MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
VAR OLMAK
Hatice TOPÇU
YAZARLAR
23 Temmuz 2019 Salı

VAR OLMAK

Hep eksik yaşadık zamanları,
Bir parçamızı, bir yerlerde bırakarak.
Ömrümüz yarımları tamamlamaktı sanki!
Yarımlar bütün mü, tamam mı? 
Karmaşasında var olarak.
Hep eksik yaşadık zamanları, bölünüp parçalanarak…

Yukarıdaki şiir kız kardeşimin ve şiir dün gece yazıldı. Aslında kız kardeşimin şiir konusunda çok iddiası olmadı bu güne kadar. Dün Ankara’da benimleydi ve akşam onu Fethiye’ye gitmek üzere 21.30 otobüsüne bindirdim. Bu şiiri yolda yazmış. Telefonuma mesaj olarak gönderdi ve  “Olmuş mu?” diye sordu. Okudum, bir daha, bir daha, bir daha okudum… Yazıma nasıl başlasam diye düşünüyordum ve başladım. İnsanı düşündüm…

İnsanın en büyük dostu kendisidir. İnsanın en büyük düşmanı yine kendisidir. İnsanı en çok mutlu eden, insanı en çok üzen, insanı en çok koruyan, insana en çok zarar veren, insanı en çok seven, insandan en çok nefret eden yine insanın kendisidir. İnsanın barındırdığı bu karşıtları daha da çoğaltılabiliriz… Ama dostlarım bana biraz daha kısa yazmalısın diyorlar…

Nedir insanı bu kadar karmaşık, anlaşılmaz, dayanılmaz yapan şey? Nedir insanın insandan çektiği ve nedir insanın paylaşamadığı? İnsanları içine çeken, kendinden uzaklaştıran, başkalaştıran ve dönülmez bir yolun yolcusu yapan şey nedir? Yaradılış mı, aldığı eğitim mi, yaşadığı hayat mı? Bakın yanıtlanması gereken ne çok soru var. İsterseniz cevaplara yine “İnsan” la başlayalım. 

İnsan; Toplum halinde bir kültür çerçevesinde yaşayabilen, düşünme, konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, yeni bulgularla değişimler ve biçimler oluşturabilen canlıdır. Klasik felsefeye göre insan; “Düşünen Bir Varlıktır.” Bazı düşünürler insanı bencil, çıkarcı, kötü bir varlık olarak nitelendirirken, bazı düşünürler de insanı doğası gereği iyi bir varlık olarak, özgür ve mutlu bir varlık olarak nitelemişler. Aristoteles’e göre insan toplumsal bir varlık iken, Hobbes’e göre insan toplumsal bir varlık olamaz şeklinde nitelenmiştir. Kant ise insanda hem toplumsallaşma, hem de toplum dışı olma eğilimi olduğunu ifade etmiştir.

Konu derin ve günümüze kadar çok şey yazılmış insana dair. Ben genel bir kavram olan insandan özele doğru gitmek istiyorum. İnsan için özel olan kavram kimliktir. İnsanları birbirinden ayıran kimlikleridir. Bu yüzden insanların kendilerine sorması gereken ilk soru “Ben Kimim?” sorusu olmalıdır. 

İnsanlara ‘Kimsin?’ sorusu sorulduğunda, adını soyadını söyler, karşısındaki eğer onu tanımamışsa, annesinin babasının bilgilerini verir yine de karşısındaki kim oluğunu anlatamamışa soyunu, sopunu anlatır.  Oysa “Kimsin?” sorusunun yanıtı bu kadar basit değildir, olmamalıdır…
İnsanlar başkalarını merak ederler, onların nasıl insanlar olduklarını değerlendirirler, onlar hakkında yorumlar yaparlar, çıkarımlarda bulunurlar ama konu kendilerini tanımaya gelince böyle bir gereksinim duymazlar. Belki de insanların birbirlerine zarar vermelerinin nedeni budur…

Örneğin, iş talepleri ya da çalışılan işte yükselmek için özgeçmiş hazırlanır. Özgeçmişte nelerin olduğunu hepiniz bilirsiniz... Son derece mekanik, bir nesneyi anlatmak gibi şeyler… Oysa insan daha derin ve farklıdır. Onu doğumu, okuduğu okullar ve yaptığı çalışmalarla nitelemek bir yanını hayatın içine almak, diğer yanlarını devre dışı bırakmaktır. Bu da onu eksik yaşamaya mahkûm etme sonucunu doğurur. Eksik yaşayan insanların yaşadıkları dünyanın da eksik olacağı açıktır. 
Toplumsal yaşam insanı nereye taşımıştır? Onları önceden belirlenen amaçlar doğrultusunda yetiştirmek ve istenilen kalıplara uygun hale getirmek! Bunun dışına çıkmış olanları da ötekileştirmek… Çok mu katı bir değerlendirme yaptım?  Devam edelim…

İnsanların gerçekte kim oldukları, potansiyellerinin ne olduğu,  neleri istedikleri, insanın mutlu olabilmesi için gerçekte nelere gereksinim duyduğu? vb. gibi gerçek nedenlerle hiç ilgilenilmediğini düşünüyorum. Sokrates, yüzyıllar öncesinde; öğretmenin yapması gereken şeyin bilginin ortaya çıkmasını sağlamak olduğunu söylerken, bugün hala egemen ideolojiler doğrultusunda tek tip insan dayatması ile insanların farklılıklarını yok etmekle meşgul bir dünyada yaşıyoruz.  
Bu da insanın dünyaya yabancılaşması ve insanın yalnızlaşması sonucunu doğurmaktadır.  İnsanlık bunun bedelini derin bir yalnızlık, kendini gerçekleştirememe ve mutsuzlukla ödemek zorunda kalmıştır. Ancak varlığını sürdürebilmek için de buna mecbur bırakılmıştır. Bu mecburiyet karşısında insan, zamanı tüketen ancak içinde olmayan bir konuma taşınmış, adeta nesnelleştirilmiştir. 

George Bernard Shaw’ın  “Hayat kendini bulmak değildir. Hayat kendini yaratmaktır” sözü bu yanlış gidişi çok güzel açıklıyor. Yukarıda “Ben Kimim?” sorusuyla kendimizi bütüncül bir anlayışla tanımamız, potansiyelimizin farkında olmamız ve Shaw’ın dediği gibi kendimizi yaratmamız gerekiyor. Kaçımız ne kadar yılımızı kendimiz olmadan harcadık. Yaşantımıza dönüp baktığımızda bu konuyla ilgili bir hesap çıkarabilir miyiz?  Bir yıl, üç yıl, beş yıl, on yıl, 50 yıl, ya da bir ömür. Ne acı değil mi? Ne zor şeymiş insanın kendisi olması…

Sevgili kız kardeşim İnci Topçu’ya yukarıdaki şiiri için teşekkür ediyorum. Fark etmek kendin olmanın başlangıcıdır. Ama erken ama geç… Fark etmeden göçüp gidenler bu gidişin en talihsizleri… Bu arada dostlarım bu yazımı da uzun bulacaklar ama konu beni böyle yönlendirdi...
Devam edeceğiz. Sağlık ve mutlulukla kalın…

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Keriman Tuğcu
 24 Temmuz 2019 Çarşamba 09:16
Kalemine sağlık Hatice, insan önce kendini tanıyıp keşfetmeli. İnsanlık için iyi güzel yararlı ne yapabilirim...Mutluluk toplumsal düşünmeyle başlar...Okurun çok olsun. Sevgimle.
 Keriman Tuğcu
 24 Temmuz 2019 Çarşamba 09:16
Kalemine sağlık Hatice, insan önce kendini tanıyıp keşfetmeli. İnsanlık için iyi güzel yararlı ne yapabilirim...Mutluluk toplumsal düşünmeyle başlar...Okurun çok olsun. Sevgimle.
 Keriman TUĞCU
 24 Temmuz 2019 Çarşamba 08:58
Sevgili Ayşe ,kalemine sağlık. Güzel bir yazı olmuş. İnsanda ki bütün sorun kendini tanıyamama. İnsan olmanın farklılığını ve yaşama güzellik katabilmesi gerektiğinin bilincinin farkında varamama..!inş. yazını okuyan çok olur. .Sevgimle...Çalışmalarında başarılar dilerim.
 Berrin Küçük
 23 Temmuz 2019 Salı 13:14
Ablacım sizde genetik bir edebi duygular ve dile getirme var..incinin bu yönü de varmış..ne güzel..insan karşısındakine sen nerelisin diye sormadığı zaman olmuşuz demektir..Öpüyorum kalemine beynine sağlık ablacım
 Fatma Yaşar
 23 Temmuz 2019 Salı 12:09
Harika yüreğinize elinize sağlık
 Celal Ada
 23 Temmuz 2019 Salı 12:05
Güzel çalışma olmuş. Tebrikler.
 İnci Topçu Ada
 23 Temmuz 2019 Salı 11:55
Var olma ya da kendini gerçekleştirme sürecinde insan. Çok yazılmış çok irdelenmiş bu yazı da bir bakış bir objektif tutuyor bizlere. Yüreğine eline sağlık..
 İnci Topçu Ada
 23 Temmuz 2019 Salı 11:55
Var olma ya da kendini gerçekleştirme sürecinde insan. Çok yazılmış çok irdelenmiş bu yazı da bir bakış bir objektif tutuyor bizlere. Yüreğine eline sağlık..
 Hasan Akgül
 23 Temmuz 2019 Salı 10:15
Ticari HAYAT GAZETESİ YETKİLİLERİNİ KUTLUYORUM. YENİ BİR YAZARLA BİZLERİ BULUŞTURDUKLARI İÇİN. SAYIN HATİCE HANIMI BU GÜZEL ANLAMLI YAZISI İÇİN TEBRİK EDİYOR BAŞARILAR DİLİYORUM
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2019 Ticari Hayat