MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
SANAYİLEŞME STRATEJİSİ
R.Bülend KIRMACI
YAZARLAR
25 Eylül 2019 Çarşamba

SANAYİLEŞME STRATEJİSİ

Ticari Hayat Gazetemizde geçen Çarşamba manşetten verilen “Sanayileşme bir yaşam sorunu” başlıklı yazımın hemen yanında ilk sayfada sürmanşetten bir haber yer alıyordu: “Sanayi ve Teknoloji Stratejisi bugün açıklanacak”. Öyle de oldu 18 Eylül 2019 günü bu stratejik belge açıklandı ve bizim gazetemiz de dahil diğer belli başlı gazetelerde bu konu haberleştirildi… Amacım yazımı tekrar hatırlatmak değil, konuyla ilgili haberi bu yazım vasıtasıyla tekrar gündeme getirmek. Çünkü konu yaşamsal önemdedir ve bu kertede önemli konuların / olguların fikri-takibi esastır. Bıksak da usansak da tekrarlamak, anımsamak, hiç ama hiç unutmamak zorundayız.

Artık belgesi var!

Artık orta yerde bir strateji belgesi de var ve üstelik bu belge bir anlamda devletin söz-verimi (taahhüdü) niteliğinde… Sanayi ve Teknoloji Stratejisi belgesi bizzat Sayın Bakanın katılımıyla açıklanmış… Böylelikle hem hükümetini hem de devleti bir yerde bağladı. Umarız serdedilen hedeflere vaat edilen zaman dilimi ve öngörülen kapasitede ulaşılabilir. Umarım Türkiye benim bir önceki yazımda da belirttiğim gibi endüstri devleti, sanayi toplumu olma yolunda hızla, güvenle, kararlılıkla yol alır… Bu yol zor ve zahmetlidir ancak bu emeğe değerdir.  Türkiye büyük düşünmek, büyük üretmek, büyük tüketmek, büyük fabrikalar yükseltmek zorundadır. Bu sanayileşmenin kalitesine bağlı bir olgudur.

Endüstri devleti, sanayi toplumu

Çünkü eğer sanayileşmenin önünü açarsak ve sanayi toplumu/endüstri devleti olma yolunda daha da ilerlersek;  giderek güçlenen, dengeli büyüyen, bir Türkiye’yi kurabiliriz! Bu amaçlar ve bu hedefler doğrultusunda üretken sanayi yatırımları desteklenmeli, teknolojiye aktarılan fonlar artırılmalı, Teknoparkları, OSB’leri, bankasıyla, finans sektörüyle sanayi yatırımları desteklenmelidir. Bugünkü yazıma konu olan stratejik belgenin de özüne uygun olarak, devlet, endüstri devleti olarak hizmetlerini organize etmelidir. Gerçekten ve genel olarak sanayileşmeden alacağımız güçle; ekonomik, teknolojik hatta kültürel açıdan kalkınmamızı çok daha etkili aşamalara taşıyabiliriz… Bu yazıya konu olan belgeyi de işte bu amaca hizmet eden bir üst düzey belge olarak umutla karşılıyor; her duyarlı yurttaş ve mütevazi bir aydın olarak belgedeki hedeflerin gerçekleşmesini temenni ediyorum.

Teknolojik üretim

Sanayi ve Teknolojide Yeni Strateji ve hedefler belgesine dönersek… Buna göre 11. Kalkınma Planı’nın odağında sanayi ve teknolojinin bulunduğu ifade edildi. Birinci hedef, Milli gelirde imalat sanayisinin payını artırmak ortalama yüzde 16,5 olan bu payı, 2023 yılında yüzde 21’e çıkarmak olarak belirlendi. Öte yandan gelişmiş bir sanayi için, sanayide çalışan işçi başına katma değeri 35 bin dolara ve imalat sanayisi ihracatını da 210 milyar dolara yükseltmek gerektiği ifade edildi. Bir başka hedef teknoloji yoğunluğunun artırılması ve imalat sanayi ihracatında ileri teknoloji ürünlerinin payının yüzde ellilerde belirmesi

Ar-Ge

Teknolojik atak deyince işin içine AR-GE giriyor. Araştırma-Geliştirme etkinliklerinin milli gelir içinde yarım puanı bile bulmayan payının yüzde 1,8’e yükseltilmesi öngörülüyor. Evet bu alanda 300 bin çalışanın yerini alması ve dahası yazılım alanında 500 bin kişiye istihdam sağlanması zor ama ulaşılmayacak hedeflerden değil…

Tüm bunlar biraz da teknoloji tabanlı yıllık 5 milyarlık yatırım kapasitesine ulaşmakla mümkün görünüyor.

Proje bazlı teşvik

Açıklanan sanayi stratejisinde 5 ana bileşen ve 23 alt politika belirlenmiş. Bizzat Bakan Varank şunları kaydediyor: “İlk bileşenimiz Yüksek Teknoloji ve İnovasyon. Burada amaç, ülkemizi kritik teknolojilerde rekabetçi bir yapıya kavuşturup, küresel ligde önemli bir oyuncu haline getirmek. İkinci bileşen olan Dijital Dönüşüm ve Sanayi Hamlesi’yle, teknoloji odaklı sanayileşme için somut adımlar atacağız. Girişimcilik alanında uygulayacağımız politikalarla, fikirden ürüne kadar tüm süreçte girişimci sayısını artıracak ve ekosistemi daha da güçlendireceğiz. Beşeri sermayenin dönüşümü ve altyapı alanında hayata geçireceğimiz politikalar, başarıya giden yolun hızlandırıcıları olacak.” Nihayet Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi programı uyarınca yatırım tutarının 50 milyon lirayı aşması durumunda, proje bazlı teşvik sisteminin devreye alınacağı da en üst düzeyden belirtiliyor.

Yapay Zeka, dijital dönüşüm

Stratejik alt sektörlere ayrı bir önemin verileceğinin belirtildiği benim tanımlamamla Sanayi Yol Haritasında, kimya, ilaç, ulaşım araçları, makine, bilgisayar, elektronik, optik, elektrikli teçhizat sektöründeki stratejik malzeme üretiminin teşvik edileceği de açıklanmış… Fakat asıl çarpıcı vurgulardan biri Dijital Dönüşüm ve Yetkinlik Merkezleri kurulması…Dahası girişimcilik ekosisteminde yer alan tüm paydaşların faydalanması için Türkiye Girişim Ekosistemi Platformu ve internet sitesini kurulacağı da açıklanmış bulunuyor. Bütün bunları bir Yapay Zeka Enstitüsü izleyecek ve sanayi gerçekten stratejik bir kalkınma motoru, kalkınmanın dinamosu, itici ve belirleyici gücü olarak yaşamımızı belirleyecek

İlla ki sanayileşme

Sanayi ve Teknolojide stratejik hedefler belgesi, ana hatları, kaynakları, takvimi ve giderek somutlaşacak eylem planı ile hayatımıza girerken, sanayileşme üst başlığı altında yapılması gerekenleri bir kez daha anımsamakta sayılamayacak kadar çok yarar görmekteyim. Evet, Kamu yatırımcılığına özel bir önem verilerek, büyük yatırımlar planlanmalı, Üretken yatırımlar tam anlamıyla desteklenmeli, Teknolojiye ve AR-GE’ye aktarılan fonlar dörde katlanmalı, Bankasıyla, finans sektörüyle sanayi yatırımları desteklenmeli, Yatırımlar yurt genelinde artırılmalı, dengeli dağıtılmalıdır. Sanayileşme hamlemizi ve hedeflerimizi gerçek kılacak önemli başka olgular da vardır ki bunlar da asla ihmal edilmemelidir. Gelir dağılımının düzeltilmesi, talep ve arz istikrarına katkı yapacak tedbirlerin alınması, eğitim alanında mesleki ve tekin eğitime önem verilmesi, tüketici haklarının geliştirilmesi ve uluslararası standartlarda üretim yapacak yatırımların ayrıca özendirilmesi bunlardan başlıcalarıdır…

Sonuç

Türkiye hızla üreten, hakça bölüşen, geliri adil dağıtan, tasarrufu yatırıma yönelten ve tabii dünya ile giderek daha çok rekabet edebilen bir ülke haline gelmek ve bu doğrultuda gelişmesini sürekliliğe ve süre istikrarına kavuşturmak zorunda olan bir ülkedir. Ne mutlu buna emek veren işçiye, emekten bilen girişimciye ve emekle bilimi birleştiren aydınlara…

 

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat