MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
SADE YAŞAMAK –1
Şira Yıldız ASAN
YAZARLAR
9 Ağustos 2019 Cuma

SADE YAŞAMAK –1

Benim evde tadilata ara verdik bayramdan dolayı. Yeni bir sitede yaşanabilecek sorunları geçen hafta yazmıştım. Her şerde bir hayır vardır sözüne çok inanırım ben. Bu vesile ile tüm evde değiştirmek istediğim yerleri de kırdırıyorum. Tadilat demek zülüm demek benim için. Onu oraya it bunu buraya it, baştan sil süpür derken çok yorucu bir süreç geçiriyorsunuz. Beni en heyecanlandıranı ise mimar arkadaşım Esra’nın arka bahçemi adeta bir Alaçatı’ya çevirmesi olacaktır. Esra, kafandaki görselle yakın olanları bul bana bir göster ona göre çizim yapayım dedi bana. Bende internette şöyle bir dolaşayım derken nerelere kadar gittiğimi görüp, aslında bizlerin ne kadar büyük alanlarda ve ne kadar çok eşya ile yaşadığını fark ettim.

Uzakdoğu’da küçük alanlarda yaşam diye bir belgesele denk geldim ve insanların sadece sekiz metrekarede nasıl yaşadıklarını anlatan seriyi biraz şaşırarak izledim. Sonra dedim ki ne kadar doyumsuz şu insanoğlu, sahip olduklarının hep bir üstünü hep bir fazlasını isteyerek yaşıyor ve dur durak bilmiyor. Kocaman evlerde yaşıyoruz ve aslında çoğu alanı da kullanmıyoruz. O koskocaman evlerde sadece belirli alanlarda vakit geçirip geri kalan alanları aslında hiç kullanmıyoruz. Cüzdanımız büyüdükçe evimizi de, arabamızı da, mobilyamızı da, yatımızı da, gardırobumuzu da büyütüyoruz. Bilinçaltında diğerlerinden farklı ve daha üstün olduğumuzu göstermek zorunda hissediyoruz çünkü kendimizi. Kullanmadığımız onlarca farklı kahve fincan takımımız, 64 parça yemek takımımız, hiç giymediğimiz onca kıyafet ve hatta daha etiketi üzerinde duran çantalarımız derken o ev dolup taşıyor ve bizler sürekli bir şeyler alarak kendimizi mutlu ettiğimizi düşünüyoruz. Gün gelir ihtiyaç duyarız mantığıyla atmaya veya vermeye kıyamadığımız onca eşya yığını ile evlerimizde yaşamaya devam ediyoruz. 

Ego denen şey insanoğlunda var olduğu sürece bu düzen değişmeyecektir. Hep başkaları için ve hep gösteriş için yaşanacaktır. Ne zaman ki kendimiz ile barışıp ve bu düzenin bize dayattığı ayrıca da doğruymuş gibi gösterdiği basmakalıp yaşam tarzlarından uzaklaşırsak işte o vakit huzuru ve doğruyu yakalamış olacağız. Burada en önemli şey bizim ne istediğimizdir aslında, sistemin bizi zorladığı düzen değildir. O kadar gereksiz enerji harcıyoruz ki bu fazla eşyalar, evler, kıyafetler yüzünden; tahmin bile edemezsiniz. Amerika’da son yıllarda yeni bir akım başladı yüz eşya ile yaşamak diye. İnsanlar artık o kadar yoruldu ki, yaşamını nasıl sadeleştirir onun arayışına girdi. Sadece gerekli olan eşyalarla yaşadığınızda sizde daha az enerji harcadığınızı ve çok daha özgür ve sade yaşadığınızı fark edeceksiniz.

Sahip olduklarımız ile kalabalık bir hayat sürerken, hiçbir eşyamızı da atamıyoruz ve bana göre ileriye doğru gitmekte zorlanıyoruz. Tam bu noktada birçok kişi minimalist bir yaşantıyı keşfederek ve sahip oldukları eşyalara veda ederek yeni bir yaşam tarzı benimsiyor. Tüm sahip olduklarımız ile “yaşamaya çalışmak” üzerimizde aşırı kilolarla yaşamaya çalışmak gibi geliyor bana. Dolayısı ile hayatımızı biraz sadeleştirmemiz bize iyi gelecektir. Uzun zamandır bende hayatımı sadeleştirmek üzerine çalışıyorum. Bu arada bu “sadeleştirmek” her alanı kapsıyor benim hayatımda. Bana iyi gelmeyen ve beni yoran akrabalardan ve arkadaşlardan tutun da, evdeki eşyalara ve yaptığım işe kadar bir sadeleşme sürecindeyim ve süperim diyebilirim. Gereksiz her şeyi atmak ve terk etmek kadar rahatlatıcı bir duygu yokmuş. Tabi ki, yaşadıklarım neticesinde yaşantımı küçültmenin çok zor bir süreç olduğu ile de yüzleştim. Sahip olduklarım adeta bana sahip olmuş durumundaydılar. Kendimi o yükü taşımaya alıştırmışım ve normalin bu olduğuna inanmışım. İhtiyaçlar artıyor, eşyalar artıyor, bakımı zorlaşıyor, yığıntılar başlıyor, dolaplar yetmez oluyor hatta ev yetmemeye başlıyor. 

Ne kadar kullanmadığım eşya, tabak çanak ve kıyafet varsa koli koli dağıttım. Aylar geçti ve geldiğim nokta çok ilginç. Eşyalardan kurtulmak öyle kitaplarda yazdığı gibi kolay bir mesele değil. Arada bir halen şununla yüzleşiyorum “görüyor musun bak, o beyaz gömleği vermeseydin şimdi şu mayonun üzerine kombin olurdu” gibi. “Sade” yaşamak bir süreç ve başlaması gerçekten çok zor; hem eşyalarınızı hem de etrafınızdakileri azaltmak da öyle. Bu azaltmak işinin tek bir doğrusu ve kuralı da yok. Bu bir tercih ve tamamen kendi kararınız. Haftaya yazımın devamında buluşmak üzere.. 

Bayramların maalesef ki tatile dönüştüğünü bilerek, mutlu ve sağlıklı bayramlar diliyorum...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Esin
 11 Ağustos 2019 Pazar 17:44
Çok doğru banada zor gelmeye başladı fazlalıklardan kurtulursam daha rahatlıyacağıma inanıyorum tebrikler
 Esin
 11 Ağustos 2019 Pazar 17:44
Çok doğru banada zor gelmeye başladı fazlalıklardan kurtulursam daha rahatlıyacağıma inanıyorum tebrikler
 Zekeriya Erdoğan
 10 Ağustos 2019 Cumartesi 00:10
Hayırlı bayramlar diliyorum
 Mahmut
 9 Ağustos 2019 Cuma 12:29
Yıldızcım düşüncelerini aynen katılıyorum becerebilirsek.Hayırlı bayramlar
 Mahmut
 9 Ağustos 2019 Cuma 12:29
Yıldızcım düşüncelerini aynen katılıyorum becerebilirsek.Hayırlı bayramlar
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat