MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İNŞAATTAN VAZ MI GEÇMELİ?
Can Berk KANAT
YAZARLAR
29 Ocak 2018 Pazartesi

İNŞAATTAN VAZ MI GEÇMELİ?

Bundan 15-20 sene önce ülkemizin lokomotif sanayi sektörü tekstil şeklinde değerlendirilirken, son 15 yılda inşaat şaha kalktı ve sadece ülkemizin lokomotifi olmaktan çıkıp dünya çapında özellikle Asya, Orta Doğu ve Arap coğrafyasında lokomotif sektör haline geldi.


Fatih Sultan Mehmet’in çok ünlü bir sözü vardır. İstanbul’u fethettikten sonra Sultan Mehmet Han şu mısraları dizer; Marifet bir şehri fethetmekte değil, marifet o şehri bünyad etmektir, reaya gönlüm abad etmektir. Yani Fatih Sultan Mehmet şehrin imarındaki dokunuşlarla beraber bir takım eserleri sadece şehre miras bırakmadığını, o şehrin insanlarının gönlünde de hoş bir sada bıraktığını ifade eder. Ayrıca Sultan Mehmet Han şehirlerin yaşamış medeniyetlerin adeta bir ışığı, izdüşümü olduğunu bilerek ona sorulan bir soruya yanıt olarak bu mısraları söylemiştir. İnşaattan vazgeçmek, rotayı tamamen başka bir sektöre kırmak günümüz Türkiye konjonktüründe neredeyse imkansızdır. Çünkü günümüzdeki inşaa algısı tamamen büyük mütahitlerce şekillendirilmeye başlanmıştır. Devletin bu noktada siyaset biliminde tasvir ettiğimiz paradigmalardan Weberyan bakış açısınıda tamamen bir kenara ittiği aşikardır. Küreselleşen sermayalerin, yani burada sermayeyi elinde tutan mütahit firmalarının söz hakkı ve pastadaki payı adeta devletin önüne geçmiştir.


Şahıslar, gecekondu sakinleri arazilerini evlerini kat karşılığı tek elde bulunan Mütahit firmalara teslim etmek zorunda bırakılmıştır. Bu şanssız durumda olan orta ve düşük gelirli kesimde inşaatın kısır döngüde kaldığını hatta ve hatta konutların satılamadığı algısını maalesef uyandırmıştır.
Unutulmamalıdır ki inşaat işleri ve projeler yalnızca arazilerin takas şeklinde lüks konutlara devşirilmesi değil, uzun vadede inşaası süren yol, tünel, viyadük, köprü, metro, devlet hizmet binaları vs.’dir. işte devletimizn özel ve kamu ortaklıkları veya direkt olarak yap işlet modeliyle hizmete sunduğu yatırımları bizim algımızı, Fatih’in o ünlü mısralarında belirttiği şehrin bünyası, yani vücud bulmasına eriştiriyor. İnşaat; bitti, ekmeğini yedi gitti, tükendi vs. gibi sözleri son bir iki yılda maalesef plansız ve imarsız projeler yüzünden çokça duyar olduk. İstanbul’a ihanet ettik sözleriyle dikey yapılaşmadan ve şehrin bozulan siluetinden dem vuran Cumhurbaşkanı ise yatay mimariden yana olduğunu her şehircilik konuşmasında yinelemiştir. İnşaat sektörü günümüzdeki çılgın mimari yapılarla reaya’da (halkta-köylüde) ters algı uyandırmıştır. Ama bunlar sizleri yanıltmasın çünkü, ülkemizde inşaat; trende lokomotifi devretse bile kesinlikle devletin ileride sunacağı alt-üst yapı hizmetleriyle son vagon olmayacaktır. Kaldı ki, dünya çapındaki yarışta boy gösteren firmalarımızın artan prestijli yatırımları içerideki projeleride muhakkak destekleyecektir.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Hakan Emir
 29 Ocak 2018 Pazartesi 10:11
Ozal donemi insaat sektoru plans?z programs?z yurutulmustu.Ancak bu gunku durum cok farkli yar?n bitecek Istanbul havaliman?n?n ardindan kanal Istanbul projesine yer a?acakt?r. Iktidar i?sizli?e bir nebze bu projelerle gem vurmak zorundadir.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat