MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
SADECE VAR OLMAYIN, DOYASIYA YAŞAYIN!
Gülçin KARLI İPEK
YAZARLAR
24 Kasım 2018 Cumartesi

SADECE VAR OLMAYIN, DOYASIYA YAŞAYIN!

Çoğumuz  anı yaşamanın, istediğin her şeyi yapmak, canının istediği şekilde hareket etmek, hiçbir şeyi umursamamak, plan yapmamak, kısacası anlık yaşamak olduğunu düşünüyor.  Aslında  anı yaşamak, öylesine pervasızca yaşamak falan değil. Anı yaşamak; şu an yaşadığımız anın farkında olarak bu anı doyasıya yaşamak demek. Günümüzde anı yaşamak çoğu insan için pek mümkün olmuyor aslında.

Anı yaşamamızı engelleyen birçok durum var. Bunlardan biri de her şeyi çok fazla ve sürekli düşünmek. Çoğumuz içinde bulunduğumuz anı yaşamak yerine o anın içinde sürekli bir şeyleri düşünüyoruz. Kafamız hep farklı şeylerle dolup taşıyor. Evet, hayatta hepimizin sorunları var. Ama bu sorunları bütün güzel anlarımızın ortasına oturtup sürekli düşünürsek iş daha çıkmaz yollara sapabilir. Sorunlarımızı düşünmek için bile özel bir zaman ayırmalı ve yaşadığımız anı kaybetmemeliyiz. 

Anı yaşamamıza gölge düşüren bir diğer şey ise gelecek kaygısı. Özellikle genç kesimde gelecekle ilgili çok fazla kaygı var. “Acaba iş bulabilecek miyim? Okul bitince ne yapacağım?” vs. birçok soru var düşünülen. Sürekli gelecek kaygısı yaşamak bizi strese sokmaktan başka bir işe yaramaz.

Çok fazla gelecek kaygısı yaşayan biri olarak şunu söyleyebilirim ki sürekli gelecekte ne olacağını düşünüp karamsarlığa kapılmak şu anı kaybetmekten başka bir işe yaramıyor. O yüzden geleceği düşünmeyi bırakın ve şu an içinde bulunduğunuz anın tadını doyasıya çıkarın. 
Günümüz dünyasının getirdiği en büyük problemlerden biri de birçok işi bir ana sığdırmaya çalışmak. Evet çok fazla işimiz var. Belki kendimize ayıracak sadece hafta sonlarımız var. Hafta içi iş ya da okul derken zaman akıp gidiyor. Eğer işlerimizi bir plana koyarsak her şeyimiz daha düzenli olur ve o anın farkında olarak dolu dolu yaparız her şeyi.  

Çoğumuzun yaptığı büyük hatalardan biri de sürekli telefonla iç içe yaşamak. O an telefona ihtiyacımız olmasa bile elimizden düşürmüyoruz. Yemek yerken, otobüste, arkadaşlarımızla sohbette, hastanede, pastanede her yerde elimizden düşmeyen bir şey halini aldı telefonlarımız. Artık çantamızda bile taşımıyoruz.

Elimize yapışmış durumda geziyoruz. Mesela; youtubeda sevdiğimiz bir şarkıyı dinlemek varken onun kaydını almaya çalışarak o anın zevkini yaşayamıyoruz. Yemek yerken bile whatsaba durum atalım, ınstagrama hikaye atalım derken yediğimiz yemekten zevk alamıyoruz. Ve anın tadı teknolojiden kopmamamızla beraber kaçıyor aslında. Teknolojiyi hayatımızın içine bu kadar sokmamalı, yaşadığımız güzel anları etkilemesine izin vermemeliyiz. Kısaca yaşadığımız anı ıskalamamalıyız. Çünkü; kimsenin yarın hayatta  olacağına dair güvencesi yoktur. Sahip olduğumuz ve kontrol edebildiğimiz tek zaman, içinde bulunduğumuz andır.

Aklımızı yaşadığımız ana verebilirsek, hayattan daha fazla zevk alırız. Hayatınızı; geçmişinizi, hatalarınızı ve keşke’lerinizi düşünerek heba etmekten vazgeçin. Şimdiye kadar her ne hata yaptıysanız yaptınız! Ne kadar çok başarısızlığa uğradıysanız uğradınız! Pişman olduğunuz ne kadar çok karar aldıysanız aldınız! Hepsini ama hepsini bir kenara atmayı öğrenin. Sonuçta; keşke’lerinizi, düşünerek, onlar üzerine kafa yorarak kendinize iyilik yapmış olmuyorsunuz. Veya tekrar tekrar pişmanlık yaşayarak hatanızı düzeltmiş falan da olmuyorsunuz. Hayatı ıskalamamak için şu an bulunduğunuz anı tadını çıkara çıkara sanki bu anın tekrarı yok yarın hiç olmayacakmış gibi doyasıya yaşayın! Yazımı Oscar Wilde’nin “Yaşamak, yeryüzünde en nadir rastlanan şeydir, insanların çoğu yalnızca var oluyorlar o kadar.” sözüyle tamamlamak istiyorum. 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat