MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
KURULTAYA DOĞRU CUMHURİYET HALK PARTİSİ
Can Berk KANAT
YAZARLAR
22 Ocak 2018 Pazartesi

KURULTAYA DOĞRU CUMHURİYET HALK PARTİSİ

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 3-4 Şubat 2018 tarihleri arasında toplanması planlanan ve kamu oyuna duyurulan olağan kurultayında şimdilik 3 ismin genel başkanlık koltuğu için yarışması bekleniyor. Muharrem İnce, 22 Ocak Pazartesi günü adaylığını ilan edeceğini duyurdu.

İnce, dışında genel başkanlık için adaylığını açıklayan diğer bir isim ise İstanbul Eski Baro Başkanı ve Galatasaray Üniversitesi hocası Doç. Dr. Ümit Kocasakal oldu. Kamuoyunun Kılıçdaroğlu ve İnce kadar yakından tanımadığı bu isim dikkatleri üzerine çekti. Kocasakal gayet donanımlı ve kariyer basamaklarını başarıyla tırmanarak adından söz ettirmiş hukuk camiasında ise siyaset camiasına nispeten tanınan bir sima. Ailesi Almanya’ya işçi göçüyle gidenlerden. Kendisi de Köln doğumlu. Türkiye’nin en prestijli okullarından mezun olan Kocasakal entellektüel birikimleriyle partiye eminim çok şey katacak, donanımlarından faydalanılası bir aday gibi görünüyor. 


Her adayı ayrı ayrı ele alacak olursak, daha önceleri genel başkanlık için adaylığını açıklayan İnce ise parti teşkilatının yakından tanıdığı bir aday. Parti içinde gençlik kollarından bugünlere uzanan bir siyasi kariyere sahip olan İnce, Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkacak en güçlü isim gibi görünüyor. Yaklaşık 250-300 delegenin imzasını toplayarak adaylığını pazartesi günü ilan edecek olan İnce’nin, kurultaya bu sefer daha güçlü girmesi bekleniyor. 


Kurultay’a delegeler açısından büyük bir nüfuzla girecek olan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ise koltuğu bırakacak yada devredecek gibi görünmüyor. 2010’da Deniz Baykal’ın skandal kaset iddiasıyla istifa etmesiyle boşalan genel başkanlık koltuğuna 8 yıldır oturan Kılıçdaroğlu ise parti teşkilatının 2002 milletvekilleri seçimlerinden beri tanıdığı eski bürokratlardandır. En büyük medyatik süksesi, Adalet ve Kalkınma Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı şu an da HDP üyesi ve 25. dönem milletvekili olan Dengir Mir Mehmet Fırat’a karşı 2008 yılında ortaya attığı uyuşturucu ticareti iddiası ve sonrasında Fırat’ın ortağı olduğu hayali ihracat yapan şirketin Danıştay’da mahkum olduğunu belgeleriyle kanıtlamasıydı.

Aradan geçen 10 yıldan sonra belkide Kılıçdaroğlu’nun yıldızını ve siyasi kariyerini parlatacak diğer ikinci bir atılım 2017’nin Haziran ve Temmuz aylarında Ankara Güven Park’tan İstanbul’a kadar “adalet” talebiyle yürüyüş düzenlemesidir.

Medya da az çok neredeyse her gün yankı bulan yürüyüş “adalet” arayışı ve arzusundaki milletimiz açısından da geniş bir demokrasi ruhunun yayılmasına vesile olmuştur. Önümüzdeki kurultayda Kılıçdaroğlu ise konuşmasında vaatlerini sıralamadan evvel icraatlarından bahsederken şüphesiz “adalet” yürüyüşüne de geniş bir yer ayıracaktır.


Başta Türk siyaseti, CHP’ye oy veren büyük bir seçmen kitlesi ve kısmen de olsa CHP teşkilatları Kılıçdaroğlu’nun yetersiz ve düşük siyaset yapmasından yılmış olacak ki, sima da ve lügatta karizma arayışı içine girmiştir. Şahsi kanaatim bu karizma arayışının maalesef bu 3 ismin hiç birinde toplanmadığı yönündedir. Özellikle Cumhuriyetin kurucu partisi ve pek çok demokrasi atılımının öncüsü olan Cumhuriyet Halk Partisi, yeni trend siyasi parti oluşumlarını takip etmek zorundadır. “Catch-all”* siyasi parti oluşumunu yakından izleyememesi parti içinde maalesef güçlü lider eksikliğini beraberinde getirmiştir.

Parti içerisinde kurumsallaşma yolunda attığı adımlar, liyakat nizamına verdiği önemi gösterirken, bir yandan da genç, dinamik ve cesur siyasetçilerin önünü kapatmaktadır. Dünyadaki  2000’lerin “catch-all” parti evrimleşmesine baktığımızda en güzel örneklerini genç, karizmatik ve dinamik duruşuyla ve oturaklı siyasi açıklamalarıyla çizen Kanada Başbakanı Justin Trudeau, öte yandan keskin, kutuplu söylemlerde bulunmaktan ziyade herkesi çatısı altında toplayacak, kucaklayıcı söylemlerde bulunması yönüyle Fransa Cumhurbaşkanı Emanuel Macron’da da “catch-all”  parti oluşumunun yansımalarını  görmekteyiz.

Dünyadaki bu örneklerden yola çıkarak Cumhuriyetin kurucu partisinin derhal “catch-all” parti örgütlenmesine ve örneklerde tasvir edilen liderlik yapısına bürünmesi beklenmektedir. 
*Catch-All parti: 1970’lerden önce kavramsallaşan bu tip partiler ideolojiden ve belirli bir sınıf çıkarından ziyade toplumun tüm kesimine seslenen, finans kaynaklarını hem kamu teşviklerinden hem de yüklü bağış ve günümüzde azalsada üyelik aidatlarından karşılamaktadır. Bu tip partilerde ise en dikkat çeken şey güçlü, etkin ve baskın lider portesi çizmesidir. Almanya’da CDU, Türkiye’de AK Parti, İYİ Parti vb.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Bir vatandaÅŸ
 22 Ocak 2018 Pazartesi 10:54
?ok g?zel bir mukayese.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat