MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Mehmet GÖKTÜRK
YAZARLAR
3 Ağustos 2017 Perşembe

GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!

Türk milletinin karakter yapısı değişiyor. Az okuyan ve az dinleyenler çoğunluk oldu. Bir de  çok bildiğini iddia eden ve çok konuşanların da ön saflar ve görünür yerlerdeki sayısal üstünlüğü de her geçen gün artıyor. Böyle olunca da gerçeğin ne olduğu, hakaretin neden ibaret olması gerektiği gibi bir sürü konuda kavram kargaşası da yaşanıyor.
Geçenlerde en çok izlendiği iddiasındaki bir televizyon kanalındaki tartışma programında kerameti kendinden menkul tartışmacılar daldan dala konuşuyordu. Bunlardan biri, ülke gerçeklerini anlatmanın zaman zaman hakaret olabileceği gibi bir iddia ortaya attı. Bu konu epeyi konuşuldu. Oradaki arkadaşların çoğu bu tezi kabul etmiş gibi yaptı. Kabul edilen şey “gerçeği hakaret saymak” gibi gayet net bir durumdu.
Gerçeği hakaret saymak için bazı gerekçeler sıralamak mümkündür. “Her gerçek her yerde söylenmez” gibi, “bugünün gerçeği yarının yalanı olabilir” gibi atasözlerimizden de anlaşılabileceği gibi, gerçek olan bir şeyin hakaret sayılabileceği haller de vardır. Bu tür haller olağandışı hallerdir. Konunun bu kısmı çoğu zaman tartışma alanı haline getirilir. Çünkü bu tarifle demokratik hak ve özgürlük tanımının değişkenliğinin söz konusu edildiği iddiaları ağır basıyor.
Bir de söyleyen ve söylenme şekli itibariyle gerçeği hakaret eylemi şekline dönüştüren durumlar vardır. Herhangi bir gerçek durumu tarif ederken veya eleştirirken takınılan tavır, kullanılan üslup ve ifade tarzı o gerçeği, başka hedef ve amaçlar için kullanılacak bir duruma sokar. Yani adeta o gerçek, kendi öz pozisyonunda kalmamış, şekil değiştirerek başka bir tarifle anılacak durumua gelmiştir. Bu tür durumlara bazen “gerçeği sapıtmak” gibi farklı tanımlamalar yapılarak veya çok daha ağır kelimeler kullanılarak anlatılmaya çalışılır. 
Bir gerçeğin hakaret gibi sunulmaya çalışılması çoğunlukla siyasi ve ticari hedefler için yapılmaktadır. Gerçeğin büyüteçle gözlere sokulacak şekle getirilmesi veya çok güçlü ışıklarla detaylarının dahi görülmesinin sağlanması mutlaka ki, bir teknik destek icap ettirir. Yani bir gerçeği, duyma ve görme mesafesinde olmadıkları için duyup-görmeyenlere göstermek ayrıca bir iştir. Kimse durduk yere duyulması ve görülmesi çok zor olan bir gerçeği geniş kitlelerin kulağına ve gözüne sokmaz. Duruma bu açıdan da bakınca gerçeği hakarete dönüştürmenin bir de maliyeti olduğu gerçeği çıkar. 
Olayı bu çerçevede ele alınca, “hakiki-saf gerçek” ile “duyurulacak ve gösterilecek şekle getirilmeye çalışılan gerçek” diye öncelikle iki farklı tarifle karşılaşırız. Yani birinci gerçek saf ve temiz olandır. Olduğu gibi olan halidir. Gerçek durumdur. Süs, boya, cila, ışık kullanılmadan, duyanın ve görenin kendi hayal ve tanımı çerçevesinde bir yere oturttuğu ve bir tarifle somutlaştırdığı bir durumdur.  İkinci gerçek ise saflığı kalmamış neredeyse endüstriyel bir hale getirilmiş ve propaganda teknikleriyle süslenmiş bir durumdur.
İşte böyle. Gerçeği hakaret saymak; Bu cümle kulağa ilk geldiğinde, sanki insanın kendi yaptığı bir kötüyü, kötü görmekten hoşlanmayacağı gibi bir durum anlaşılıyor. Bu söz sanki, “Yaptığın bundan ibaret, niye kabul etmekten kaçıyorsun ki?” sözünden önce söylenmiş gibidir.  Ancak bunun tam da böyle olmadığı ve bu algının da bir yanılmadan kaynaklandığı ortadadır.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat