MENÜ
Ankara 11°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Hasan AKGÜL
YAZARLAR
29 Nisan 2021 Perşembe

ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ

Kamu ve özel sektör dışında üçüncü bir sektör oluşturan “Sivil Toplum Kuruluşları” toplumdaki çeşitli sorunları bağımsız olarak ele alıp kamuoyunu bilgilendirme ve aydınlatma görevi yapar, öneriler sunarlar. 

Ülkemizde kişi başına düşen sivil toplum kuruluşu sayısı gelişmiş ülkelere göre düşüktür. Bu durum gönüllü sayısını da etkilemektedir. Gelişmiş ülkelerin pek çoğunda STK’lar devletin finansman desteğinden yararlanmaktadırlar. Güçlü, çeşitli, çoğulcu, sürdürülebilir bir sivil toplum için uygun ortamların oluşturulması ile sosyal ve ekonomik kalkınma süreçlerine toplumun tüm kesimlerinin daha etkin katılımının sağlanması hedeflenmelidir. STK’lar toplumun talep ve beklentilerinin yerine getirilmesinde demokratik sürecin etkili işlemesinde, toplumda güven düzeyini artırmada farklı insanların bir araya gelerek ortak bir amaca hizmet etmesinde önemli rol oynayan kuruluşlardır. STK’lara kalkınmanın önemli bir paydaşı olarak özel önem verilmesi, birçok faaliyet ve hizmetin yürütülmesinde STK’ların rolü ve Kamu STK iş birliği oldukça önemlidir. Günümüzde STK’ların varlığı ve etkisi gelişmişliğin önemli bir göstergesi haline gelmiştir. STK’lar önemli bir istihdam sahası, sosyal refahın yükselmesinin önemli kurumları ve kültürel değerlerin korunması ile gelecek kuşaklara taşınmasının önemli merkezleridir. STK’ların işlevlerine ilişkin başlıca  dört temel rol tanımlanmaktadır. 

1-Hizmet sunucu rolü

2-Öncü olma  

3-Kültürel değerleri koruma   

4-Mağdurları Savunuculuk 

Devletle iş birliği yanında STK’lar için yerel yönetimlerle iş birliği de önemlidir. Ülkemizde STK’ların faaliyet sahalarında; Mesleki dayanışma, spor ve din hizmetleri hemşehricilik öne çıkmaktadır. Bu konularda güçlü bir tecrübe ve sağlam bir alt yapımız mevcuttur. Devletin Stratejik Planlama süreçlerine STK’ların katılımlarının sağlanması ve katkılarının alınması çok yararlı olur. Hazırlanacak mevzuatta STK’ların görüşlerinden faydalanılmalıdır. Belediye Kanunu STK’ların karar alma mekanizmalarına katılımına önem verir ancak bu konu uygulamada yeterli değildir teşvik edilmelidir. Belediye ve İl Özel İdaresi Kanununda STK’larla ortak hizmet ve projelerden bahsedilmektedir. Kent Konseyi ile ilgili Belediye Kanunundaki düzenlemede STK-Yerel yönetimler iş birliğinin yapısı ve işleyişi belirlenmiştir. Büyükşehir Belediye Kanununda belediye hizmetlerinin yerine getirilmesinde STK’larla iş birliği yapılması bir görev ve sorumluluk olarak yer almıştır. Katılım sürecinde olduğumuz AB, dinamik, çoğulcu ve yetkin sivil topluma önem atfetmekle ve kamu ile STK’lar arasında yapıcı ilişkiler kurulmasının önemini kabul etmektedir. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde en önemli paydaşlardan birini STK’lar oluşturmaktadır. 

26 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe giren AB ülke strateji belgesinde sektör önceliği olarak kabul edilmiş sivil toplum sektörünün hedefi;

a-Kamu-sivil toplum diyaloğunun güçlendirilmesi,

b-STK’lara yönelik yasal çerçevenin iyileştirilmesi,

c-STK’ların kapasitelerinin güçlendirilmesi ve

d-Sivil toplum diyaloğunun geliştirilmesi şeklinde tanımlanmıştır. AB’nin sivil toplum sektörüne mali desteğin genel hedefi demokratik yapıları ve süreçleri, temel hakları ve hukukun üstünlüğünü güçlendirmek, böylece AB entegrasyon sürecini desteklemektedir. Yasal, yapısal ve kültürel eksikliklerimizden kaynaklanan gönüllülük faaliyetlerinin gelişme göstermesi beklentilidir.

Türkiye’de STK’ların gelişmesi ve kalkınma sürecinin daha aktif paydaşları olmasında hukuki, mali, ekonomik sosyal idari ve mali sürdürülebilirliğinin önemli bir sorun olduğu gözlemlenmektedir. Toplumda güven düzeyinin düşük olması STK’ların mali desteğini, iş birliğini, üye ve gönüllü sayısının düşük olmasını etkilemektedir. Kamuoyunda STK’lara karşı mesafeli bir yaklaşım sergilenmesi STK’ların gelişmesini engellemektedir. Görünürlülükleri ve bilinirlikleri, toplumsal kabulü düşük yapılardır. Doğrudan STK’lara ilişkin bütüncül ve demokratik bir yaklaşımla kapsamı, hukuki statüleri, kurumsal yapıları, faaliyetleri, gönüllüleri, kamu kurumlarıyla ve diğer yapılarla ilişkileri, finansal kaynakları gibi hususları düzenleyen bir çerçeve yasaya ihtiyaç vardır. STK’ların kurumsallaşma düzeylerinin düşük kaldığı ve işlevlerinin sorunlu yönetim yapıları, yetersiz kaynaklar ile kopuk ilişkilerle gördükleri bilinen bir gerçek olup iyileştirici tedbirler alınmalıdır. Gönüllü ve profesyonel çalışanların oluşturduğu insan kaynağı yeterince gelişememektedir.

Ülkemizde STK’lar aracılığıyla bağış yapma oranı düşüktür. Yurt dışındaki vatandaşlarımızın oluşturduğu STK’lar ile koordinasyon eksikliği giderlimelidir. STK’ların gerek devletin gerçekleştirdiği uygulamalara ve gerekse piyasa ekonomisinin bazı mekanzimalarına karşı koruyucu bir işlevleri vardır. Toplumsal sorunların çözümünde çok geniş bir alanda aktif rol oynamalıdırlar. Avrupa Konseyince hazırlanan “Politik Karar Alma süreçlerine Sivil Katılım Rehberi ülkemiz tarafından onaylanmıştır. Bu rehbere göre karar alma süreçlere sivil katılım; bilgilendirme, danışma, diyalog ve aktif katılımda dahil olmak üzere farklı biçimlerde olabilir. BM’lerin küresel eylem planları katılımcılığı ve ortaklıklara dayalı yaklaşımı benimsemiştir. Yaşadığımız depremlerde STK’ların yoğun çalışmaları takdir edilmektedir. STK’ların; küresel, bölgesel, ulusal ve yerel etkileşim alanlarında hareket etmeleri önemli beklentidir. Aktif vatandaşlık kavramını hayata geçirecek, STK’lardır. Kamu, STK’yı paydaş olarak görmelidir. STK’ların; kamu kurumları, özel sektör ve üniversiteler ile sağlıklı ilişkiler geliştirmesi ve bu ilişkilerin başarılı iş birliğine dönüştürülmesi önemli hedeftir.

STK’lar, insan hakları temelli evrensel değerler ve etik ilkelerin aktarılmasını başarabilecek yapı taşlarıdır. İnsan hak ve hürriyetlerinin kuvvetlenmesi ve korunmasında yardımcı olacaklar, STK’lar arasında bir izleme komisyonunun oluşturulması, yapılmak istenenlerin gerçekleşmesinde yararlı olur. Sosyal ve ekonomik kalkınma süreçlerine katılarak, aktif rol üstlenmeleri teşvik edilmelidir. Sosyal girişim modelini yaygınlaştıracak STK’lardır. STK’larda hayat boyu öğrenme anlayışı güçlendirilmelidir. Uluslararası alanda görünürlülükleri sağlanmalıdır. STK’lar serbest zamanların değerlendirilebileceği gençlerin aktif yaşama ve yaşlılara olumlu katkılar sağlanacağı önemli mekanlardır. Eşitlik, saygı ve dayanışma gibi ortak insani değerlerin buluşma yeri olarak; eşitsizliklerin azaltılması, toplumun barış ortamının gelişmesine katkıları büyük olacaktır. STK projesi araştırmalarına önem verilmelidir.  Türkiye Emekliler Derneği gibi ülke STK’ları, hem ülkesini uluslararası alanda temsilde, göstermiş olduğu çalışmalar özellikle emekli ve yaşlı hakları alanında mücadelesinde kamu kurumları ve üniversiteler nezdindeki kabul edilirliğine ülkemizin ne kadar ihtiyacı olduğu açıktır. TUED,TEMAD,KIZILAY gibi Dernekleri kuran ve yaşatanlara bir kere daha saygılarımı sunuyorum. Sağlıklı günler dilerim.

 Kaynakça:Sayın Av.Cafer Tufan YAZICIOĞLU

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Mahmut Soysal.
 30 Nisan 2021 Cuma 14:22
Olan bir oluşum hiç olmayandan daha iyidir.örgütlü toplum demokrasinin vaz geçilmezleridir.saygilar.1.bayramının tüm çalışanlara iyilikler getirsin kutlarım.
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2021 Ticari Hayat