MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KUR’AN BÜTÜN İNSANLIĞA SON AHLAKİ ÇAĞRIDIR
Ömer AĞAÇLI
YAZARLAR
11 Ekim 2019 Cuma

KUR’AN BÜTÜN İNSANLIĞA SON AHLAKİ ÇAĞRIDIR

Din, hilkatten, yaratılıştan ortaya çıkan mutlak gerçeklerdir. Bu bağlamda din, bir varlık ve varoluş meselesidir. Allah, her şeyi sonradan yarattığını beyan etmektedir. Yaratılış muhdestir. Allah’ın yaratılışı sonradan gerçekleştirmesi, yaratılışın bir amacı olduğunu da içermektedir. Yaratılışın amacı konusuna sadece din cevap vermektedir ki bu amacı Allah bizzat bilinmesini istemesidir. Allah’ın bilinmesi ancak O’na yaklaşmakla mümkün olmaktadır. İşte bu noktada Allah’a yaklaşmak, O’na O’nun gösterdiği yolu takip ederek, kulluk ve ibadet ederek olmaktadır.

Din, sadece Allah’a ibadet ve kulluk etme yoludur. İlk Peygamber Adem(A.S) ile Son Peygamber Hz. Muhammed arasında gelmiş peygamberler hep bu hakikati açıklamışlardır. Açıklanan ilahi hakikatler, yaratılışın amacı ve bu amacın dünya hayatında gerçekleşmesidir.

Diğer deyişle dine ilişkin bilgiler Adem ile Hz. Muhammed arasındaki peygamberler tarafından insanlığa, insanlığın içinde bulunduğu idrak seviyesine göre etap etap indirilmiştir. Bu bağlamda Peygamberler arasında fark yoktur. Şu kadar ki her peygamberin getirdiği vahyin özü aynı Allah’ın mesajlarıdır.

Ku’an’da şu ayetler çok manidardır:

3/2: “Kendinden başka hiçbir ilah olmayan Allah, yaşayan, kendinden varolan ve bütün varlığa hayat veren, hayat kaynağı olandır.”

21/25: “Senden önce hiçbir peygamber göndermedik ki onlara “Benden başka tanrı yoktur, bana kulluk edin.” Diye vahyetmiş olmayalım.”

12/111: “Bu Kur’an kendinden önceki kitapların doğrulanması, her şeyin açıklanmasıdır. İnananlar için manevi rehber ve rahmettir.” 41/43: “Resulüm! Sana vahyettiklerimiz, senden önceki peygamberlere söylenmiş olanlardan başkası değildir.” 14/52: “Bu Kur’an insanlara bir tebliğdir. O’nun tek tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye gönderildi.”

Din, Allah’ın dinidir. Peygamberler Allah’ın dinini tebliğ eden tebliğcilerdir. Din tektir. Her Peygamber ayrı ayrı din getirmemişlerdir. Dini tek oluşu İslam’ın iman şartları içindedir. İslam’ı kabul eden kimse tüm peygamberler, kitaplara iman etmek durumundadır.

2/136 ayette bu konu vurgulanmıştır. 2/136: “Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene ve MUSA ve İSA’YA verilene ve diğer peygamberlere Rableri tarafından verilene inandık, onlar arasında ayrım yapmayız, biz Allah’a teslim olanlarız. Deyin.”

Şu kadar ki peygamberler arasında fark yoktur. Hz. Muhammed son peygamber olarak dini tamamlamıştır. Böylece Hz. Muhammed tarafından tamamlanan din bütün insanlara son çağrıdır.

34/28: “Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Fakat insanların çoğu bu hakikati bilmezler.”

68/52: “Kur’an alemlere bir öğüttür.”

Enbiya 107: “Resulüm! Biz seni ancak alemlere bir rahmet olarak gönderdik.”

Allah’ın rahmeti, desteği, inayeti, Son Peygamber Hz. Muhammed ile ortaya çıkmıştır. Hz Muhammed ile tamam olan ilahi hakikatler tüm insanlığı ve kainatı kapsamaktadır.

Kur’an sadece insanlığa değil tüm alemlere destektir. Hz Muhammed ‘de tamamlanan nur, tüm kainatı özünde barındırır. Kur’an kainatın da anayasasıdır.

Hz. Muhammed, Kur’an’da Allah’ı en kamil anlamda insanlara tanıtmış ve O’na nasıl yaklaşılacağını, O’nun nasıl bilinebileceğinin tüm yol ve yöntemlerini açıklamıştır.

İslam, hakikati ifade eden, temsil eden bir kavramdır. Şu da bir gerçektir ki dinin amacı dünyayı açıklamak değildir. Yaratılmış olan her şeyi Allah’ın fiilleri sonucu ortaya çıkan, Allah’ın varlığının delilleri olarak ortaya koymuştur. Değerli İlahiyatçı MEHMET GÖRMEZ’İN şu sözünü de burada açıklamak durumundayım. Sayın Görmez, “İslam, haya dinidir. Hayat, hayadan gelir. İnsanın hayat bulması haya bulması demektir.” Demiştir.

Kur’anâ göre Allah, “hay” dır, diridir, hayadır. O daima yaşayandır. Buna göre Allah, hayatın ta kendisidir ve aynı zamanda hayadır. 

Hayat ve hayatın kanunları Allah’ın kanunlarından başkası değildir. İŞTE BU HAKİKATTE AHLAKIN TA KENDİSİDİR.

Haya, Allah’ın tecellileri ve yaşadığı hayat tarzıdır. Allah’ın fiilleri, davranışları ahlak üzeredir. Buna “İLAHİ AHLAK “ ismi verilir. Kutsal metinlerde insanlar söylenenler de bu ilahi düzene göre insanların yaşamasıdır. İnsanın hayatı aslında Allah’ın hayatıdır. İnsanın Allah’a uyması konusu da bundan ibarettir. İşte kainattaki bu ahlak düzenine nasıl ulaşılabileceğini de bize Kur’an söylemektedir.

İsra/9: “Gerçek şu ki, eb doğru yola Kur’an iletir.

İnsan, kozmik, bütünsel bir varlıktır. İnsan doğası gereği bu  bütünselliğe ancak ahlak üzere yaşayarak toparlanabilir. Kur’an insanı fıtrata çağırarak bu işi gerçekleştirmek istemektedir.

Her Peygamber ilahi ahlaktan bir örnektir. Onları yüce ve aziz kılan, bu ilahi ahlak sistemine göre yaşamalarıdır. Onlar bu ilahi ahlak düzenine göre yaşadıkları için Allah’a yaklaşmışlar, gökyüzünün süvarileri olmuşlardır.

Allah’ın emir ve yasakları ahlaktan ibarettir. İnsanın Hakk ve halkla ilişkileri ahlak merkezlidir. Bu bir varoluşsal zorunluluktur.

Kur’an baştan başa dini, ahlaki bir çağrıdır. Din yol demektir. Din yolu ahlak yoludur. Beşeri zemindeki tüm işler de ahlak merkezli olmak durumundadır. Kur’an’da dünyevi işlerden söz eden ayetlerin hepsi ahlaki ilkelerden başka bir şey değildir. Kur’an her zaman ve mekanda toplumun ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapılabilmesi için ahlaki ilkeleri önerir. Kur’an’ın önerdiği ilkeler, değerler insanlığa fıtrat dairesinde, mutluluk, avz eden, güzellik, iyilik ve yücelik ilham eden değerlerdir.

Din, toplumun manevi değerlerini, inanç sistemini oluşturmakta ve hayat tarzını etkilemektedir. (H. ATAY) Dinin önerdiği değerler, insan davranış ve tutumlarının, iyi, kötü ölçülerini belirler. Dini değerler insanları birbirine bağlayan, ideal, manevi, evrensel değerlerdir. Evrensel değerleri din ortaya koymuştur. Beşeriyet bu işleri yapamaz. Beşeriyetin ortaya koyduğu değerlerin evrensel olduğu iddiaları çok gülünçtür.

Son söz: Toplumsal boyutta olan işler böyledir. Medeniyet, insan ve onun oluşturduğu toplumun, her boyutta olgunlaşması, huzuru ancak bu evrensel dini değerlere dayanarak kurulabilir. Medeniyetin özü maneviyattır. Manevi olan her şey ahlak kapsamına girer. Bu nedenle ilahi vahiyden yararlanmak zorunludur.

VAR OLUŞ, AHLAKTIR. YOK OLUŞ, AHLAKSIZLIKTIR.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat