MENÜ
Ankara -3°
Ticari Hayat
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
YANGIN KÂBUSU
Bünyamin ALTINTAŞ
YAZARLAR
21 Ağustos 2021 Cumartesi

YANGIN KÂBUSU

Manavgat, Adana, Mersin, Marmaris, Fethiye, Bodrum, Köyceğiz başta olmak üzere yüzün üzerinde yangın ormanlarımızı kül etti.

Söndürme çalışmalarının uzun sürmesi tartışmalara neden oldu. Konuşulması gereken çok konu, sorulması gereken çok soru var elbet. Yangınların çıkış nedeni ve söndürme çalışmalarıyla ilgili tartışmalar sürerken üzerinde asıl düşünmemiz gereken mesele Türkiye’nin orman varlığının geleceği. 

Zira rakamlar, pek de iç acıcı olmayan bir tabloyu açıkça ortaya koyuyor. 2011-2020 arasında yıllık ortalama orman yangını sayısı 2631, yanan alan ise ortalama 9096 hektar.

Geçen yıl yani 2020’de ise orman yangını sayısı 3399, yanan alan hektarı da 20971. Son bir yılda orman yangınlarında yüzde 29,19, kaybettiğimiz orman alanında ise yüzde 131,55 artış olduğu ortada. Son yaşadığımız kâbusun bilançosunu ise henüz bilmiyoruz.

Türkiye’nin güney illerinde orman yangınları günlerdir etkisini sürdürüyor. Yangın söndürme çalışmaları sırasında, kamu ve sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla başlatılan fidan kampanyaları da tartışma konusunu oluşturdu.

Peki, yanan arazide fidan dikerek ağaçlandırma çalışması yapmak doğru bir yöntem mi? Hemen belirtelim; uzmanlar doğal yöntemlerin ormanlık arazilerin yeniden canlandırılabilmesi için en iyi yol olduğu görüşünde.

Akdeniz ve Ege bölgelerindeki ormanlarda hakim ağaç türleri kızılçam ve yangınlarda kızılçamların tamamı yanmadı. Kızılçamlarda kozalaklar yanmıyor. Yanmayan kozalaklar külün üzerine düşüyor. Kozalaktan düşen tohumlar ise toprakta bir süre sonra filizleniyor.

Yangınların söndürülmesinin ardından yapılması gereken ilk ve en önemli şeyin fidan dikmek yerine, yanmış araziyi kontrol altına alıp, koruyup, gözlemlemek olmalı. 

Kızılçam ağaçları gençse ya da kozalağı yoksa yakın çevrede bulabileceğimiz tohumları külün içine atmak da doğru bir yöntem. Böylelikle genetik olarak da türlerin devamlılığını sağlanıyor. Yani Manavgat’ta yanmış olan alana İzmir’den toplanmış kızılçamları dikmemek gerekir. 

Öte yandan yanmış bölgede fidan dikerek yapılacak ağaçlandırmanın başka olumsuz yanları da olabilir. Ormanlar sadece ağaç değildir. Mesela Ege ve Akdeniz’de ormanlarda yaygın bir şekilde makiler de var ve bu bitkiler de yangına uyum sağlamış. 

Defne, meşe gibi bitkilerin yangın sırasında toprak üstündeki sürgünleri yanar ama kökleri zarar görmez. Dolayısıyla bir yıl içinde 1-1,5 metre sürgün verir. Ama siz fidan dikerek ağaçlandırma yapmaya ve bölgeyi kazmaya kalkarsanız bu bitkileri de öldürebilirsiniz.

Aceleyle başlatılan fidan kampanyalarına bir de bu gözle bakmakta yarar var. Lakin sözü edilen kampanyaların acilen devreye alınmasının arkasında bir başka korkunun da olduğunu belirtmeliyiz.

Yanmış orman arazilerinin imara açılma korkusu toplumda oldukça yaygın. Hızlıca yapılan fidan kampanyalarının arkasında da bu korku var.

Her ne kadar yanan ormanların imara açılması Anayasa ile engellenmesine rağmen türlü hilelerle aksi uygulamaları görüyoruz. 2B uygulamasında olduğu gibi.

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2022 Ticari Hayat