MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
HAYAT OKULU
Hatice TOPÇU
YAZARLAR
27 Ağustos 2019 Salı

HAYAT OKULU

“Eğitim hayata hazırlık değil; hayatın kendisidir.”                                                                           Jhon Dewey

Eğitim konusunda çeşitli bilimler açısından çok farklı tanımlar yapılmıştır. Genel anlamda eğitim: Belirli bir amaç doğrultusunda bireyde kendi yaşantısı yoluyla istendik davranış değişikliği oluşturma süreci olarak tanımlanmaktadır. (Ertürk, 1997)

Girdilerini toplumdan alan ve çıktılarını topluma sunan eğitim sistemleri toplumu etkiler ve toplumdan etkilenir. Öyleyse toplumların değişip dönüşmesi ve kalkınması için eğitim önemli bir güçtür.

Bu noktada durumu eğitimin işlevleri açısından değerlendirmek yerinde olacaktır. Eğitimin iki işlevi vardır.

1.Toplumun ihtiyaçlarını karşılayabilecek, toplumsal kalkınmayı sağlayabilecek nitelikte ve nicelikte insan yetiştirmek.

2.Toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda bireylerin potansiyellerinin doğru tespitini yaparak onları potansiyelleri doğrultusunda yönlendirmek.

Bu iki işlevin birlikte ele alınıp uyumlaştırılması; toplumsal ihtiyaçlarla bireysel ihtiyaçların uyumlaştırılması anlamı taşır. Bunun gerçekleşme derecesinde birey-toplum ilişkileri gelişir. Yani eğitim politikaları ile hem toplumsal amaçların gerçekleştirilmesi, hem de mutlu, özgüveni yüksek, gelişmeye açık, üreten nesiller yetiştirilmesi mümkün olabilir.

Bir de okul olgusuna bakalım!

En basit anlamıyla okul, çeşitli bilgilerin öğretildiği yerdir.

Sistemli eğitimin geleceğinin ilk adımı M.Ö. 3200 yılında yazıyı ilk geliştiren Sümerliler tarafından atılmıştır. Dünyadaki ilk modern okullar Yunanistan ve Roma dönemlerine dayanmaktadır. Çocukların topluca ders almaya başlamaları Yunan Filozofu Eflatun’un üç dört yıllık sürelerle dersler verdiği bir yer kurup bunu ‘Akademi’ şeklinde isimlendirmesi olarak bilinmektedir.

O günden günümüze çok süre geçti ve okullarla ilgili elbette değişen şeyler oldu, ancak değişmeyen şeylerin başında sınıf gelmektedir. Bu günün okullarında halen öğrenciler sınıflara doldurularak eğitim yapılmaktadır.

Oysa 1859-1952 yılları arasında yaşamış olan Jhon Dewey eğitim felsefesinin temelini, yaparak öğrenme adını verdiği problem çözme yaklaşımı olarak benimsemiştir.

Dewey, Cumhuriyetin ilk yıllarında (1924) dönemin eğitim bakanı (Vasıf Çınar) tarafından ülkemize davet edilmiş ve Ankara, İstanbul ve Bursa’da yaklaşık iki ay süren gözlem ve incelemelerini içeren bir rapor hazırlamıştır. Dewey’in eğitim raporu eğitim sistemimizde etkili olmuştur. Hatta Köy Enstitülerinin kuruluş dayanaklarında bu rapordan yararlanıldığı belirtilmektedir.(Altunay,2005)

Dewey, 1945 yılında ülkemize tekrar geldiğinde Hasanoğlan Köy Enstitüsünü gezer ve “Benim düşlediğim okullar Türkiye’de Köy Enstitüsü olarak kurulmuştur. Tüm dünyanın bu okulları görüp eğitim sistemlerini, Türklerin kurduğu bu okulları göz önüne alarak yeniden yapılandırması isabetli olacaktır” demiştir.

Sanırım Türklerin bu hamlesi birilerini rahatsız etmiştir. Hepinizin bildiği gibi köy Enstitüleri kapatılmıştır.

Bugün bilgiye erişimin çok kolay olduğu bir dünyada yaşıyoruz ve halen eğitimi dört duvar arasında sürdürmeye devam ediyoruz. Bu durum düşündürücü ve dünyanın cevap aradığı sorunlardan biri. Yani günümüz dünyasının erişim düzeyinde; eğitim ve eğitim ortamlarının yeniden biçimlendirilmesi gerektiği gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Başlangıçtaki söze dönmek gerekirse, eğitim hayatın kendisi olmalıdır. Hayatın içinde ve hayatı kucaklamalıdır. Yani öğrenme odaklı olmalıdır. Öğrenme odaklı eğitimle yansız ve yalın bir bakış oluşturmak mümkündür. Öğrenme odaklı eğitimle herkes kendi potansiyeliyle yarışır, başkalarıyla yarışarak yakmayı, yıkmayı, enerjisini gereksiz alanlara harcamayı öğrenmez! Öğrenme odaklı eğitimle kişiler kendi potansiyelini keşfeder ve geliştirir, böylece kendisine ve topluma daha yararlı olur. Öğrenme odaklı eğitimle hem toplum hem de birey kazanır.

Köy Enstitüleri öğrenme odaklı eğitim modelini benimsemiş kurumlardı.

İçinde bulunduğumuz süreçte, köy okullarını kapatarak öğrencileri köyden kente taşıyarak eğitimi hayatın kendisi yapamayız. ‘Okullar Hayat Olsun, Çık Dışarı Oynayalım vb.’ projelerle eğitimi hayatın kendisi yapamayız veya okullarda hayvan besleyerek eğitimi hayatın kendisi yapamayız. Çocuklarımızı doğup büyüdükleri, alışkın oldukları doğal ortamlarından koparıp sabahın köründe araçların sırtına bindirip akşam aynı şekilde evlerine dönmelerini sağlayarak (yani onları evden okula, okuldan eve taşıyarak) eğitimi hayatın kendisi yapamayız… 

Eğitimin mekânı, zamanı, yaşı yoktur. Eğitim her yerde ve yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Eğitim duvarların arasına hapsedilemeyecek kadar geniş bir alandır. İşte bu yüzden öğrenme odaklı eğitim benimsenmelidir. Eğitim hayatı, insanı kucaklamalıdır. İnsanın sürekli kendisini geliştirebilmesinin yolu budur.

2019-2020 eğitim-öğretim yılı öncesi, bireyin kendini özgürce geliştirebildiği, not için yarışılmadığı ve her kademenin sonrasında çoktan seçmeli testlerin çocuklarımıza dayatılmadığı, hayatın okul olduğu, öğrenme odaklı, farklılıkların içinde yer bulabildiği bir eğitim sistemi umuduyla, hepinize sağlık ve esenlikler diliyorum.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Memet GÜRBÜZ
 28 Ocak 2020 Salı 23:04
Anlatımdaki akıcılık, günce konuların ele alınması. Yazılarda daha çok tespitlerde bulunulması. Türkçenin güzel ve etkili kullanılması yazarın genel özelliği... Öğretmenlik ve eğitim yöneticiliğinin verdiği öz güvenle tam bir profesyonel . Ayrıca yazıları öğretici ve eğitici. Tebrikler
 Hızır Kabil
 27 Ağustos 2019 Salı 12:31
Köy Enstitüleri incelenmeye değer olağanüstü eğitim kurumlarıdır. Türk Eğitim Tarihine damgasını vurmuş, Cumhuriyet yönetiminin toplumsal dönüşümünü sağlayacak temel kurumlardı. Maalesef dini taasüp gerekçe gösterilerek, kız babalarına kızlarını okuldan geri almaları için iftira atılmış, inanan veliler de son sınıfa kadar gelen kızlarını okuldan geri almıştır. Böylece Köy Enstitülerinin kapatılması ile Türk toplumunun ve Cumhuriyet rejiminin aydınlık geleceği karartılmıştır.
 Zafer muratoğlu
 27 Ağustos 2019 Salı 11:19
Elinize yüreğinize sağlık
 Zafer muratoğlu
 27 Ağustos 2019 Salı 11:19
Elinize yüreğinize sağlık
 İnci Topçu Ada
 27 Ağustos 2019 Salı 10:42
Bu günkü şartlarda çok zor, ben her gelen yönetimin kendi ideolojisini gerçekleştirmeye çalıştığı kanısındayım. Çok güzel anlatmışsın. Keşke iyi niyetle insana ve eyitime yaklaşılsa. Köy Enstitüleri bir milattı zaten..
 Hasan AKGÜL
 27 Ağustos 2019 Salı 09:25
Eğitim ile ilgili oldukça anlamlı bir yazı olmuş teşekkürler saygılar
 Hasan AKGÜL
 27 Ağustos 2019 Salı 09:25
Eğitim ile ilgili oldukça anlamlı bir yazı olmuş teşekkürler saygılar
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat