MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ÖLÜMÜN 5 HARFLİ YÜZÜDÜR KADIN!
Gamze Nur ERGİL
YAZARLAR
2 Ocak 2017 Pazartesi

ÖLÜMÜN 5 HARFLİ YÜZÜDÜR KADIN!

Son yıllarda haberlerde gördüğümüz, hemen hemen her gün gazetelerde okuduğumuz kadın cinayetleri maalesef ki herkesin alıştığı bir durum konumuna geldi. 2010-2015 seneleri arasında üzücü olsa da 1638 kadınımız erkek cinayetine kurban gitmiş durumda. 
Baktığımız verilerde aldatılma şüphesi, barışma isteğinin reddi, maddi kaynak, kıskançlık, hırsızlık, kadının ayrılma ya da boşanma isteği ve namus bahaneleri ön planda.
Türkiye’de kadın olmak özellikle son yıllarda gittikçe zorlaşıyor. Hava karardığı zaman telaşlı ve korku dolu eve gitmeye çabalamak, kafasını yerden kaldırmadan yürümek, biri seslendiğinde kalbi yerinden fırlayacak gibi olmak, otobüsteyken taciz edilme korkusuyla seyahat etmek, trafikte araba kullanırken sözlü tacize uğramak. Bunlara baktığımızda kadınlarımızı ne kadar soyutlamaya çalışıldığını görebiliyoruz. 
Kadın olmak artık cesaret gerektiren bir durum oldu. Akşam dışarı çıkmak çok büyük bir mesele gibi, hele saat gece yarısını gösteriyorsa eve gitmek tam bir aksiyon sahnesi. Kadın olmak öyle bir hal aldı ki artık sokakta bulunmaktan, pazara gitmekten, otobüse binmekten, sosyal medya kullanmaktan, araba kullanmaktan, alışverişe kız kıza gitmekten bile çekinir olduk. Kadın da bir bireydir, kadın da insandır; kadın toplumdur, eştir, annedir, sevgilidir, kız kardeştir. Kadını toplumdan soyutlamak imkânsız bunu biliyoruz e neden kadınlara dünyayı dar ediyoruz? Neden cinsel istismara maruz bırakıyoruz, neden ayrılmak istediği için vuruyoruz, neden yemek yapmadığı için dövüyoruz? 
Örnekleyelim bunları; Fulya Özdemir cinayete kurban giden bir kadınımız, cinayet sebebi kadının ayrılma isteğinin olması, Özgecan Aslan ise bir diğer suçsuz tertemiz güzel bir kardeşimiz o da bindiği toplu taşımada tek başına kalmışken uğradığı bir cinsel saldırıda hayatını kaybetti. Figen Titiz tartışma sonucunda katledilen bir diğer kadınımız. Mehtap Özkanlı, namus bahanesiyle hayatından olan bir diğer kadınımız. Havva Eker aldatıldığı şüphesiyle öldürülen bir diğer kadınımız. Gizem Günay kıskançlık sonucunda bedeni şu an toprak altında. Hanife Şeker ve annesi Esma Şenek maddi kaynakların paylaşılamamasından dolayı katledilen kadınlarımız arasında. Maalesef ki bu kadınlarımız katledilen kadınlarımızın sadece birkaç tanesi ve hepsini saymakla bitirmek mümkün değil.
 Yaptığım araştırmalar sonucunda yaş aralıklarına değinecek olursak 26-40 yaş arasının %41 lik bir oranda korkunç bir yüzdeye sahip olduğunu ve bunun hemen arkasından 19-25 yaş arası ve 41-55 yaş arasının da %20 lik bir dilime sahip olduğunu görüyoruz. Bu verdiğim sadece rakam değil bizim mazimizde koskocaman bir yara, bir acı, bir öfke, bir yok sayma. Bu kesinlikle Türkiye’nin utanç tablosu...
Dünya modernleştikçe, Türkiye modernleştikçe, yaşam standartlarımız artıp ekonomik düzeyimizi daha iyi bir noktaya taşıdıkça her şeyin daha ılımlı, daha güzel olacağını düşünüyorduk fakat bu istatistiklere baktığımızda ilerlemek yerine gerileyen bir durum oluştu. Yaşama hakkına gasp etmeyi kendine meşru gören erkekler tarafından yüzlerce kadının katledilmesiyle, öldürülmesiyle karşı karşıyayız. Neymiş aldatılma şüphesiymiş, töreymiş, kıskançlıkmış falan filan. Hiçbir şey bir insanın yaşamından daha değerli değildir. Hiçbir şey bir insanın canına kıymasını gerektirecek kadar büyük bir neden olamaz. 
Kadını cinsel bir obje olarak görmek, evlendikten sonra kadını tapulu malı gibi görmek, sevgili olunca benimsin demek ne derece doğrudur sizce? Bir kadını nesne haline getirmek ne denli akıl işidir? Bir de işin şu boyutuna bakalım; 1638 kadınımız cinayete kurban gitmişken faillere ne olmuş? 977’si yakalanmış, 289’u intihar etmiş, 200’ü adalete teslim olmuş, 63’ü intihar girişiminde bulunmuş, 8’i ölmüş ve 101’i hala bilinmiyor. Cinayete kurban giden kadınlarımızın 676’sının katili kocaları, 185’inin katili erkek arkadaşları, 133’ünün katili tanıdıkları bir erkek, 110’unun katili eski kocası, 85’inin katili akraba, 71’inin katili baba, 71’inin katili erkek kardeş, 66 kadınımızın katili saldırgan, 60 kadınımızın katili eski erkek arkadaşı, 49 kadınımızın katili dini nikahlı kocası, 44’ünün katili damadı, 39’unun katili oğlu, 36’sının diğer yakınları, 8’ i kayınpederi, 3’ü dini nikahlı eski kocası ve 2 kadınımızın katili de üvey babası. İster yakın ilişkide olsun ister uzak sonuç olarak birçok erkeğin nedeni ne olursa olsun kadınların canlarına kıydıkları ve buna kesinlikle sebep gösterdikleri bahanelerin yetersiz kalacağı açık ve gerçektir. Bahaneler sunulmaya devam etse de etmese de giden canlar geri gelmeyeceği gibi yiten hayatların vebalini bu katillerin ömür boyu taşıyacağı da muammadır.
 Eğer gelişmiş bir toplum istiyorsak kadınlarımızı toplumdan soyutlamak yerine toplumda var olduklarını kabullenmek zorundayız. Birlik içerisinde, insan haklarına saygı çerçevesinde, özgür bir birey olarak görmek durumundayız. Çünkü bilinçli toplumun anahtarı bu yoldan geçmektedir. Diyeceğim o ki kadınları varken yok etmeye çabalamayın. 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat