MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KORKARIM BAŞIMIZA BİR İŞ GELECEK
Cihangir TÜRKMEN
YAZARLAR
10 Ocak 2017 Salı

KORKARIM BAŞIMIZA BİR İŞ GELECEK

Geçmişte hükümet ve destekçileri en sıkışık durumlarda bile çok iyi durumdayız, işler çok iyi, bizi çekemedikleri için eleştirip duruyorlar, hükümetimizi yıkmak isteyen ihtilalciler var, milliyetçilik diyerek faşizmi hortlatmak istiyorlar, kan ve şehitler üzerinden siyaset yapıyorlar, ne Sevr’i paranoya görüyorsunuz yakında büyük Türkiye’yi kuracağız, Ortadoğu’nun lider ülkesiyiz derlerdi.
Devlet büyüklerinin Ergenekon ve Balyoz gibi davaların kumpas olduğunu kabul etmelerinin ardından yapılan 1 Haziran seçimlerinde AKP’nin seçimi kaybetmesi ile başlayan süreçte söylemler hızla değişmeye başladı. Bölücülerin batılı ülkelerin destekleriyle ülkeyi bölme planlarının olduğundan söz edilmeye başlandı.
15 Temmuz FETÖ kalkışmasından sonraki süreçte ise artık iktidar ve muhalefet aynı çizgiye gelmişti. Hep bir ağızdan bölünmez bütünlük, dış güçlerin içteki hain temsilcileri, vatan hainleri, Sevr’i hortlatmak istiyorlar, Türk milliyetçiliği, İstiklal Savaşı ve hatta Çanakkale Savaşından bahsediliyor.
On sene önce iktidar bütün dünyanın bizim başarılarımızı hayranlıkla takip ettiğini ileri sürerken şimdi bütün dünyanın bize düşmanlığından söz ediyor. Hatta tehdit o kadar büyüktü ki MHP yöneticileri geçmişte söylediklerini neredeyse aynen söyleyen AKP’yi destekleme kararından öte onların vazgeçtikleri başkanlık sistemini bile desteklemeyi vadettiler.
Vatandaşların neredeyse tamamı, devletin bekasının tehdit altında olduğu hususunda hem fikir. Bir musibet bin nasihatten iyidir atasözüne uygun şekilde iktidar yandaşları her dindar görünene itibar edilmemesi gerektiğini söylemeye başladı. İçlerinde laikliğin doğru anlaşılmaya başlandığını söyleyenler bile mevcut.
Yani sözün kısacası siyasetçiler, yandaşları medya ve sermayedarlar akıllanmış gibi konuşuyor. Sanki tüm tehditler çok güzel analiz edilmiş ve iktidar muhalefet el birliği içinde Türkiye’nin beka sorununu halledecekmiş gibi konuşuyorlar. Olağanüstü hal büyük çoğunluk tarafından destekleniyor. FETÖ konusunda muhalefetin desteği kesin. Terör meselesinde muhalefet ne isterseniz yapın destekleriz diye desteğini veriyor.
Konuşuyorlar konuşmasına ama gün geçtikçe cümle aralarında enteresan sözcükler telaffuz ediliyor. Mesela Burhan Kuzu mealen mecburiyetten bu anayasa değişikliğini böyle kabul ediyoruz hele çıksın sonra gerekli değişiklikler yapılır derken Sn. Başbakan Ergenekon davalarının aslı vardı ama FETÖ’cüler sulandırdı ve ihtilalciler kurtuldu diyebiliyor.
Mikrofonu ele geçiren ilim adamı kılıklı biri Rusya’nın anarşiyi, terörü sosyal medyaya koyduğu yasaklar ve kontrolle sağladığını söyleyerek anayasa referandumu döneminde hükümetin koymasını istediği yasaklar için örneklemeler getiriyor, hürriyeti kısıtlamalara güzellemeler yapıyor.
İktidar yandaşları muhalefetin şehit sayısını istismar ettiğini ileri sürerek istiklal savaşında bir milyon şehit verildiğini bile söylemekten çekinmiyor. MHP’li 50 milletvekilinin AKP’den aday gösterileceği ve MHP diye bir partiye artık gerek kalmadığı söyleniyor. Yine Burhan Kuzu bu anayasa değişikliğinden sonra sadece iki parti kalır diye açıkça söylüyor. Sonra tepki alınca yok canım diye lafı çeviriyor.
400.000 baylokçu var diye ballandıra ballandıra yazıp 1000 baylokçu subay halen TSK’da diye hedef gösterirken siyasetin ve medyanın orta yerinde bağdaş kurup göbeğini kaşıyan FETÖ’cüleri hiç anmıyorlar. Yüksek bürokratlar içinde korunanlar iddiası halk arasında yaygın olarak konuşuluyor. Tehdidin devam ettiği bizzat hükümet tarafından dile getiriliyor. Tabii bu durumda hükümetin başarılı olamayacağı endişesi yaygınlaşıyor ve hem yerli hem yabancı yatırımcı etkileniyor kriz derinleşiyor.
Ne yiyip ne içtikten sonra böyle konuştuğu anlaşılamayan üniversite görevlisi “ilk defa milli bir ordu kuruyoruz” diyor. Yani bir yandan beraberiz derken öte yandan bazılarının gizli ajandaları ortaya konuyor. Vesayeti yıktık diye böbürlenenler Kıbrıs’taki garantörlüğümüzden hiç bahsetmiyor.
Üç beş muhalefet dışında kimse değişmesi gereken seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, binden fazla değişmesi gereken yasadan söz etmiyor. Harcanacak yüz milyonlarca liradan, referandum ve arkasından gelecek seçim maliyetinden bahsetmiyor. Ülke çok ciddi bir ekonomik kriz içindeyken partili Cumhurbaşkanlığı sisteminin oturması için en az 15 sene gerektiği ve bunların ülkeye kaybettireceği şeylerden kimse bahsetmiyor. Sürekli istikrar lafını edenlerin bu değişiklikle istikrarın nasıl bozulacağına dair tek kelimeleri yok.
Hakkını yemeyeyim bir kişi nedendir bilinmez Devlet Beyin aklına bile gelmeyen bir eleştiriyi yapıyor. Ak partili ve bugüne kadar her türlü hükümet politikasının arkasında duran Nihal Bengisu Karaca “Cumhurbaşkanlığı seçimi ile Milletvekili seçimlerinin aynı gün yapılması Anayasa Mahkemesi ve HSYK üyelerinin seçiminin tamamının Cumhurbaşkanı tarafından seçildiği izlenimini uyandırır. Böyle bir görüntünün verilmemesi için hiç olmazsa iki seçim farklı zamanda yapılsın” diyor.
Bütün bunları hayretle izlerken Cumhuriyeti beğenmeyip 2. Cumhuriyetin savunmasını yapan neo liberal, Atatürk düşmanı, AKP’yi iktidara taşıyan Amerikancı kadronun önde geleni FETÖ’cü Ahmet Altan ve TSK düşmanı Nazlı Ilıcak CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından meydanda alkışlatılıyor. İnanılmaz bir şekilde Mustafa Kemalin askerleriyiz diye slogan atanlar beş dakika sonra bu hainleri alkışlıyorlar.
Allah’ım aklımı koru. AKP’ye Atatürk düşmanı diyenler Mustafa Kemal’in düşmanı FETÖ’cüleri alkışlatıyorlar.
Ne hale gelindi bir düşünün. Devlet Beyin bir türlü anlaşılamayan esrarengiz tavırları sonunda az da olsa bazı ülkücüler çaresizlikten Doğu Perinçek’ten medet umar hale geldi. 
Hani bir hikâye vardır ya. Yatalak olan amca yeğenini yanına çağırmış ve oğlum ben artık yolcuyum rahmetli babana diyeceğin bir şey varsa söyle öbür tarafta ileteyim demiş. Oğlu şöyle bir düşünmüş. Amca durumumuz çok şükür iyi ama memleketin vaziyetini anlaması için ona şöyle söyle o bizim durumumuzu anlar demiş. “Daldabanların (baldırıçıplakların) Mıstık köye muhtar oldu”.
Var var kesin var. Başımıza bir iş gelecek. Bu kadar kendini kaybetmiş, ne dediğini ne yaptığını bilmeyenlerin siyaset yaptığı bir toplumda neler yapıldığını, iki sene sonrasını merak etmeyip önüne geleni şuursuzca alkışlayanların yüzünden başımıza bir iş gelecek.
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat