MENÜ
Ankara 17°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
TOP SESLERİ ALTINDA ÖĞRETMENLER KONGRESİ
Hatice TOPÇU
YAZARLAR
3 Eylül 2019 Salı

TOP SESLERİ ALTINDA ÖĞRETMENLER KONGRESİ

“Eğitimdir ki, bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da esaret ve sefalete terk eder.”

Mustafa Kemal Atatürk

26-30 Ağustos Zafer Haftası dolayısıyla bugünkü yazıma düşmanla silahıyla mücadele ederken, kafasıyla da mücadele etmesi gerektiğine inanan büyük bir milletin; savaşın top sesleri altında düzenlediği ‘Öğretmenler Kongresi’nde Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı konuşmadan bir bölüm ile kongrede yaşanan bir anekdotu anlatmak istiyorum (Kongrede Atatürk’ün yaptığı konuşma ve anekdot, Turgut Özakman’ın güzel kalemiyle yazdığı essiz eseri ‘Şu Çılgın Türkler’ romanından alınmıştır).

Tarih 15-21 Temmuz 1921 Eskişehir-Kütahya Savaşları yapılmaktadır. Sakarya’da asker doğuya çekilmektedir. İşte Öğretmenler kongresi böyle bir ortamda Ankara Öğretmen Okulu salonunda 180 kişiden fazla bir katılımcıyla toplanmıştı.

Ön sıralarda bakanlık yetkilileri ve milletvekilleri oturuyordu. Üçüncü ve dördüncü sıranın sol yanında on kadar kadın öğretmen yer almıştı. Arkalarındaki, önlerindeki ve yanlarındaki sıralar boş bırakılmış, böylece kadın ve erkek öğretmenler birbirlerinden ayrılmışlardı.

Eğitim Bakanı’nın kısa konuşmasından sonra Mustafa Kemal Atatürk kürsüye gelmişti. Mustafa Kemal Atatürk’ün konuşmasının önemli bölümleri:

“Muhterem hanımlar, Efendiler! Bizi yaşatmamak isteyenlere karşı, yaşamak hakkımızı savunmak üzere toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi burada, Ankara’da açıldı. Bugün Ankara, milli Türkiye’nin milli eğitimini kuracak olan Öğretmenler Kongresi’ne de sahne olmakla iftihar duymaktadır.

Derin bir idari ihmalin devlet varlığında açtığı yaraları sarmak için en büyük çalışmayı hiç şüphesiz eğitim için yapmamız gerekiyor.

Şimdi maddi ve manevi bütün güç kaynaklarımızı düşmanlara karşı kullanıyoruz. Ancak bu savaş günlerinde bile dikkat ve özenle işlenip çizilmiş bir milli eğitim programı yapmaya emek sarf etmeliyiz.

Milli Eğitim programı derken hurafelerden, yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün tesirlerden uzak, tarihi ve milli karakterimize uygun bir kültürü kastediyorum…”

O sırada salonun kapısı açılır Salih Omurtak görünür, Salih Bozok’a dışarıya gel işareti yapar,

“Hayrola?” diye sorar Salih Bozok.

“4.Grup cephesi, Yumruçal-Nasuhçal arasında yarıldı.  Düşman ordu içine sızıyor. Paşa hemen Genelkurmay’a gelse iyi olacak.” 

Birlikte içeri girerler ve konuşmanın bitmesini beklerler.

“… Silahıyla olduğu gibi kafasıyla da mücadele mecburiyetinde olan milletimizin, birincisinde gösterdiği kudreti, ikincisinde göstereceğinden asla şüphem yoktur. Her türlü güçlüğü göze alarak bu yolda sarsılmadan yürüyeceğinize inanıyorum. Göreviniz çok önemli ve hayatidir. Bunda başarılı olmanızı Cenab-ı Hak’tan temenni ederim.”

Paşa kürsüden ayrılırken Salih Bozok kulağına haberi söyler.  Milletvekilleri ve bakanlar Mustafa Kemal’in çevresine toplanmaya başlamışlardır. 

“Anladım ama önce yapmam gereken önemli bir iş var. Sonra birlikte gideriz.” der ve aranarak “Mazhar Müfit Bey?” diye seslenir. Mazhar Müfit Bey yaklaşır. Mustafa Kemal Paşa sesini herkesin duyabileceği şekilde yükselterek;

“Kongreye hanım öğretmenleri çağırdığınız için sizi kutluyorum. Ama hanım ve efendileri niye böyle ayrı oturttunuz? Sizin kendinize mi güveniniz yok, yoksa Türk hanımlarının faziletine mi? Bir daha böyle bir ilkellik görmeyeceğimi ümit ederim.” (Özakman, T. 2005, sayfa: 183-184).

Milletimiz bu zor dönemlerden geçerek bağımsız bir millet olmuştur. Büyük önderin kongredeki konuşmasından yola çıkarak; Eğitimin ithal edilemeyeceğini; inşa edilebileceğini, ancak bu şekilde bağımsızlığımızın mümkün olabileceğini düşünüyorum. Yani eğitimin bir milletin özüne, kültürüne, değerlerine uygun olmasının, o milletin bağımsızlığı için olmazsa olması olduğunu düşünüyorum. Nitekim başöğretmenimiz kongredeki konuşmasında bunu; “…hurafelerden, yabancı fikirlerden, doğudan ve batıdan gelebilen bütün tesirlerden uzak, tarihi ve milli karakterimize uygun bir kültürü kastediyorum.” sözleriyle ifade etmiştir.

Türk kadını savaşta ve barışta üzerine düşen görevi her zaman yerine getirmiştir. Milli mücadele tarihimizin sayfaları kadın kahramanlarımızın öyküleriyle doludur.  

Büyük önderimizin kongrede kadınların ayrı oturtulmasına yönelik müdahalesi doğrultusunda bir anlayış geliştirebilseydik eğer bu gün dünyanın kadınlar için en iyi ülkelerinden biri olabilirdik. Dünya Ekonomik Forumu (WEF)’in cinsiyet eşitsizliği raporunda İzlanda birinci sırada yer almıştır. Türkiye ne yazık ki 144 ülke arasında 131. sırada  bulunmaktadır (http://www.skdturkiye.org/esit-adimlar).

Kurtarıcı ve kurucu liderimizin her konuda bize bıraktığı büyük vizyonları bulunmaktadır. Büyük önderimizin; “Ey kahraman Türk kadını, sen yerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.” Vizyonunu gerçekleştirebilmek ve eğitim vizyonumuzu milli kimliğimiz doğrultusunda biçimlendirebilmek umuduyla, 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Sağlık ve esenlikle kalın…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Fatma Altekin
 5 Eylül 2019 Perşembe 11:00
Yüreğine sağlık çok önemli konuyu ele aldın Haticeciğim seni yürekten kutluyorum takipteyim güzel makalelerini okumaktan zevk alıyorum yolun açık olsun başarıların daim olsun
 Hasan Akgül
 3 Eylül 2019 Salı 11:51
Değerli hocam yine milli duygularımızın yüksek olduğu 26-30 Ağustos haftasında anlamlı bir yazı kaleme almış liderimizin ileri çağdaş görüşlülüğünü çok güzel ifade etmişsiniz teşekkür eder saygılar sunarım
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2020 Ticari Hayat