MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
NEVİ ŞAHSINA MÜNHASIR BİR KİŞİLİK: SAKALLI CELAL
Oğuzhan SARI
YAZARLAR
5 Temmuz 2019 Cuma

NEVİ ŞAHSINA MÜNHASIR BİR KİŞİLİK: SAKALLI CELAL

“Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgiler de ilgisizdir”. Bazılarımız bu sözü duymuştur mutlaka. Bu çok basit ama bir o kadar da etkili ve anlamlı sözü kim söylemiştir. Kimdir bu şahsiyet hiç düşündünüz mü? Ben bir zaman hikayesine rastladığım ve okudukça daha da ilgimi çeken bu şahsiyetin hayatını sizlerle de paylaşmak istedim. Evet, bu sözün sahibi Celal Yalnız, namı değer “Sakallı Celal”.

Sakallı Celal 1886 yılında Osmanlı donanmasının cesareti ile ün salmış ünlü Amirali Hüseyin Hüsnü Paşa’nın oğlu olarak İstanbul’da dünyaya geliyor. Küçük yaştan beri kitaplara çok ilgili olan bu çocuk okul çağına geldiğinde dönemin en ünlü okulu Galatasaray Lisesi’nde öğrenim hayatına başlıyor. Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra annesinin isteği üzerine Paris’e siyaset bilimi okumaya gidiyor. Ancak uçarı, özgürlüğüne düşkün, istediği yolda yürümek isteyen bu genç 1 yıl sonra okulu bırakıyor. Çünkü aklında hep mühendislik okumak vardır. Bu mesele annesi ile arasında sorun olunca annesini protesto etmek için sakal bırakıyor ve bir daha o sakallarını kesmiyor. O günden sonra Celal, artık “Sakallı Celal” olarak tanınmaya başlanıyor. Sakallı Celal İstanbul’a döndükten sonra çok sevdiği Galatasaray Lisesi’nde alt sınıflarda öğretmenliğe başlar.

Lisenin müdürü de okuduğu dönemde hocası olan Tevfik Fikret’tir. Sakallı Celal’in isteği daha daha üst yaşlara öğretmenlik yapmaktır ama Tevfik Fikret onu en alt sınıflara öğretmen yapmıştır. Hocası ile olan samimiyetine binaen neden böyle yaptığı sorusuna Tevfik Fikret şu cevabı verir: Ben seni küçük sınıflara veriyorum ki onları bir fidan gibi büyütüp geliştir. Zaten büyümüş olan bir ağaca bir şeyler yapabileceğine ihtimal vermiyorum.

Bir süre burada öğretmenlik yapan Sakallı Celal 1909 yılında İstanbul’daki gerici ayaklanmayı bastırmak için kurulan Hareket Ordusuna katılmak üzere Üsküp’e gider. Bir süre Üsküp’te kalan Celal bu dönemde de öğretmenlik yapar ve farklı kişiliğine yakışır bir şekilde Fransa’dan futbol topu getirterek oradaki çocukları futbolla tanıştırır. Sakallı Celal bir süre sonra Kastamonu’ya gitmeye karar verir ve burada tam 4 yıl geçirir. 4 sene sonra ise tekrar İstanbul’a, okulu, yuvası olan Galatasaray Lisesi’ne döner. Fakat bu sefer okulun müdür yardımcısı olarak.

Bir süre burada müdür yardımcısı olarak görev yapan sakallı Celal’in bir sonraki durağı Ankara olur. Dönemin devlet adamı yetiştirmek için kurulan mektebi, Mektebi Sultani’ye müdür olarak atanmıştır. Celal, 1918’e kadar burada müdür olarak görev yapar. Ancak aynı yıl çok sevdiği babası Hüseyin Hüsnü Paşa vefat edince görevini bırakıp İstanbul’a döner. O günden sonra kendini kitaplara, okumaya verir. Dönemin en ünlü okullarında okuyan, Fransa’da siyaset bilimi eğitimi gören, mektebi Sultani’de müdürlük yapan Sakallı Celal; bir gün kendisinden beklenecek bir karar alır ve Aydın’da bir incir fabrikasında işçi olarak çalışmaya başlar. Kazandığı parayı işçilere dağıtan, onlara okuma yazma öğreten bu ilginç şahsiyet orada da sevilen, ilgi ve saygı duyulan biri olur.

Aydın’daki işçi günlerinin ardından İstanbul’a tekrar dönen Celal, artık İstanbul’un en tanınan simalarından olmuştur. Tüm zamanını kitapçılarda, sahaflarda ve İstiklal caddesinde geçirirken bir gün en alt sınıf çalışan olduğuna inandığı çöpçülerin hakkını savunmak için eline bir süpürge ve kürek alarak Nişantaşı sokaklarını temizlemeye başlar. Bu sıralarda öğretmenliğe ilk başladığı yıllardaki bir öğrencisi ile karşılaşır. Bu öğrencisi artık Yapı Kredi Bankasının üst düzey yöneticisidir. Sakallı Celal için artık ektiğini biçme vaktidir. Zaten öğrencileri tarafından çok sevilen Celal hoca, öğrencisine ait olan bir apartmanın dairesine hiç kira vermemek üzere yerleştirilir. Yine başka bir gün başka bir öğrencisi ile karşılaşan Sakallı Celal  öğrencisinin ısrarı sonucu 10 yıl boyunca her ay hesabına para yatırılması teklifini kabul eder. Daha sonra bu paranın kuruşuna dahi dokunmadığı ortaya çıkacaktır... 

1934 yılında soyadı kanununun çıkması ile birlikte kişiliğine yakışır bir soy isim alır. Sakallı Celal artık “Celal Yalnız”dır. Celal Yalnız, geri kalan hayatı boyunca dönemin entelektüel kişileriyle vakit geçirdi. Bu durum onun için olmasa bile söz konusu entelektüel kişiler için hep bir şans oldu. 
Yaşadığı dönem boyunca hep çok sevilen, saygı duyulan, farklı karakteri ve icraatları ile ilgi odağı olan Sakallı Celal, 1962 yılında 75 yaşında iken hayata gözlerini yumdu. Geride hiçbir kitap bırakmamasına rağmen entelektüel kişiliği hiç unutulmadı ve saygı uyandırdı.

Sakallı Celal dünyadan göçeli çok oldu ama şu sözleri hâlâ akıllarda;  
“Türkiye’de aydın geçinenler Doğu’ya doğru seyreden bir geminin güvertesinde Batı yönünde koşturarak Batılılaştıklarını sanırlar.”
“Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.”
“Bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olur.”
“Meşrutiyeti getirdik olmadı, cumhuriyeti kurduk olmadı. Biraz ciddiyete ne dersiniz?”
“Bir kızın tıraşlı bir erkeği güzel zannetmesi hazindir…”
“İnsanoğlunda zeka, midyedeki inci gibidir. Hepsinde bulunmaz”

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Süheyla
 10 Temmuz 2019 Çarşamba 14:02
On numara beş yıldız??????
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat