MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
GÖLLERİMİZ BİRER BİRER KURUYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
YAZARLAR
21 Eylül 2019 Cumartesi

GÖLLERİMİZ BİRER BİRER KURUYOR

Uzunca bir süredir dünya iklim değişikliklerinin yaşantımız üzerinde yarattığı olumsuzlukları ve alınması gereken tedbirleri tartışıyor.

Mevsim ortalamalarının üzerinde seyreden sıcaklıklar, aşırı sıcak günlerin sayısının artması, mevsim dışı yağışlar gibi yanlış yerde veya yanlış zamanda gözlenen hava durumları, küresel iklim değişikliğinin Türkiye’deki günlük hayatta görülen en belirgin etkileri olduğunu, son zamanlarda özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşanan sellerin de bu kapsamda yaşandığını belirtmeliyiz.

Son aylarda Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaşananlar sellerin nasıl felakete dönüştüğünün üzücü bir örneği. Akarsuların çevresindeki bitki örtüsünün tahribi, özellikle yukarı havzalardaki ormansızlaşma ve plansız kentleşme bu felakete adeta davetiye çıkarıyor.

Önümüzdeki 20 yılda ve sonrasında özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yağışların miktarının artacağını ve sellerin bu bölge için gelecekte de önemli bir sorun olarak karşımıza çıkacağını da belirtelim.

Bu arada küresel iklim değişikliklerinin sadece sellere neden olmadığını, son yıllarda hızla kuruyan göllerin de bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmeliyiz.

Nitekim; Türkiye’de başta flamingolar olmak üzere birçok kuş türüne ev sahipliği yapan Göller Bölgesi, bu yıl aşırı sıcak ve yağış azlığı nedeniyle Bayındır Gölü’nden sonra 16 kilometrekarelik Yarışlı Gölü’nü de kaybetti.

Harmanlı, Yarışlı, Sazak, Kocapınar ve Düğer köyleri arasında genişliği 16 kilometrekare, derinliği bir dönem 4 metreye kadar çıkan karstik Yarışlı Gölü, sodyum fosfat, sodyum klorür ve sodyum sülfat açısından zengin olduğu için tamamen kuruduktan sonra maalesef çöle dönüştü.

Göller Bölgesi’ndeki büyükbaş hayvancılığın yoğunlaşarak devam etmesi, alternatif ürün modellerinin yaygınlaşmaması, küçükbaş hayvan ve susuz yetişen aromatik bitki üretiminin azlığı, ayrıca sulak alanlarımızın büyük kısmının etrafında yoğunlaşan mermer ocakları geri kalan sulak alanları da tehdit eder nitelikte.

Özellikle göl etrafındaki 50’nin üzerinde mermer ocağının, derelerin yönlerini değiştirmesi, çevresel ısının artması ve yeşilin tüketilmesi noktalarında olumsuz etkileri bulunuyor.

Uzmanlar, her geçen gün artan karbon salınımının, daha fazla küresel ısınmayı, bundan daha fazla nasibini almış bir Türkiye ve Göller Yöresi ortaya çıkardığını, önümüzdeki yıllarda içme suları konusunda ciddi anlamda ülkemizi ve Göller Bölgesi’ni tehlikeler beklediğini belirtiyor.

Sanayileşmiş ülkelerin karbon salınımlarını azaltmaları ve üzerine düşen görevleri yerine getirmiş olmaları durumunda hiç değilse bu durum stabilize olabilir. Ancak Türkiye’nin de üzerine düşen görevleri yerine getirmesi gerekiyor.

Dolayısıyla, bu kapsamda alınacak her türlü önlemi ve yapılacak müdahaleleri uzun vadeli düşünmek ve planlamak durumundayız.

Hiç vakit kaybedilmeden alınacak tedbirler konusunda harekete geçmenin zamanı geldi de geçiyor bile…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat