarım, Türkiye için Aşil’in topuğundan daha değerlidir ve kuşkusuz Türkiye çiftçisi de en az başka ülkelerin üreticileri kadar desteklenmeye layıktır. Ekonomi, bağımsız yaşamın temeli, tarım ise, ulusal ekonominin temelidir. Demek ki, ulusal bağımsızlığımız için tarım yaşamsal bir konudur.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat