MENÜ
Ankara
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
HERKES HER ŞEYİ “BİLİYOR!”
Oğuzhan SARI
YAZARLAR
28 Eylül 2019 Cumartesi

HERKES HER ŞEYİ “BİLİYOR!”

Yaradılışı gereği her insan farklı yeteneklerle dünyaya gelir. Kiminin sözel zekası gelişmiş iken kiminin de sayısal zekası ağır basar. Bazı insanların iletişim becerileri iyidir, bazılarının ise el becerisine dayanan işlere eli yatkındır. Sizi bilemem ama ben bu özelliklerin hiç birini aynı anda barındıran bir insan evladına denk gelmiş değilim. Bu nedenledir ki insanoğlu zamanla iş bölümü denen kavrama eğilmiş ve herkes elinin, aklının yatkın olduğu işlere yönelmiştir. Bu sayede ise eğitimde, üretimde, evde vs daha iyi bir işleyiş gelişmiştir. 

Gelişmiş toplumların eğitim ve çalışma sistemlerine baktığımız zaman bu ayrıma göre insanların yönlendirildiğini görürüz. Hepimiz özellikle Almanya’da yaşayan gurbetçi ailelerden çokça duymuşuzdur; onların eğitim sistemlerinde herkesin öğretmen, doktor, memur vs olmasına gerek yoktur. Toplumun bir öğretmene, doktora, mühendise ihtiyacı olduğu gibi tabii olarak bir tesisat ustasına, inşaat ustasına, döşemeciye, kaynakçıya da ihtiyacı vardır. Dolayısıyla insanlar okul çağlarında buna göre meslek gruplarına yönlendirilir. Bu sistemin ne denli önemli bir şey olduğunu su tesisatında oluşan sorun durumunda evinize gelen tesisatçıdan, aracınızın yaptığı arıza karşısında gittiğiniz sanayi ustasından ve buna benzer sorunlarla karşılaştığınızda kazık yiyince anlıyorsunuz. Lafa gelince herkes her şeyi en iyi şekilde biliyor, ne istediğimizi anlıyor ve onu çok iyi yapıyor ama iş gerçekte hiç de konuşulduğu gibi gerçekleşmiyor. 

Bir işin yapılması karşılığında hem ücret ödüyorsunuz hem de üzerine yalvar yakar hallere düşüyorsunuz. Fakat sonuç yine hüsran. Ülkemizde (belki de) bu sonunun çözülmesi için meslek liseleri kuruldu. Amaç, çeşitli alanlarda kalifiye elaman yetiştirmek idi. Bu sayede eli gerçek anlamda iş tutan ve o işte ustalaşmış elemana duyulan ihtiyaç giderilecekti. Fakat işleyiş kısmından amaç dışı şeyler oldu kanaatimce. Şunu demek istiyorum; bir öğrenci liseye başlayacakken eğer puanı yeterse fen lisesi, sonra yine puanına göre Anadolu lisesi, düz lise derken ‘hiç bir şey olamaz ise’ meslek lisesine gönderiliyordu. İşte dananın kuyruğu da tam olarak burada kopuyor, ‘hiç bir şey olamaz ise meslek lisesi’.  Sorarım size, bir işte uzmanlaşmak hiç bir şey midir? İşini iyi yapan bir usta bir öğretmenden daha mı kıymetsizdir. Bu, hem mesleği hem de mesleğe yönelen insanı küçük düşüren sistem maalesef yazıda bahsettiğimiz sorunları doğurdu. Ve bu gün karşılığını verip de yaptırmaya çalıştığımız iş her seferinde yarım yamalak oluyorsa, olması gerektiği gibi yapılan işi velinimet gibi görüyorsa sebebi bu bahsettiklerimdir kanımca. 

Sonuç olarak şuraya varmak istiyorum, bu eğri büğrü, ağır aksak yürüyen sistemle bir yere varılamaz. Bu konuda bence ciddi bir devlet politikasına ihtiyaç var. Eğitim milli bir meselesidir ve bir hayli hayatidir. Bugün rastladığım bir haberde çırak sayısının geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 10 azaldığı görülmüş. Aslında bu da ciddi bir uyarı anlayana. Mesleğin mutfağından gelmeyen, eli iş tutmamış salt teorik bilgi ile donanmış kişiler çeşitli iş kollarına bir şekilde girmeye devam edecek gibi görünüyor eğer böyle giderse... 

Esen kalınız. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat