MENÜ
Ankara -4°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İDAM DEĞİL ZİHNİYET
Gamze Nur ERGİL
YAZARLAR
25 Temmuz 2018 Çarşamba

İDAM DEĞİL ZİHNİYET

Şu aralar epey zirvede olan bir konuya değinelim: “İDAM” Sosyal medya kullanıcılarından, bazı siyasetçilerimizin ağzından şu sıralar epey sık duyduğumuz kelime. Çoğu insan sürekli “İdam istiyoruz!” diye yakınıyor. Ben idamdan önce eğitim istiyorum aslına bakarsanız. Şu an hepinizden “Senin başına gelse ne hissedersin?” sorusunu duyuyor gibiyim. Ama bir de başka açıdan bakalım olaylara, sadece tek bir perspektif içerisinde değerlendirirsek bu hayatı çok fazla hata yaparız. İdam istiyorsunuz ve sebep olarak bu cani insan müsveddelerinin gereken cezayı almasını istiyorsunuz. Evet bu hakkınız elbette ama idam emin olun tehlikeyi daha da arttırabilir. Nasıl mı? Şöyle: Diyelim ki bir cani çıkıp aynı haltı tekrar yedi ve ceza olarak idam var. İstismara maruz bıraktığı kişiyi öldürebilir. Konuşmaması için ya da hayattan zaten hiçbir umudu kalmayan birisi için sizce bu ödül mü yoksa ceza mı olur ? Her şeyden evvel şunu düşünmek gerek: Ağaç yaşken eğilir.


Ebeveynler erkek çocuklarına karşı, kız çocuklarına uyguladıkları eğitimi biraz olsun uygulamış olsalar, mesela cinsel organın bir üstünlük olmadığını öğretseler, “Söyle aslan oğlum sana hangi kızı alayım?” gibisinden sorular sormanın aslında ne kadar zararlı olduğunu bilseler. “Aman oğlum otursun, aman oğlum gezsin” demek yerine onları aynı kız çocuklarına yaptıkları gibi kontrollü şekilde izin verseler. Zannediyorsunuz ki o daha çocuk anlamaz. Emin olun ki anlıyor ve bilinçaltında bu şekilde yer ediniyor. Bunu bir bina temeli gibi düşünmek gerekli. Bir binanın temelini sağlam attığınız takdirde o bina sapasağlam, düzgün ve dayanıklı olur. Çocuğunuzun da daha küçüklükten temeline güzel şeyler atarsanız büyüdüğü zaman sınırlarını bilen ve başkalarının haklarına saygılı bir birey olur. 


Bunu sadece eğitimle çözemeyiz elbette, baktığımız zaman maalesef dizilerimiz bile bunu aşılamış aslında bizlere. Misal bir diziyi ele alalım (isim vermeye gerek yok tahmin ediyorsunuzdur hangisi olduğunu) : Tecavüzcüsüne aşık olan bir kadın. Bakın bu durum nasıl da tecavüz eden kişiyi meşrulaştırmış oldu. Gözümüzde nasıl da şirin bir pozisyona girdi aslında. Bir başka örneğe bakalım: Yengesiyle gayrimeşru bir ilişki yaşayan yeğen. Türk dizilerinin çoğunda bu sorun mevcut. Sürekli şiddet, entrika, bilinçaltını kötü etkileyecek içerikler. Bu öyle bazı kanallarda kadın silueti buzlayarak olmuyor maalesef. Kadın değildir gizlenmesi gereken, gösterilmemesi gereken. Gösterilmemesi gereken, bir tecavüzcünün tecavüz ettiği kişiyle aşk yaşayıp onu iyi biri gibi göstermek, yengesini elde edip amcasının arkasından iş çeviren bir yeğeni meşru göstermek, sürekli silahların konuştuğu diziler yapmak, sürekli kadın entrikalarının olduğu diziler…


İşte diyorsunuz ya idam gelsin diye, sıra idama gelmeden önce düzeltilmesi gereken çok şey var bu ülkede. Mesela kaldırılması gereken bir “İyi hal indirimi” var, “Kadının karnından sıpayı, sırtından sopayı eksik etmeyeceksin” zihniyeti var, “Küçüğün rızası var” diyen hakimi, siyasetçisi var, “çocuk evlilikleri” var, “Kadın evinde otursun, çalışmasın” diyenler var, “Kadınsan insan içinde kahkaha atmayacaksın” diyen var, “O saatte orada ne işi varmış” diyen var, “Etek giyersen hak ediyorsun” diyen var, Almanya’nın elenmesine “Almanya da her genç kızın sonu gibi oldu” diyebilen bir spor muhabiri var, “Kadınsan kadınlığını bileceksin” diyenler var. Bir tek şunu diyemedi bu ülke: “ERKEKSEN ERKEKLİĞİNİ BİLECEKSİN.”


Bir kadın tecavüze uğrarsa ya eve geç gidiyordur, ya etek giymiştir, ya kahkaha atmıştır. Peki tecavüz edenin hiç suçu yok mu bu ülkede? Var. Hem de yüzde yüz suçu var. Bir kadının eve geç gitmesi, etek giymesi ya da kahkaha atması ona tecavüz etme hakkını hiçbir insana vermez. Ne kadar kolay değil mi bizim ülkemizde suçu başkalarında bulmak, kendi hastalıklı zihniyetlerini başkalarının hatalarıymış gibi göstermek?


Dedim ya idamdan önce düşünülmesi gereken epey sorunumuz var. “İdam gelsin mi?” diye sorarsanız kendi fikrimce gelmemeli derim. Bu ülke ekonomiden çökmezse ahlaksızlıktan çökecek bu gidişle. Derler ya hani “Herkes evinin önünü süpürse şehir tertemiz olur.” Bu da tam o hesap işte, herkes kendi çocuğunu ahlaklı, hak ve hürriyete saygılı, sınırlarını bilen bireyler olarak yetiştirirse zaten çözüm kendi kendine gelmeye başlayacaktır. Son olarak şunu söyleyelim, eğer problem kumaşın kısalığı olsaydı bu ülkedeki 80 yaşındaki başörtülü bir teyze tecavüze uğrayıp öldürülmezdi. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat