MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
GÜNAH KEÇİSİ PARLAMENTER SİSTEM
Cihangir TÜRKMEN
YAZARLAR
7 Şubat 2017 Salı

GÜNAH KEÇİSİ PARLAMENTER SİSTEM

Özellikle anayasa değişikliği meselesi ortaya çıktığından bu yana bir devletin ve milletin hatta bölgenin geleceğini alakadar eden böyle bir meselenin taraftarlık, vefa, lidere itaat veya birilerine inanmak bağlamında ele alınmasını inanın çok yadırgıyorum.
Elbette başkanlık meselesi hakkında geçmişten bu yana şu veya bu şekilde toplumun bir fikri var. Ancak yine de devletin geleceğine faydası zararı, getirdiği götürdüğü konusunda teknik temelde tartışılması gerekmez mi?
Bilgiye, akla ve hür iradeye dayalı oy vermek yerine “Ben ona inanıyorum” diyerek ne söylediğine ne yaptığına bakmadan oy vermek eğiliminde olan tehlikeli bir toplum yapısı meydana geldi. Fethullah Gülen’in de iyi bir Müslüman olduğuna inanılarak teslim edilen devlet kurumlarının, aslında bir terör örgütünün emrine verildiği anlaşıldığında pek çok vatandaş şok geçirdi. Söylediklerini anlamadan, İslam ve akıl çerçevesinde değerlendirmeden tüm eksiklikleri Gülen’in düzelteceğine inananlar hüsrana uğradılar.
Parlamenter sistem çalışmıyor başkanlığa geçelim demeden önce sistemleri sebep ve sonuç odaklı incelemekte fayda var. Sebeplerle sonuçları birbirine karıştırmamamız gerekir. Öncelikle parlamenter sistemin yol açtığı ileri sürülen sonuçlara bir bakalım sonra da sebeplerini inceleriz.
Parlamenter sistemle ilgili eleştirilerin başında bir partinin mecliste çoğunluğu ele geçirmesi halinde yürütme ve yasamanın birleşmesi geliyor. Komisyonlarda da iktidar partisi çoğunluğu elde ettiğinden kanun tasarılarının daima iktidarın istediği gibi çıktığı da bir gerçektir.
Elbette yasama ve yürütmeyi eline geçiren parti eğer isterse çıkaracağı kanunlarla yargının ve anayasa mahkemesinin yapısına da müdahale edebilir. Bunun sonunda bugün olduğu gibi seçilmiş bir siyasi parti yasama yargı ve yürütmenin tamamına hâkim olur.
Geçmişte yaşadığımız gibi Mecliste tek parti çoğunluğu elde edemediğinde farklı ideolojilerin çekişmeleri hükümetleri zayıflatabilir. Hatta tek başına hükümet kurabilmek için başka partilerden bakanlık karşılığı milletvekili satın almalar bile yaşanabilir. Ecevit, siyasi tarihimize giren güneş motelde başka partilerdeki 11 milletvekilini bakan yapma vaadiyle hükümete aldı ve hükümet kurdu. Parlamenter sisteme ahlak dışı bir müdahaleydi ve ama 10 ay dayanabildi.
Parlamenter sistemin ileri sürülen eksikliklerine sistemin yapısı mı yoksa başka sebepler mi yol açıyor? Sorusunun cevabı önerilecek çözümler için çok önemlidir. Bu sorunun cevabını ideoloji, menfaat veya sadece başkan adayına inanmak noktasında cevaplarsak ne aksaklığı bulabiliriz ne de çözümünü.
1980 darbesine de sebep olduğu ileri sürülen bu eksikliklerin giderilebilmesi için 1982 anayasasında Cumhurbaşkanı’nın yetkileri artırıldı ve %10 seçim barajı konuldu. Meclis’e az sayıda partinin girmesi ve hükümetlerin kolay hükümet kurması sağlanmaya çalışıldı. Siyasi partiler kanunu da liderliği eline geçirenin bir daha düşmeyeceği hale getirildi. 1980 darbesinin ardından, ABD’nin desteklediği Kenan Evren ve Turgut Özal Başkanlık sistemini arzu ediyorlardı. Ancak hem askerde hem de toplumda hiçbir şekilde karşılığını bulamadı.
1980 öncesinde siyasi ikbal ve ideolojik amaçlarla sistemi dejenere edenlere ilaveten 1982 anayasası dengeyi biraz daha bozdu. Arabasında taşıdığı forsla yurt içi ve dışında devletin egemenliğini temsil eden Cumhurbaşkanı yerine yürütmeye müdahale eden, krizlerde siyasi partiler arasında arabulucu görevi olan Cumhurbaşkanı yerine partisini temsil eden bir Cumhurbaşkanı ile sistem daha da bozuldu.
Parlamenter sisteme sondan önceki darbe 2007 anayasa değişikliği ile vuruldu. Meclis Başkanının 367 oy ile seçilmesi gerekliliğine ilişkin tartışmalı yorum başkanlık sistemine geçilmesini arzu eden iktidara imkân tanıdı. 2007’de yapılan referandumla Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi kabul edildi. Devletin başında iki seçilmiş kişinin yönetimi paylaşması gibi garabet bir durumu ortaya çıktı. Bu değişiklik aslında Türkiye’yi başkanlık sistemine yönlendirme amacını taşıyordu ve bundan sonra başkanlık söylemleri daha da hızlandı.
2010’da yapılan anayasa değişikliği ile son darbe vuruldu ve FETÖ’cü yapılanmanın önü tamamen açıldı. FETÖ “Gerekirse ölülerinizi mezardan kaldırıp oy kullandırın” diye propaganda yapmıştı. Binlerce AKP destekçisi FETÖ’cü kontrol ettikleri onlarca gazete ve televizyon kanalından referandumda evet denmesi için propaganda yaptı. FETÖ’cü yapının yanında bugün pişmanlıklarını itiraf eden Ahmet Kekeç gibi “yetmez ama evet”çi hayalperest solcu liberaller ile 12 Eylülcüler yargılanacak diye az sayıda Ülkücü de evet oyu verdi.
Bu anayasa değişikliği ile Anayasa Mahkemesi, Sayıştay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu gibi siyasete bulaşmaması gereken devletin anayasal temel kurumları iktidara tek başına gelen bir parti tarafından şekillendirilebilir hale geldi. Başbakan’ın da sonradan gördüğü gibi iktidarın gücünden yararlanan FETÖ’cü yapılanma tüm anayasal kurumlarda hâkim duruma geldi. Ancak ne yazık ki bu durumun suçlusu olarak da parlamenter sistem ilan edildi.
İktidar partisi değişiklik yapılacağını beyan etmesine rağmen seçim ve siyasi partiler kanunlarında değişiklik yapmadı. İşin kötü tarafı muhalefetin siyasi liderleri de siyasi partiler kanunu değiştiği takdirde kendi liderlikleri tehlikeye girer diye ısrarcı olmadı. Ama bu iki kanunun eksik ve yanlışlıklarının sorumluluğu da parlamenter sisteme yüklendi.
Özet olarak yetersiz, hırslı, devletten önce koltuğu düşünenlerin ve devleti yönetmeye değil, ele geçirmeye çalışanların yüzünden parlamenter sistem günah keçisi olarak ilan edildi.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat